Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/5490 E. 2026/498 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/275 E., 2025/259 K.

Asıl dava, satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Asıl davada davacı ...; davalının 1220/65750 pay ile paydaşı olduğu 71 parsel sayılı taşınmazdaki payını .... Noterliğinin 26.10.1989 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalının .... Noterliğinin 31.08.1987 tarihli vekaletnamesi ile vekil kıldığı ...'den 3.000.000 eski TL bedelle satın aldığını, satış bedelini nakden ve tamamen ödediğini ve taşınmazın kendisine teslim edildiğini, ancak davalının tapuyu devretmeye yanaşmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazda davalı adına kayıtlı payın iptali ile adına tescilini talep etmiştir.

Birleştirilen Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/142 Esas sayılı davasında davacı ...; davalı ...’nin dava konusu 71 parsel sayılı taşınmazdaki 1220/65750 payını muvazaalı olarak düzenledikleri satış vaadi sözleşmesi ile diğer davalı ...’ya sattığını, davalı ... tarafından anılan sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil davası açıldığını, yokluğunda usulsüz olarak yapılan yargılama sonucunda davanın kabul edildiğini ve taşınmazın davalı ... adına tescil edildiğini, davalının daha sonra taşınmazı davalı ...’ye devrettiğini, davalı ...’yi 31.08.1987 tarihinde vekil tayin ettiğini, 13.01.1990 tarihinde de vekillikten azlettiğini, azilnamenin davalıya 14.02.1990 tarihinde, tapu dairesine de 15.02.1990 tarihinde tebliğ edildiğini, vekaletname ile tapuda işlem yapamayacağını anlayan davalının muvazaalı olarak taşınmaz satış vaadi sözleşmesi düzenlediğini ileri sürerek dava konusu 71 parsel (yeni 396) parselin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, aşamada ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil olmuşlardır.

Asıl davada davalı ..., davaya cevap vermemiştir.

Birleştirilen davada davalı ...; zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının taşınmazın devri için vekaletname düzenlediğini, amacının taşınmazı satmak olduğunu ve kime satılacağını da bildiğini, ... ile arasında bir bağ olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, aşamada ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 11.02.2010 tarih, 2009/13534 Esas, 2010/1402 Karar sayılı ve Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 16.12.2013 tarih, 2018/3493 Esas, 2019/3620 Karar sayılı bozma kararlarına uyularak yapılan yargılama sonucunda her iki dava birleştirilmiş ve Mahkemenin 10.02.2022 tarih, 2019/629 Esas, 2022/100 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın asıl davada davacı adına tescili sağlandıktan sonra taşınmazın bu sefer birleştirilen davada davalı, aynı zamanda taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde davacı vekili olarak hareket eden davalı ...’ye devredildiği, birleştirilen davada davalıların fikir ve el birliği içerisinde kötüniyetli davrandıkları, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı gerekçesi ile birleştirilen davanın kabulüne, asıl dava yönünden ise aynı taşınmaza ilişkin satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali ve tescil talep edildiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, kararın birleştirilen davada davalı ... mirasçısı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 01.07.2024 tarih, 2023/2021 Esas, 2024/4514 Karar sayılı kararı ile; birleştirilen davada davalı ...’nin ölümü ile tüm mirasçılarına davetiye çıkartılıp usulüne uygun şekilde tebliğ yapılarak duruşma günü ve saatinden haberdar edilmeleri ve hasıl olacak sonuç dairesinde hüküm kurulması gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuş, Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın asıl davada davacı adına tescili sağlandıktan sonra taşınmazın bu sefer birleştirilen davada davalı, aynı zamanda taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde davacı vekili olarak hareket eden davalı ...’ye devredildiği, birleştirilen davada davalıların fikir ve el birliği içerisinde kötüniyetli davrandıkları, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı gerekçesi ile birleştirilen davanın kabulüne, asıl dava yönünden ise aynı taşınmaza ilişkin satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali ve tescil talep edildiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Karar, birleştirilen davada dahili davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

§