"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1674 E., 2024/1492 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/257 E., 2017/188 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu 17. maddesine dayalı gaiplik ve tapu iptali - tescil istemine ilişkindir.
Davacı; dava konusu 8 79... parsel sayılı...Vakfından icareli taşınmazın 1/2 payının ... oğlu ... adına kayıtlı olduğunu, kayıt maliki ...’ın gaip olması nedeniyle...efterdarının Kayyım tayin edildiğini, kayıt maliki veya mirasçılarının hayatta olup olmadıkları hakkında bilgi tespit edilemediğini, mutasarrıfın mirasçısız ölümü halinde taşınmazın mahlulen vakfına rücu edeceğini ileri sürerek kayıt maliki ... oğlu ...’ın gaipliğine, dava konusu payın...Vakfı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/06/2017 tarihli ve 2016/257Esas, 2017/188 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 8 79... parselde paydaş olan ... oğlu ...'ın tüm araştırmalara rağmen bulunamaması sebebiyle bu taşınmazdaki haklarının korunması için Üsküdar 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 17.05.2005 tarihli ve 2004/933 Esas, 2005/494 karar sayılı kararıyla en büyük mal memurunun yönetim kayyımı olarak atandığı, anılan payın on yıl resmen yönetildiği, gaiplik için gerekli en az iki ilan şartının yerine getirildiği ve ilk ilandan itibaren 6 aylık yasal sürenin de dolduğu, yapılan ilanlardan sonuç alınamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 29.12.2017 tarihli ve 2017/1214 Esas, 2017/1447 Karar sayılı kararıyla; karar ve ilam harcından davalı kayyımın sorumlu tutulması gerektiği, davacının harçtan muaf olduğundan söz edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davalının istinaf isteğinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b-2. maddesi gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiş, davalının temyiz isteği kararın miktar itibariyle kesin olduğu gerekçesiyle 12.07.2018 tarihli ek karar ile reddedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına ve ek kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Dairenin 28/01/2021 tarihli ve 2020/3821 Esas, 2021/446 Karar sayılı kararıyla; 2017 yılı itibariyle dava değeri 41.530,00 TL'den az olması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar verildiği, oysa yargılama sırasında dava konusu taşınmaz başında keşif yapılmadığı, bilirkişi raporu alınmadığı ve dava değeri belirlenmeden sonuca gidildiği anlaşılmakla, taşınmaz başında keşif yapılarak 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca dava değerinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile ek karar kaldırılarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çekişmeli taşınmazın aslının vakıf olduğu, yapılan inceleme ve araştırma sonucu taşınmazda 1/2 pay sahibi ... oğlu ...'ı tanıyan ve bilen kimsenin olmadığı, nüfus kayıtlarına ulaşılamadığı, hakkında bilgisi bulunan kimselerin bilgi vermeleri için iki kez yapılan ilana rağmen yasal süre içerisinde herhangi bir başvuruda bulunmadıkları, aslı vakıf olan taşınmazın mutasarrıfının gaip olduğu ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 17. maddesi koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 22.02.2023 tarihli ve 2022/5531 Esas, 2023/1029 Karar sayılı kararı ile eksik araştırma nedeniyle karar bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde aslı vakıf olan taşınmazın mutasarrıfının gaip olduğu ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 17. maddesi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, hükmüne uyulan bozma kararına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalının işin esasına ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Bozma kararına uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, ancak bozulan Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2017 tarihli ve 2017/1214 Esas, 2017/1447 Karar sayılı davanın kabulüne ilişkin kararında davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verildiği, bu kararın sadece davalı tarafından temyiz edildiği, belirtilen hususun davacı tarafça temyiz konusu yapılmadığı, dolayısıyla davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu açıktır.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince de hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır.
Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 6100 sayılı HMK'nın 373/3. maddesi gereğince bozma ilamına uyulduğuna göre bundan sonra Mahkemece yapılacak iş bozmaya ve HMK'nın 297. maddesine uygun yeni bir karar vermekten ibarettir. Kısa kararda davanın kabulüne ilişkin hüküm tesis edilmesine rağmen gerekçeli kararda İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.06.2017 tarihli ve 2016/257 Esas, 2017/188 Karar sayılı kararının Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2017 tarihli ve 2017/12 14... /1447 Karar sayılı kararı ile kaldırıldığı gözetilmeksizin istinaf isteğinin kabulü ile istinaf incelemesi yapılır gibi hüküm oluşturulması ve istinaf duruşma vekalet ücretine karar verilmesi ve kararın başlık kısmında İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin bilgilerin yer alması usul hukukuna açıkça aykırılık oluşturmaktadır.
Ne var ki; anılan hususların yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekmiş; 09... tarihli ve 32008 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6366 sayılı Mal Memurlarının Kayyımlığı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına dair Yönetmelik uyarınca kayyımlık görevi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürüne verildiği, davalı kayyımın başlık kısmında düzeltilmemiş olmasının mahallinde düzeltilebilir maddi hata olduğu gözetilerek yanlışlığa işaret edilmekle yetinilmiştir.
Davalı vekilinin değinilen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi hükümde yer alan “A- Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kabulüne, B- İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.06.2017 tarihli 2016/257 Esas ve 2017/188 Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan nedenlerle KALDIRILMASINA” bentlerinin hükümden çıkarılmasına, 4 numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine “ Davacı vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılmasına, hükmün 5. bendinin hükümden çıkarılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek halinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.