Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/5330 E. 2026/3151 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/440 E., 2025/910 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ:...2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2017/956 E., 2022/115 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili (duruşma istemli) ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra duruşma isteği değerden reddedilerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-KARAR-

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı; işlerini takip etmesi için...4. Noterliğinin 17.02.2014 tarihli ve 5114 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davalı ...’ı vekil tayin ettiğini, 03.08.2017 tarihinde de azlettiğini ve bu durumu kendisine şifahi olarak bildirdiğini, davalının buna rağmen azilden sonra 211, 2477, 2509, 2504, 215, 26, 24 89... parsel sayılı taşınmazlardaki payını yeğeni olan davalı ...’e temlik ettiğini, Kadir’in üniversite öğrencisi olduğunu ve taşınmazları alacak ekonomik gücü olmadığını, satış işleminin taraf muvazaası nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek 211, 2477, 2509, 2504, 215, 24 89... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, davacı vekili 27.12.2017 tarihli dilekçesi ile 2511 parsel sayılı taşınmazın dava dilekçesinde sehven 211 parsel olarak yazıldığını bildirmiştir.

Davalı ...; davacı ile birlikte diğer mirasçılar yönünden de intikal yapıldığını, davacının paylarını vekili vasıtasıyla sattığını, azil durumunu bilmediğini ve kendisini bağlamayacağını, diğer paydaşların da paylarını aldığını, 2477 parsel sayılı taşınmazın da kendisine ait olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; azilden haberi olmadığını, davacının payını satın aldığını, davacının eşinin ... Kuyumculuğa borcu olduğunu, bu borcu dava konusu paylar karşılığında üstlendiğini, davalı ...’e de bedeli karşılığında sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazların 24.11.2017 tarih ve 21680 tarih ve ... yevmiye numaralı işlem ile davacı ... adına vekili davalı ... tarafından diğer davalı ...'a satıldığı, davacı tarafından davalı ...'in vekil tayin edildiği, davacı her ne kadar davalıyı sözlü olarak azlettiğini akabinde azilname düzenlediğini belirtmiş ise de azilnamenin davalı ...'e tebliğ edilmediği dolayısıyla yapılan satış işleminin vekaleten ve vekalet süresi içerisinde olduğu, satışın muvazaalı olduğunun davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının elbirliği halindeki hisselerini vekili olan davalı ...'in davalı ...'a sattığı, davaya konu satış işleminin gerçekleştiği tarihlerde vekilin azledildiği, davalıların yakın akraba olup azli bilebilecek kişilerden oldukları, davalılardan ... her ne kadar davacının eşinin kuyumcuya borcu olduğunu ve bu borcu kendisinin ödediğini bunun karşılığında tapu hisselerinin verildiğini iddia etmiş ise de bunu somut delillerle ispat edemediği ayrıca davalı ...'in bedeli ödediğini ispatlayamadığı, taşınmazların devir tarihindeki bedeli ile bilirkişinin tespit ettiği bedeli arasında fahiş farkın bulunduğu, özellikle davacı ile davalı vekil ...'ın davacı adına hisseli olarak kayıtlı olan taşınmazların satış bedelinden davacı hissesine düşen miktarı kendisine verdiğini usulüne uygun delillerle ispat edemediği dikkate alındığında vekilin hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmediği böylece vekalet görevinin kötüye kullanıldığı ve davacıya hiçbir ödeme yapılmadığı, davalıların işbirliği içinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının kabulü ile hükmün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurularak davacının 215, 2489, 2504, 2509, 25 11... parseller yönünden tapu iptali ve tescil talebi açısından davanın kabulüne, dava konusu edilen 2477 parsel'in dava dışı... adına tam hisseli olarak tapuda kayıtlı olması sebebi ile bu parsel yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı ... vekilinin ve davalı ...’ın temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.

Davalı ... vekilinin ve davalı ...’ın temyizi üzerine re'sen yapılan incelemeye gelince;

Hemen belirtilmelidir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297/2 hükmünde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Yasa maddesinin bu açık hükmüne göre mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.

Somut olayda, davacının dava konusu taşınmazların her birinde taşınmazın tamamı üzerinden 60/660 payı olmasına rağmen hükmün infazında tereddüt oluşturacak şekilde davalı ... adına kayıtlı payın 60/660’nın iptaline karar verilmiş olması doğru değildir.

Ne var ki; anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı ... vekilinin ve davalı ...’ın temyizi üzerine re'sen yapılan inceleme sonucunda, açıklanan nedenlerden ötürü Bölge Adliye Mahkemesi kararının; hüküm fıkrasının B bölümünün 2. bendinde yer alan “… taşınmazlardaki davalı ... adına olan hisselerin 60/660 hissesinin…” ifadesinin hükümden çıkarılarak yerine “… taşınmazların tamamı üzerinden hesaplanan 60/660 paya tekabül eden ve davalı ... adına kayıtlı bulunan payların…” ifadesinin yazılması suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§