"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2477 E., 2025/578 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/150 E., 2022/244 K.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkilinin murisi ...'ın boşanma aşamasında olduğu eşi ... ve mirasçısı davacıdan mal kaçırmak amacıyla ... ili, ... ilçesi, ...Mahallesinde bulunan 31... parsel (yenileme kadastrosu sonucu 5 42... parsel) sayılı taşınmazdaki 1/2 hissesini 07.06.1993 tarihinde satış göstermek suretiyle kardeşi ...'ye temlik ettiğini, söz konusu taşınmaz üzerinde 6 tane konut mevcut olduğunu, temlik edilen 3 konut üzerinde murisin zilyetliğinin öldüğü 1996 yılına kadar devam ettiğini, muris öldükten sonra da mirasçılarının söz konusu konutlarda malik sıfatıyla zilyet olarak ikamet etmeye devam ettiklerini, ayrıca bu evlere masraf ve emek harcadıklarını, davacının halen taşınmaz üzerinde bulunan konutta ikamet ettiğini, dava konusu taşınmazın hiçbir zaman satılığa çıkmadığını, tapuda gösterilen bedel ile taşınmazın gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğunu, murisin terekesinden herhangi bir para çıkmadığını, davalının ev hanımı olup taşınmazı satın alacak maddi gücü olmadığını ileri sürerek taşınmazda muris tarafından temlik edilen 1/2 payın tapusunun müvekkilinin miras hissesi oranında iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; öncelikle muris ...'ın borçları dolayısıyla icralık olan bir kimse olduğunu, 3. kişilerden aldığı borçlar nedeni ile borçlarına karşılık davalının taşınmazını satın almak için bir çok alıcı geldiğini, davalıyı ve ailesini de tehdit ettiğini, murisin ise taşınmazın tümünü alacaklılara satmak istediğini, davalıyı buna ikna etmeye çalıştığını, ancak davalının aldığı taşınmaz içerisine evler yaptığını ve ailesi ile beraber taşınmaz içerisinde yaşadıklarını, bu yüzden davalının taşınmazın tümünü satmaya hiç yanaşmadığını, davalının alacaklıları engellemek için bu taşınmazın tamamını kendi alıp borç tehditlerinden kurtulmak istediğini, murisin taşınmazı davalıya sattıktan sonra borçlarını ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muris 1963 doğumlu ...'ın 17.11.1996 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak davacı oğlu ile dava dışı...'i bıraktığı, murisin sosyal ve ekonomik durumunun tespiti için yazılan yazı cevaplarından muris adına mevcut herhangi bir hesaba rastlanmadığı, gerek mahalli bilirkişilerin gerek tanıkların taşınmazların bulunduğu yerde murisin taşınmazları satacağı konusunda ilan yaptırdığına ya da alıcı aradığına dair beyanda bulunmadıkları, dinlenen mahalli bilirkişi, tanık beyanları ve dosya kapsamından murisin taşınmazları satmakta haklı ve makul bir nedeninin olmadığı, taşınmazı satmayı gerektirecek bir ihtiyacının somut olarak ortaya konmadığı, taşınmazdaki payının murisin eşi ile arasındaki sorunlar nedeniyle boşanma sürecine girdiği dönemde devredilmiş olması karşısında amacının dava konusu taşınmazı ihtiyacı nedeniyle satmaktan çok mirasçılarını mahrum etmek olduğu, murisin terekesinde satışının karşılığında herhangi aktif bir değerin tespit edilmediği, davalının ise murisin kardeşi olup ev hanımı olduğu, ailesinin desteği ile geçindiği, ekonomik durumunun taşınmazı satın almaya elverişli olmadığı, davalının ekonomik durumu ve taşınmazın işlem tarihinde gerçek değeri ile satış değeri arasındaki fahiş fark dikkate alındığında dava konusu taşınmazın davalıya bağışlama arzusunun satış işleminin arkasında realize edilmiş olduğu, yerleşik Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı'nda açıklandığı üzere görünürdeki satış işleminin tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesinin de TMK'nın ve Tapu Kanunu'nun ve BK'nın ilgili maddelerinde öngörülen şekil ve koşullarından yoksun bulunduğundan işlemin muvazaalı olduğu, muvazaalı işlemin başından itibaren geçersiz olup hiçbir hüküm doğurmayacağı, davacının davasında haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulüne yönelik olarak verilen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olup bu yöne değinen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, muris muvazaasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemli davalarda dava değerinin, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle belirlenen değerinden davacının miras payına karşılık gelen meblağ olacağından, dava değerine göre alınması gerekli harç miktarının kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle, Mahkemece davacının pay değeri üzerinden harç alınması gerekirken taşınmazın 1/2'si üzerinden harç alınmasının doğru olmadığı, istinaf edenin sıfatı ve istinaf sebepleri gözetilerek hükmün bu yönden düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 33.130,77 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.