Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/5263 E. 2026/3160 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1856 E., 2025/1692 K.

EK KARAR TARİHLERİ : 26.09.2025 - 30.09.2025

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/20 E., 2023/396 K.

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacılar; muris ......un 1989 tarihinde öldüğünü, kayden maliki olduğu 1 02... parseldeki taşınmazını oğlu ...'a temlik ettiğini, devir işleminin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, ...’ın ölümü ile taşınmazın davalılara intikal ettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişler, aşamada davacı ...’in ölümü üzerine mirasçıları yargılamayı devam ettirmişlerdir.

Davalılar, murisleri ...’ın ölene kadar besicilik yaptığını, dava konusu taşınmazı da besicilik ile Devlet teşvikinden yararlanmak için babası olan kök muristen bedelini ödemek suretiyle satın aldığını, taşınmaza mandıra kurulduğunu, başka yapılar inşa edildiğini, Devlet teşviki kapsamında murislerinin kredi çektiğini ve ödediğini, 2002 yılında miras taksimi yapıldığını ve kimsenin itirazı olmadığını, davacıların taşınmazın satın alındığını bildiklerini, kök murisin ölene kadar murisleri ile yaşadığını, bakımını ...’ın yaptığını, murisin, gelini ...’nin yanında öldüğünü, hakkın kötüye kullanıldığını, ölümün üzerinden uzun bir süre geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; tanıkların beyanlarında mirasbırakanın mal kaçırmasını gerektirir somut bir olgudan bahsetmedikleri, muris ... ile temlik işleminin diğer tarafı olan oğlu ...'ın köyde aynı evde birlikte yaşadıkları, beraber çiftçilik yaptıkları, yaşlılığında murise oğlu ...'ın baktığı, davacı olan diğer çocukların ise köy dışında yaşadıkları, bayramları köye ziyarete geldikleri dolayısıyla murisle bir husumetleri olmadığının anlaşıldığı, davacı tarafın mirasbırakanın kendisinden mal kaçırmasını gerektirir başkaca somut bir olgu ve delil de ortaya koymadığı, bedeller arasındaki farkın tek başına muvazaanın kanıtı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen davacı tanık anlatımlarından davalının babası ile köyde kaldığı, birlikte yaşadıkları, babasının ve annesinin bakımı ile davalının ilgilendiği, davacıların memur olup başka şehirlerde yaşadıkları, davalının tarımla iştigal ettiği, babasının tarlalarını ekip biçtiği, muris ile birlikte çiftçilik yaptığı, murisin yaşlılığında bakımını temin için davalı oğluna taşınmazı devrettiğinin beyan edildiği, davacı tanıklarının murisin mal kaçırma kastıyla hareket ettiği yönünde beyanda bulunmadıkları, murisin mal kaçırmasını gerektirecek somut bir olgudan söz edilmediği, murisin dava konusu taşınmazını oğlu olan davalıya temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının HMK'nın 190. maddesi ve TMK'nın 6. maddesi uyarınca ispat edilemediği, bedeller arasındaki farkın tek başına muvazaa kanıtı olamayacağı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 26.09.2025 tarihli ek kararı ile temyiz dilekçesinin kesinlik nedeniyle reddine 30.09.2025 tarihli ek karar ile de tavzih taleplerinin (kararın kesin verilmesinin değiştirilmesi talepli) reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi ek kararları davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.

O halde, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince eldeki davada dava tarihi itibariyle kesinlik sınırı nazara alındığında Bölge Adliye Mahkemesi kararı kesin nitelikte olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin 26.09.20 25... .09.2025 tarihli ek kararlarının ORTADAN KALDIRILMASINA,

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 1.114,20 TL fazla alınan peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§