"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3014 E., 2025/1481 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/240 E., 2023/241 K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali-tescil, mümkün olmadığı takdirde tenkis ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; tarafların ortak murisleri ....'ın, sağlığında tüm mal varlığını kızından mal kaçırmak gayesiyle oğullarına devrettiğini, bu bağlamda... ili, ...ilçesi, ... Mahallesi 44 79... parsel (eski 546) ve aynı yer 68 parselin (eski 545) bir bütün halinde tek parça olarak muris adına kayıtlı iken ifraz edilerek oğulları adına tescil edildiğini, bu durumun 15.06.1960 tarihli tapulama kaydı ve 19.08.1982 tarihli tapulama tutanağından açıkça anlaşılacağını, dava konusu taşınmazlardan 69 numaralı parseli davalı ....’a, 68 numaralı parselin ise diğer erkek kardeşine sattığının tespit olunduğunu, söz konusu satışın gerçek olmayıp taşınmazların gerçekte davacıdan mal kaçırmak amacıyla bağışlandığını, satış tarihinde davalının yaşı ve mali durumu itibarıyla taşınmazı alabilecek gücünün bulunmadığını, aynı şekilde... ili, ...ilçesi, ... Mahallesi 44 94... parsel sayılı taşınmazın da muvazaalı satış işlemi ile gerçekte bağışlanarak davalıya devredildiğin ileri sürerek müvekkilinin miras payını engellemek amacıyla yapılan muvazaalı satış işlemlerine dayalı tapu kaydının iptali ile miras payı oranında müvekkili adına tescile, olmadığı takdirde saklı payın zedelenmiş olması nedeniyle tenkise ve her hâlükârda taşınmazdan elde edilen tarımsal gelirin davacıya verilmemiş olması nedeniyle hesaplanacak ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının iddialarının doğru olmadığını, bahse konu taşınmazların bedeli ödenmek suretiyle satın alındığını, tapuda devir işleminin bağış olarak değil satış suretiyle gerçekleştiğini, davalı müvekkilinin devir tarihi itibarıyla taşınmazı satın alacak mali gücü bulunduğunu, tarafların baba-oğul olmasının tek başına muvazaa olgusunu ispata yeterli olmadığı gibi evlada satış yapılmasına da engel bir durum bulunmadığını, kaldı ki murisin vefat etmeden önce taşınmazını satarak davacı kızına para verdiğini, sağlığında davacıya sürekli maddi destekte bulunduğunu, iddia olunduğu gibi bir mal kaçırma gayesiyle hareket etmediğini, davanın murisin vefatından 24 yıl sonra açılmasının dahi davacının iddialarının yersiz olduğunu gösterdiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu edilen türde muvazaa iddiasının sözleşmenin tarafı olmayan kişiler bakımından her türlü delille ispatlanabildiği, dosyaya celbedilen tapu kayıtlarına göre davalının dava konusu taşınmazları tapulama yolu ile elde ettiğinin anlaşıldığı, dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, dinlenen davacı tanıklarının yaşları itibari ile dava konusu taşınmazın davalı adına kaydolması sırasında nasıl kaydolduğuna vakıf olmadıkları fakat dinlenen tüm tanık anlatımlarından murisin o dönem birçok tarlası olduğu ve çiftçilik yaptıkları ve davalı ile murisin birlikte çalıştıklarını belirttikleri, murisin yaş almasıyla birlikte sadece davalının çiftçilik yaptığını, murisin sağlığında mirasını çocukları arasında taksim ettiği, davalının taşınmazı alım gücünün o dönem var olduğu, taşınmazların kadastro geçerken davalı adına kaydolduğu, söz konusu tapulama tutanakları incelediğinde tutanaklarda "....'ın tapulu malı olduğu ....'a devrettiği ve aynı zamanda zilyetliğini terk ettiği" şeklinde belirtildiği, o zamandan beri davalının kullandığı ve tarafların buna yönelik bir itirazının bulunmadığı, davalının murisin vefat tarihine kadar yanında olduğu, dava konusu taşınmazın murisin davacıdan mal kaçırmak maksadı ile davalıya devredildiğinin ispatlanamadığı, söz konusu taşınmazların davalıya devrinde murisin davacıdan mal kaçırma kastı ile hareket etmediği ve miras malının kaçırılması amacıyla davalıya devredildiğinin davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle muris muvazaası nedeniyle tapu iptal tescil talebinin reddine, tenkis talebi bakımından hak düşürücü süre geçtiği görüldüğünden bu husustaki talebin de süreden reddine, ayrıca söz konusu taşınmazın devrinde muvazaa olmadığı anlaşılmakla ecrimisil talep hakkının da bulunmadığı gerekçeleriyle tüm talepler yönünden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanıklarının davalının tarlaları işlediğini, taşınmazların satıldığını daha sonra öğrendiklerini, tanık Gökay'ın 1979 doğumlu olduğunu, öncesi ile ilgili bilgisinin bulunmadığını, davalının dedesi ile birlikte çalıştığını, köyde muvazaa ile ilgili bir çok dava duyduklarını, taşınmazın ne zaman alındığını bilmediklerini, taşınmazların dedesine ait olduğunu, bu nedenle haklarını beklediklerini belirttikleri, davalı tanıklarının ise muris dedesi ile davalının birlikte çiftçilik yaptığını, murisin hayattayken aynı bölgede 5 taşınmaz sattığını, parasını çocuklarına taksim ettiğini, taşınmazın satın alındığını, ne para ödendiğini bilmediklerini, murisin kızlara da mal verdiğini belirttikleri, tarafların mirasçı olduğu, dava dışı başka mirasçılar da bulunduğu, muris muvazaası nedeni ile miras payı oranında tapu iptali ve tescil talep edilmiş ise de dosyada mübrez kadastro tutanaklarına göre muristen doğrudan davalıya tapuda bir satış olmadığı, kadastro tespiti esnasında taşınmazlar ifraz edilerek kadastro tespiti ile doğrudan davalı adına tespit işlemi yapıldığı, tapudan bir satış işlemi olmaması nedeni ile ve davalı adına kadastro tespiti esnasında kaydedilmesi, muristen kayden bir devir ve görünürde yapılmış muvazaa oluşturacak bir sözleşme bulunmaması nedeni ile muris muvazaasının söz konusu olamayacağı, kadastro tespiti esnasında yapılan işlemin bir satış olmadığı, tenkis yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği, muris muvazaası söz konusu olmaması nedeni ile haksız bir kullanımdan bahsedilemeyeceği, ayrıca tanık anlatımlarına göre murisin davalı ile birlikte yaşadığı, taşınmazlar satarak bedellerini diğer çocuklarına da ödediği belirlenmekle mülkiyetin nakline ilişkin koşulların oluşmadığı, murisin 1998 yılında 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlükte iken vefat ettiği anlaşılmakla tenkis talebi için öngörülen sürenin zamanaşımı olarak kabulü gerektiği, davalı tarafça zamanaşımı def'inde bulunduğu anlaşılmakla terditli bu talebin de reddi gerektiği, diğer taraftan mülkiyetin nakli kararı verilmediğinden davacının malik bulunduğu bir taşınmazın haksız kullanıldığından bahsedilemeyeceği kabul edilmekle birlikte bu hususta istinaf nedeni de ileri sürülmediğinden davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz edenin sıfatına, özellikle dava konusu uyuşmazlığa konu edilen temlik işleminin, 01.04.1974 tarih ve 1974/1-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına konu edilemeyecek nitelikte olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davacı kararı adli yardım talepli temyiz ettiğinden ve adli yardım talebi aşamada kabul edildiğinden; başlangıçta alınmayan 3.303,70 TL temyiz başvuru harcı ile 732,00 TL onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.