Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4824 E. 2026/3152 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/760 E., 2025/1095 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: Karacabey 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2019/590 E., 2022/816 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili, davalı ... ve ...vekili ile davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacılar, mirasbırakan babaları Haydar’ın kız çocuklarından mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak dava konusu 13 99... parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğulları ...ve ...’e temlik ettiğini, ...ve ...’in de taşınmazları ...’nin asker arkadaşı olan davalı ...’a muvazaalı devrettiklerini, ...’ın taşınmazları alacak ekonomik bir gücü olmadığını, taşınmazların bulunduğu yer ile bir ilgisinin de olmadığını, murisin dava konusu taşınmazların devrinden kısa süre önce kamulaştırma nedeniyle yüklü miktarda ödeme aldığını ve taşınmazlarını satmaya ihtiyacı olmadığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesin istemişlerdir.

Davalı ... ve ...; dava konusu taşınmazların muvazaadan ari olarak davalı ...’a devredildiğini, emlakçının da işleme aracılık ettiğini, bedellerin kendilerine banka aracılığı ile ödendiğini, muris babalarının da taşınmazları gerçek satış işlemi ile kendilerine devrettiğini, kamulaştırmadan gelen yüklü parayı babalarının beş çocuğuna paylaştırdığını, murisin dava konusu taşınmazları satmak istediğini, kendilerinin de taşınmazları aldıklarını, mal kaçırma kastı olmadığını, davacıların mirastan feragat ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

Davalı ...; taşınmazları bedeli karşılığında emlakçı aracılığıyla satın aldığını, bedelleri banka aracılığıyla ödediğini, iyi niyetli olduğunu, devrin gerçek satış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada bulunan mirastan feragat sözleşmesinde davacıların belli bir mala ilişkin feragat iradesinde bulunduğu, söz konusu taşınmazın dava konusu taşınmazlar olmadığı, dava konusu taşınmazların bedelinin altında bir değer ile murisin oğullarına temlik edildiği, her iki taşınmazın da aynı gün ayrı ayrı gerçek değerinin altında bir değer ile davalı ...'a devredildiği, satım bedellerine ilişkin dekont bulunsa da davalı ... ile davalı mirasçı ...'nin askerlik arkadaşı olduğu, askerlikten satışların yapıldığı tarihe kadar yakın arkadaşlık ilişkisinin devam ettiği, davalı ...'ın taşınmazları alabilecek maddi gücünün olmadığı, bedelin de gerçek bedelin altında olduğu, murisin ilk satışın gerçekleştiği tarihte dava konusu taşınmazların değerinin çok üstünde kamulaştırma bedeli aldığı, murisin rahatsızlığı nedeniyle taşınmaz satmayı gerektirir durum olduğu iddia edilse de dosyada bulunan hastane kayıtlarının 2018 yılına ait olduğu ve murisin ödediği miktarın toplam 680,00 TL olduğu, bu haliyle murisin dava konusu taşınmazları satmayı gerektirir bir durumunun olmadığının sabit olduğu, davalıların birlikte ve murisin de dahil olduğu muvazaalı hareketleri ile mirasçı olan davacılardan mal kaçırma maksadıyla hareket ettiği, davalı ... ve ...'nin tapu iptali-tescil talebi yönünden pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, ancak davalı ... ve ...'nin davalı ... ile birlikte muvazaalı hareket ettiği, iş ve eylemlerinde birliktelik olduğu, lehine yargılama gideri, vekalet ücretine hükmedilmeyip, davalı ... ile birlikte yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinden müştereken ve müteselsilen sorumlulukları olduğu gerekçesiyle davalı ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davacılar vekili, davalı ... ve ...vekili ile davalı ... tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... ve ...'in murisin erkek çocukları olduğu, onlara yapılan devrin yapıldığı tarihte murisin yüklü miktarda kamulaştırma bedeli aldığı, daha sonra her iki taşınmazın aynı gün davalı ...'a devredildiği, davalı ... ile davalı ...'nin yakın arkadaşlığı ve davalı ...'ın taşınmazları alabilecek maddi gücünün olmadığı dikkate alındığında davalıların birlikte ve murisin de dahil olduğu muvazaalı hareketleri ile mirasçı olan davacılardan mal kaçırma maksadıyla hareket ettiği, dava konusu taşınmazların malikinin davalı ... olduğu, davalı ... ve ...'nin tapu iptali-tescil talepli dava yönünden pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, ancak davalı ... ve ...'nin davalı ... ile birlikte muvazaalı hareket ettiği, iş ve eylemlerinde birliktelik olduğu davalı ... ile birlikte yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinden müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmiş olmasında ve hükmün kuruluş biçiminde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacılar vekili, davalı ... ve ...vekili ile davalı ...’ın aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.

Ancak davacıların davasını dava konusu taşınmazları muvazaalı şekilde temlik alan ilk el ...ve ... ile durumu bildiğinden ve iyi niyetli olmadığından bahisle son kayıt maliki ...’a yöneltmiş olup davacıların iddiasını ispat edebilmesi açısından davasını dava konusu taşınmazın kayıt malikinin yanı sıra ara maliklere yöneltmesi de mümkündür. Bu durum, talebin özünden doğan biçimsel bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Zira, davalılar arasındaki el ve işbirliğinin belirlenmesi ve davalı kayıt maliki ya da kayıt maliki olmuş ara malikler arasındaki ilişkinin gerçek mahiyetinin açıklığa kavuşturulması açısından ara maliklere de husumet yöneltilmesi olayın daha iyi aydınlatılması ve ispatı ile yargılama giderlerinden sorumluluk bakımından gereklidir. Bu doğrultuda İlk Derece Mahkemesince davalı ... ve ...’in yargılama giderlerinden sorumlu tutulmuş olması yerinde ise de anılan ara maliklerin kayıt maliki olmadığı gerekçesiyle onlar yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.

Ne var ki anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacılar vekili, davalı ... ve ...vekili ile davalı ...’ın temyizi ve re'sen yapılan inceleme sonucunda temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının; hüküm fıkrasında yer alan “A- Davalı ... SAKİN ve ...SAKİN yönünden davanın PASİF HUSUMET EHLİYETİ YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE” ilişkin kısmın ve devamında gelen “B” harfinin hükümden çıkartılması suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının yatıranlara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§