Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/5129 E. 2026/608 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/237 E., 2025/123 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar dahili davalı Şirket vekili tarafından duruşma istekli ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden dahili davalı Şirket vekili Av. ..., temyiz eden davalı ... vekili Av. ... ile temyiz edilen davacılar ... vd. ve tereke temsilcisi vekilleri Av. ..., davacı ... vekili Av. ... geldiler, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Davacı; 260 parsel sayılı taşınmaz ve üzerindeki akaryakıt istasyonunun maliki iken nakit ihtiyacı doğması üzerine kredi kullanarak nakit ihtiyacını karşılamak ve bu amaçla da dava konusu taşınmazı davalı ...’e devretmek üzere anlaştıklarını, bu hususta protokol düzenlediklerini ve taşınmazın 27.05.2005 tarihinde davalıya satış yoluyla temlik edildiğini, protokole göre taşınmazın ve akaryakıt istasyonunun sevk ve idaresinin kendisinde olacağı, kullanılan kredinin 350.000,00 TL’lik kısmının kendisi tarafından taksitlerle ödeneceği, 50.000,00 TL’lik kısmının ise davalı tarafından kullanılması nedeniyle davalı tarafından ödeneceği, kredi ödendiğinde taşınmazın bedelsiz olarak iade edileceğinin kararlaştırıldığını, 3 yıllık kredi sağlanıp taksitlerinin ödenmeye başlandığını, ancak davalının anlaşmaya aykırı olarak akaryakıt istasyonunu 15 yıl süreyle dava dışı ... Petrol Nak. Turizm Ltd. Şti.'ne kiraladığını ve sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürerek bankaya olan kredi borcunun ödenmesine ilişkin yükümlülükler saklı kalmak kaydıyla dava konusu 260 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiş; davacının yargılamanın seyri sırasında TMK'nın 408. maddesi gereğince kısıtlanması üzerine vasisi yargılamaya katılmış ve husumete izin kararı sunulmuş, taşınmazın 3. kişiye devri nedeniyle HMK'nın 125. madde gereği davaya son kayıt maliki dahili davalı Şirket yönünden devam edilmiş; 10.05.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle taşınmazın inanç sözleşmesi ile devredildiği belirtildikten sonra ehliyetsizlik ve muvazaa iddiası ileri sürülmüş, davacının 01.11.2019 tarihinde ölümü ile terekesine temsilci olarak Bafra Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.01.2023 tarihli 2022/404 Esas, 2023/274 Karar sayılı kararı ile Av. ... tereke temsilcisi olarak atanmıştır.

Davalı ...; davacıya nakit ihtiyacı için kredi kullandırıldığını, ancak davacının kredi ödemelerini yapmadığını, maddi zorluklarla bugüne kadar kredi ödemelerini yapmaya çalıştığını, davacıya ödemeleri yapması konusunda ihtarname gönderdiğini, davacının da rızası ve bilgisi dahilinde akaryakıt istasyonunun, davacı ile aynı adı taşıyan oğlunun ortağı olduğu bir şirkete kiralandığını, daha sonra yapılan bir protokolle davacının bu kira sözleşmesine onay verdiğini, davacının hem kredi borçlarını ödemeyip hem de krediye teminat olarak verilen dava konusu taşınmazı geri almaya çalıştığını, davacının inanç sözleşmesi gereği edimini yerine getirmediğini belirtip davanın reddini savunmuştur.

Dahili davalı ... Petrol Tic. Ltd. Şti. vekili 20.06.2016 tarihli cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin geçtiğini, bozmadan sonra ıslahın mümkün olmayıp ıslahla ileri sürülen ehliyetsizlik iddiasının dinlenemeyeceğini, davalı Şirketin tapu kaydına güvenen iyiniyetli 3. kişi olduğunu, dava konusu taşınmazdaki akaryakıt istasyonunu işletmeye başladığını, dava dışı petrol şirketiyle bayilik sözleşmesi imzalayıp kira sözleşmesini tapuya şerh ettirdiğini, dağıtıcı lehine ipotek tesis ettirdiğini, lokanta kısmıyla ilgili dava dışı Şirkete üst hakkı tanıdığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Ondokuzmayıs Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.03.2006 tarihli 2006/63 Esas, 2006/24 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine Ondokuzmayıs Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.12.2007 tarihli 2006/86 Esas, 2007/232 Karar sayılı kararı ile de görevsizlik kararı verilmiş, gönderilen Ondokuzmayıs Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/15 Esas, 2009/74 Karar sayılı kararı ile; taşınmazın inanç sözleşmesi gereği devredildiği, davacının borcunu yerine getirmediği, talebin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle sûbut bulmayan davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 24.12.2009 tarihli, 2010/1733 Esas, 2010/5731 Karar sayılı kararı ile, görev uyuşmazlığı nedeniyle dosyanın görevli Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesine gönderilmesi, görevli mahkemenin belirlenmesi sonrasında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulması üzerine, Ondokuzmayıs Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.11.2010 tarihli 2010/108 Esas, 2010/149 Karar sayılı kararı ile olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için dosyasının Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 13.05.2011 tarihli, 2010/11822 Esas, 2011/4742 Karar sayılı kararı ile Ondokuzmayıs Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiş, dosyanın Ondokuzmayıs Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/111 sayılı Esasına kaydı yapıldıktan sonra adliyenin devri nedeniyle dosyanın aktarıldığı Bafra 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.02.2013 tarihli ve 2012/56 Esas, 2013/67 Karar sayılı kararı ile, inanç sözleşmesi gereği edimini yerine getirmeyen davacının karşı taraftan edimini yerine getirmesini isteyemeyeceği, taşınmazın davacının rızası dahilinde 3. kişiye kiralandığı ve cebri ihaleyle satıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 18.03.2015 tarihli 2015/971 Esas, 2015/3787 Karar sayılı kararı ile, yargılamanın seyri sırasında davacının kısıtlanması nedeniyle husumete izin kararının sunulması ve HMK'nın 125. maddesi uyarınca davacıya seçimlik hakkının hatırlatılması gereğine değinilerek karar bozulmuştur.

Mahkemenin 07.03.2017 tarihli ve 2015/388 Esas, 2017/72 Karar sayılı kararı ile; inanç sözleşmesi gereği edimini yerine getirmeyen davacının karşı taraftan edimini yerine getirmesini isteyemeyeceği, taşınmazın davacının rızası dahilinde 3. kişiye kiralandığı, son kayıt maliki dahili davalıdan önce taşınmazın cebri ihaleyle dava dışı 3. kişiye satışının yapıldığı ve açılan ihalenin feshi davasının retle sonuçlanıp kesinleştiği gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, kayıt maliki dahili davalı Şirket yönünden ise davanın esastan reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Dairenin 09.06.2020 tarihli 2017/2420 Esas, 2020/2411 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın kredi temin etmesi için inançlı işleme dayalı olarak davalıya devredildiğinin çekişme konusu olmadığı, dava konusu taşınmazın yargılama sırasında davalı tarafından devri nedeniyle davacının HMK'nın 125. maddesi uyarınca talebini kayıt maliki dahili davalı Şirkete karşı tapu iptali ve tescil olarak devam ettirdiği, dava konusu taşınmazın davalı ...’ten dava dışı ...’e, ondan da dahili davalı Şirkete geçişinin iyiniyetli olup olmadığının, bir başka ifadeyle dahili davalı Şirketin TMK'nın 1023. maddenin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanmayacağının tespiti açısından davacı tarafça yeni delil ve tanık bildirilmesinin mümkün olduğu, deliller toplanmadan sonuca gidildiği, davacının dahili davalı Şirket bakımından bildirdiği delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş, dahili davalı Şirket vekilinin karar düzeltme isteği Dairece reddedilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın kredi temini için davalı ...’e devredildiği, son malik dahili davalı Şirketin durumu bilen veya bilmesi gereken kişi olup iyiniyetli sayılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, tapu kaydının iptali ile davacı mirasçıları adına tesciline, depo edilen 308.467,67 TL’nin nemalarıyla birlikte dahili davalı Şirkete ödenmesine, davalı ... yönünden yargılama konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının maliki olduğu dava konusu 260 parsel sayılı 9.5 50... miktarlı akaryakıt istasyonu ve müştemilatı ve arsa nitelikli taşınmazı 27.09.2005 tarihinde satış yoluyla davalı ...’e temlik ettiği, taşınmazın 27.11.2012 tarihli cebri satış işlemiyle dava dışı ... adına tescil edildiği, onun da 04.03.2013 tarihli satış işlemiyle taşınmazı 450.000,00 TL bedelle dahili davalı Şirkete temlik ettiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki; iddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkını" da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.

Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır.

Diğer taraftan, tanık delili, HMK’nın 2 40... . maddeleri arasında düzenlenmiş olup HMK’nın 240/2. maddesinde; ''Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar...” hükmüne yer verilmiştir.

Tarafa verilen kesin sürenin tanık göstermek için verildiği kararda açıkça belirtilmelidir. Tanık göstermeden (tanık listesi verilmesinden) söz edilmeden ‘delillerin gösterilmesi için kesin süre verilmesine’ biçiminde genel bir ifade ile verilen kesin süre içinde tanık göstermeyen tarafın tanık gösterme hakkı düşmez. (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul, Beta Basım AŞ., 6.Baskı, 2001, III.Cilt, s 25 82... )

Somut olayda; dahili davalı Şirketin davaya dahil edildikten sonra 20.06.2016 tarihli delil listesi sunduğu, Mahkemece 29.09.2016 tarihli celsede tarafların delil listesinde bildirdiği delillerin ilgili kurumlardan celbine karar verildiği, son bozma ilamı sonrası yapılan 19.09.2023 tarihli celsede ise yalnızca davacı vekiline delil ve tanıklarını bildirmek üzere kesin süre verildiği, dahili davalı Şirket vekilinin 17.06.2025 tarihli celsede delil ve tanıklarını bildirmek üzere süre verilmesini talep ettiği, Mahkemece dosyanın bulunmuş olduğu aşama ve geçirmiş olduğu safahat nazara alınarak talebin reddine karar verildiği anlaşılmakla, dahili davalı Şirkete tanık isimlerini bildirmek üzere usulünce kesin süre verilmeden, tanık dinletme imkanı tanınmadan sonuca gidildiği görülmektedir.

Hâl böyle olunca; dahili davalı vekiline tanık listesi sunması için usulüne uygun süre verilmesi, bildirilen tanıkların dinlenilmesi, taşınmazın devir tarihleri itibariyle değerinin tespit edilmesi, taşınmazın davalı ...’ten dava dışı ...’e, ondan da dahili davalı Şirkete geçişinin iyiniyetli olup olmadığının, dahili davalı Şirketin TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanmayacağının kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, toplanan ve toplanacak tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Kabule göre de, TKGM parsel sorgulama ekranında yapılan sorguda çekişmeli 260 parsel sayılı taşınmazın 14.03.2019 tarihli imar işlemi ile kaydının kapandığı bilahare imar işleminin iptali ile yeni imar işlemine tabi tutulduğu, aktif 8 50... , 8 47... ve 8 50... parsel sayılı taşınmazlara gittiğinin görüldüğü, 8 50... parsel sayılı 7.060, 91... miktarlı akaryakıt istasyonu ve arsası nitelikli taşınmazda dahili davalı Şirket adına 582923/766091 pay tescil edildiği, diğer parsellere ilişkin kaydın ve imar cetvellerinin dosyada bulunmadığı anlaşılmakla, dava konusu taşınmazın imar işlemi sonucu hangi taşınmazlara ne oranda gittiği tespit edilmeden HMK'nın 297. maddesi gereği hükmün infazında tereddüte neden olacak şekilde kapanan eski kayıt üzerinden hüküm tesis edilmesi de isabetsizdir.

Dahili davalı Şirket vekili ve davalı ... vekilinin değinilen yönlerden yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Davalı ... vekilinin yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden dahili davalı Şirket vekili ve davalı ... vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen tereke mirasçılarından alınmasına, Dosyanın Bafra 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§