"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/282 E., 2025/1277 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/502 E., 2022/413 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Davacılar; uzun süredir Almanya’da yaşadıklarını, davalı ...’ın davacı ...’ın yeğeni olduğunu, çok güvendikleri için Türkiye’deki taşınmazları ile ilgilenmesi için ...’ı vekil tayin ettiklerini, ...’ın aynı zamanda gayrimenkul danışmanlığı yaptığını, ...’ın dava konusu 3 89... parsel sayılı taşınmazdaki A3 blok 24 numaralı bağımsız bölümü 03.12.2010 tarihinde davalı ... ve...’a temlik ettiğini, bedelin çok düşük olduğunu, ...’ın aldığı bedeli kendilerine ödemediğini,...ve...’ın da taşınmazı 2012 yılında davalı ...’e devrettiklerini, ... ile diğer davalıların sıkı ilişkileri olduğunu, birlikte hareket ederek kendilerini zarara uğrattıklarını, suç duyurusunda bulunduklarını, ...’ın mağdur ettiği başka kişilerin de savcılığa başvurduğunu, ...’ın vekalet görevini kötüye kullandığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline, olmazsa davaya konu taşınmazın emsal bedeli tespit edilerek dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte, rayiç bedel belli olmadığı takdirde satış bedelinin satış tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte günümüz değerine güncellenerek ve değiştirilerek davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı ... ve..., zamanaşımının geçtiğini, iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduklarını, temlik tarihindeki rayiç bedel ile taşınmazın alındığını, bedelin düşük olmadığını, taşınmaz bedeli olan 240.000,00 TL’nin banka bloke çeki ile ödendiğini, taşınmazı davalı ...’e devrettiklerini, malik olmadıklarını, geçerli vekaletname ile işlem yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ...; vekalet görevinin kötüye kullanıldığının ispat edilmesi gerektiğini, taşınmazı davalı ... ve...’dan satın aldığını, davalı ...’ı tanımadığını, diğer davalıların durumlarından haberdar olmasının mümkün bulunmadığını, taşınmazı alırken 100.000,00 TL kredi çektiğini, taşınmazı 420.000,00 TL’ye aldığını, 2012 yılında taşınmazı edindiğini ve halen adına kayıtlı olduğunu, 2017 yılında da İngiltere’ye taşındığını, iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; davacıların bilgisi dahilinde taşınmazı sattığını, bedeli de davacılara verdiğini ancak ibraname almadığını, birçok şirket kurduğunu, 400’den fazla taşınmaz alım satımına aracılık yaptığını, teyzeleri dışında kendisine dava açan ya da suç duyurusunda bulunan olmadığını, şikayetlerden biri hakkında takipsizlik kararı verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'ın taşınmazın bedelini davacıya ödediğine yahut davacının iradesine ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, diğer davalılar bakımından, tapu siciline güven ilkesi gereği kazanımlarının korunmasının iyiniyetli olmalarına bağlı olduğu, yapılan incelemede davacı tarafından diğer davalıların davalı ...'ın arkadaşı olduklarından ve iyiniyetli olmadıklarından bahisle dava açılmış ise de dava konusu evin davalılarca kredi ile alındığı, davalı ... ile aralarında herhangi bağ olup durumu bilecek halde olduklarını gösterir herhangi bir delil bulunmadığı, iyiniyetli üçüncü kişilerin kazanımlarının korunacağı, vekil edenin taşınmazın devir tarihi itibariyle bedelini talep edebileceği, dava konusu taşınmazın devirden önce davacı ...'a ait olması nedeniyle diğer davacıların aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı ...’ın tapu iptali ve tescil isteminin reddine, bedel isteminin kabulüne, davacı ... dışındaki davacılar yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ... adına kayıtlı iken davalı ... tarafından davalılardan ... ve ...’a satıldığı, davalıların taşınmazı alırken 240.000,00 TL banka kredisi kullandığı, satış tarihi itibarıyla taşınmazın değerinin bilirkişi tarafından 670.000,00 TL olarak hesaplandığı, ... ve ...’un ½ şer hisse maliki oldukları taşınmazı hisse başına 122.500,00 TL bedelle (toplam 245.000,00 TL) davalı ...’e sattığı, bu tarihte taşınmazın tamamının değerinin bilirkişi tarafından 750.000,00 TL olarak hesaplandığı, ...’in taşınmazı alırken banka kredisi kullandığı, ...’ın taşınmaz bedelini davacıya ödediğine veya davacının iradesine ilişkin delil sunmadığı, bu nedenle ... yönünden davanın kabulünün gerektiği,...ve...’ın ... ile işbirliği yaparak davacıyı zararlandırdığının ispat edilemediği, son malik ...’in taşınmazı ediniminde kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı, sadece bedeller arasındaki farkın bu iddiayı ispat için yeterli olmadığı, ...,... ve ... yönünden davanın reddine, davacının ...’dan taşınmazın bilirkişi tarafından belirlenen bedelini talep edebileceği, taşınmazın devirden önce ...a ait olması nedeniyle diğer davacıların aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Ancak, İlk Derece Mahkemesince terditli istem olan bedele hükmedilirken taşınmazın dava tarihindeki değeri (harcı tamamlanan) üzerinden bedele hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile taşınmazın ilk temlik tarihi olan 2010 yılındaki değeri üzerinden bedele hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki; anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacılar vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının; hüküm fıkrasının ilk cümlesinde yer alan “670.000,00” ifadesinin hükümden çıkarılarak yerine “1.450.000,00” ifadesinin yazılması, hükmün harca yönelik kısmında yer alan “45.767,70” ifadesinin hükümden çıkarılarak yerine “99.049,50” ifadesinin yazılması, hükmün harca yönelik kısmında yer alan “21.005,10” ifadesinin hükümden çıkarılarak yerine “74.286,90” ifadesinin yazılması suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının yatıranlara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.