"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/103 E., 2025/177 K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, muris ...’nın maliki olduğu 1 12... , 7, 13, 15... ada 9, 11 parsel sayılı taşınmazlarını davalılardan torunu ...’ya, 1 12... , 3, 5, 8, 11; 1 14... ve 1 41... parsel sayılı taşınmazlarını ise diğer davalı torunu ...’ya satış göstermek suretiyle temlik ettiğini, davalıların yaşlarının işlem tarihlerinde küçük olması nedeniyle anne ve babalarının velâyeten işleme katıldıklarını, yapılan tüm işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, murisin paraya ihtiyacı olmadığı gibi taraflar arasında satımı gerektirecek bir neden ve davalıların da yaşlarının küçük olması nedeniyle satın alma güçlerinin bulunmadığını, satış işlemlerinin gerçek iradeyi yansıtmaması, bağış işlemlerinin de şekil şartlarını taşımaması nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...; davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, murisin kendisine bakılması karşılığı taşınmazları devrettiğini, murisin 51... parsel sayılı taşınmaza bir apartman inşa ettirerek davacı adına tapuya tescil ettirdiğini, murisin vefat edene kadar tüm sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarının kendisi ve ailesi tarafından karşılandığını, dava konusu taşınmazları ise paylaştırma amacıyla kendisine temlik ettiğini belirterek davanın reddini savunmuş; diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.03.2022 tarihli ve 2018/105 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararıyla; davacı henüz on sekiz yaşındayken ve taşınmaz satın alacak maddi geliri bulunmazken murisin dört adet bağımsız bölümü davacıya verdiği, bu şekilde lehine kazandırmada bulunduğu, dava konusu edilmeyen fakat muris tarafından alındığı beyan edilen taşınmazlar ile birlikte değerlendirme yapıldığında davaya konu temliklerin makul düzeyde kaldığı, murisin mal kaçırma niyeti ile hareket ettiğinin davacı tarafça ispatlanması gerektiği ancak dinlenen davacı tanıklarının temlikin bu amaçla yapıldığı yönünde beyanlarının bulunmadığı, beşerî ilişki bakımından davacı ile muris arasında mal kaçırmayı gerektirir somut bir husumetin ortaya konulmadığı, murisin mal kaçırma niyeti ile hareket ettiğinin ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 17.05.2022 tarihli ve 2022/697 Esas, 2022/666 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafın temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacı ile yapıldığının ispat yükü altında olduğu ancak ispatlayamadığı, tanık olarak dinlenen anne ...'nin beyanının durumu özetlediği, murisin davacı ile husumetinin şahsi bir düşmanlıktan değil davacıya devredilen taşınmazlardan kaynaklandığı, murisin paylaştırma amacıyla dava konusu temlikleri yaptığının ve davacıya da fazlasıyla mal devrinin yapıldığının belirtildiği, murisin mal paylaşımından bu tanığa hisse vermemiş olmasının, murisin çocukları arasındaki taksim iradesini ortadan kaldırmayacağı ve bu durumu davacının öne süremeyeceği, dava konusu edilen temliklerin mal kaçırma değil, paylaştırma amacıyla yapıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş, Dairenin 07.12.2022 tarihli 2022/5035 Esas, 2022/7952 Karar sayılı kararı ile; murisin önemli miktarda malvarlığını devir tarihlerinde yaşları küçük olan ve alım güçleri bulunmayan davalı torunlarına devrettiği ve kendisinin taşınmazları kullanmaya devam ettiği hususlarının bir arada değerlendirilmesi neticesinde, asıl amacının arasının iyi olmadığı davacı oğlu ...’den mal kaçırma olduğu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2023 tarihli 2023/248 Esas, 2023/217 Karar sayılı kararı ile, önceki gerekçeyle direnme kararı verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.02.2025 tarihli 2023/1-1083 Esas, 2025/71 Karar sayılı kararı ile; murisin sağlığında hak dengesini gözeten paylaştırma savunmasının ancak mirasçılar arasında söz konusu olabileceği ve davalıların da mirasçı olmadığı dikkate alındığında bu savunmaya değer verilemeyeceği, temlik tarihlerinde murisin ekonomik durumunun yerinde olduğu, dava konusu taşınmazları satmasını gerektirir makul ve haklı bir nedenin varlığı ortaya konulamadığı gibi davalı tarafça satışa konu edilen malların devrinin semen karşılığında, diğer bir anlatımla murisin sağlığında tüm ihtiyaçlarının karşılanması suretiyle ödendiğinin savunulduğu ancak bu savunmanın da ispat edilemediği, murisin sağlığında tüm mirasçılarını kapsar şekilde yapılan bir taksim işleminin olmaması, torun olan davalıların temlik sırasında yaşlarının oldukça küçük olması ve alım güçlerinin bulunmaması gibi olgular, muris tarafından yapılan temliklerin küs olduğu mirasçısı davacıdan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ortaya koymakta olup davanın kabulü gerektiğine değinen bozma ilâmına uyulması gerekirken direnme kararı verilmesi doğru olmadığı gerekçesi ile direnme kararı bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozma ilamındaki gerekçeler benimsenmek suretiyle devirlerin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 66.471,57 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.