Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4706 E. 2026/522 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/351 E., 2025/187 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali-terkin istemine ilişkindir.

Davacı Hazine vekili; Yalova ili, Armutlu ilçesi, ... köyünde bulunan dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın 118, 73... 'lik kısmının kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine karar verilmesini istemiş; 07.05.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu taşınmazın 122,03 metrekarelik kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığının belirlendiğini, fazla tespit edilen kısım yönünden davanın ıslah edildiğini bildirmiştir.

Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece; davanın kabulüne, kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısımların tapu kaydının iptali ile kıyıya terkine dair verilen ilk kararın temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; noksan araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak bu kez dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğinden bahisle karar bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu yerin kıyı-kenar çizgisinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli kısmın tapusunun iptali ile tescil harici bırakılmasına karar verilmiş, bu kararın ise davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairece; hangi nedenle 27.11.2020 tarihli ilk alınan bilirkişi raporunun üstün tutulduğunun gerekçelendirilmediği, kaldı ki, bilirkişi raporlarının da yetersiz olduğuna değinilerek önceki bilirkişilerden farklı 3 kişilik jeolog, 1 harita mühendisi ve 1 ziraat mühendisinden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetiyle yeniden keşif yapılması, kıyı-kenar çizgisinin tespit edilmesi, dava konusu taşınmazın tamamen veya kısmen kıyı-kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, önceki bilirkişilerden farklı yeni bir bilirkişi heyetiyle yeniden yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi heyet raporunda (A) harfi ile gösterilen 89, 75... 'lik kısım ile (B) harfi

ile gösterilen 32, 38... 'lik kısmın kıyı-kenar çizgisi

içerisinde kaldığının tespit edildiği gerekçesiyle anılan kısımların tapusunun iptali ile tescil harici bırakılmasına karar verilmiştir.

Ne var ki; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.

Somut olayda; Dairenin bozma kararından sonra yapılan son keşifte dava konusu taşınmazda 3 ayrı gözlem çukuru açıldığı, keşif sonucu düzenlenen 16.12.2024 tarihli bilirkişi heyet raporu esas alınmak suretiyle hüküm tesis edilmiş ise de heyet raporunda kıyı-kenar çizgisinin nasıl bir yöntem ya da verilerle tespit edildiğine dair bir değerlendirme bulunmadığı, ek raporda ise dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi ile çakıştırıldığından bahsedilmekle yetinildiği, alınan raporların maddi bulgulara ve bilimsel gerekçelere dayalı ve denetime elverişli olmadığı açıktır.

Öte yandan, Dairenin bozma kararından önce düzenlenmiş olan 01.03.2021 tarihli raporda taşınmazın deniz tarafından duvarla ayrılan alanın doğal yapısına herhangi bir müdahale yapılmadığı, dolgu malzeme bulunmadığı, topografyasında herhangi bir değişiklik yapılmadığı belirtildiği halde ve alınan raporlar arasında çekişme konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısımlarına yönelik farklılıklar bulunmasına rağmen raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediği, çevre parseller hakkında (özellikle UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulama sonucu komşu 1 01... , 395, 437, 438, 439 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin açılan davalar olduğu görülmekle) kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunup bulunmadığının da araştırılmadığı, dava konusu taşınmaz kayıtlarının tüm tedavülleriyle dosya içerisinde yer almadığı anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca; dava konusu taşınmaza kadastro tespiti sırasında uygulanan dayanak tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte getirtilmesi, bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak kıyı-kenar çizgisinin tespitine ilişkin hususların gerekçelendirilmesinin istenilmesi, önceki bilirkişi raporları da dikkate alınarak raporlar arasındaki farkın nedenlerinin denetime açık ve bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, fen bilirkişiden heyet tarafından keşfen tespit edilen kıyı-kenar çizgisi ile idare tarafından belirlenen kıyı-kenar çizgisinin kroki üzerinde ayrı ayrı gösterilmesi, kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısımların renkli olarak belirtilmesinin istenilmesi; çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa kesinleşen kıyı-kenar çizgisinin eldeki davada belirlenen kıyı-kenar çizgisi ile çelişip çelişmediğinin göz önünde bulundurulması, gerektiği takdirde bilirkişi kurulundan bu hususları da karşılayacak şekilde rapor alınması; dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının, kıyı-kenar çizgisi içerisinde ise, ne kadarlık kısmının kıyı-kenar çizgisi içinde olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi; toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

Davalı vekilinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın Gemlik 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§