Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4637 E. 2026/2669 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/3774 E., 2025/1086 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2017/273 E., 2023/291 K.

Dava; ehliyetsizlik, vekalet görevinin kötüye kullanılması ve muvazaa hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.

Davacı; muris kardeşi ...’in epilepsi hastası olduğunu ve fiil ehliyetini haiz olmadığını, murisin ekonomik durumunun iyi olduğunu ve taşınmaz satmaya ihtiyacı bulunmadığını, murisin kayden maliki olduğu 33 09... parsel sayılı taşınmazdaki 2 numaralı bağımsız bölümün vekil olan davalı kardeşi ... tarafından davalı ...’e 16.01.2013 tarihinde temlik edildiğini, davalıların yakın arkadaş olduklarını, davalı ...’in doktor olduğunu ve murisin hastalıklarını bildiğini, temlikin muvazaalı olduğunu, bedeller arasında fark bulunduğunu, murise bedel ödenmediğini, ...’in dava konusu taşınmaz üzerinden çektiği kredi için satış yapıldığını, satış değil inançlı işlemin söz konusu olduğunu, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, davalıların el ve iş birliği içerisinde murisi zararlandırma kastı ile birlikte hareket ettiklerini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmazsa bedelin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ...; zamanaşımının geçtiğini, murisin fiil ehliyetini haiz olduğunu, geçerli bir vekaletname ile geçerli bir satış işlemi yapıldığını, murisi ve kardeşi davalı ...’i onların anneleri vasıtası ile tanıdığını, muris ...’in ihtiyaçları ve ...’taki inşaatın acil bakıma ihtiyacı olması nedeniyle bir tane bağımsız bölümü satmak istediklerini, kendisine de evi alması ya da alıcı bulması için telkinde bulunduklarını, 25.000,00 TL’yi nakit olarak elden ödediğini, 45.000,00 TL kredi çekip kalan bedeli de bu şekilde ödediğini, taşınmazı aldığı günden beri kiraya vererek kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; zamanaşımının geçtiğini, murisin fiil ehliyetini haiz olduğunu, geçerli bir vekaletname ile geçerli bir satış işlemi yapıldığını, murisin küçükken çocuk felci hastalığı geçirmesi nedeniyle bedensel engelleri olduğunu ancak zihinsel bir sorunu olmadığını, ölümüne kadar kendi ihtiyaçlarını kendisinin karşıladığını, geliri olmadığını, elektronik cihazlarını yenilemeyi sevdiğini, kitap ve müziğe düşkün olduğunu, koleksiyonları olduğunu, günde bir buçuk paket sigara içtiğini bu tarz bir hayat için maddi kaynağa ihtiyacı olduğunu, bu harcamalarını satıştan elde ettiği gelir ile karşıladığını, davacının annesi ve muris kardeşi ile hiç ilgilenmediğini, anneleri ölünce murisi evden çıkarmaya çalıştığını, murise bıçakla saldırıp onu tehdit ettiğini, bunun üzerine kısa bir süre sonra murisin kalp krizi nedeniyle öldüğünü, davacının, cenazesine dahi gelmediğini, kendisinin de paraya ihtiyacı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, 23.06.2019 tarihinde ölümü üzerine geriye tek mirasçısı davacı kardeşi kalmıştır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun murisin vekaletname ve temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunu tespit ettiği; vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiası yönünden, vekil eden ... ölü olduğu için davanın tüm mirasçılar tarafından terekeye iade istemli açılmasının zorunlu olduğu, murisin iki mirasçısının da davada taraf olduğu, davacı kendi hissesi oranında taşınmazın satış bedelinin yarısı olan 45.000,00 TL'nin tahsilini istediği, davalı ...’in taşınmazı satın almak için konut kredisi kullandığı, taşınmazı ipotek ettirdiği, taşınmazın 10.05.2023 tarihli güncel tapu kaydına göre banka ipoteğinin mevcut olmadığı, kredi borcunun ödenerek terkin edilmiş olduğu, satışın gerçek bir satış olduğu, senette yazan satış bedelinin uygulamada asgari emlak beyan değeri üzerinden gösterilen değer olduğu, davalı ...'in resmi satış senedinde tahsil edildiği kayıt altına alınan satış bedelini ödediğinin aksini gösterir delil bulunmadığı, konut kredisi çekmiş olmasının taşınmazı gerçekten satın alma niyetiyle hareket ettiği ve taşınmaz bedelini malikin vekiline vermiş olduğunun aksinin ispatlanamadığı; muris muvazaası iddiası yönünden, bekar olan ve hiç evlenmeyen iki kardeş ... ve ...'in birlikte yaşadıkları, ...'in özrü nedeniyle çalışmadığı, babadan kalma maaş ile geçindiği, elektronik cihazlara meraklı olduğu, aileden kalma evde yaşadıkları, paraya ihtiyaçları olduğu için evin satılmak zorunda kaldığına dair tanık beyanları olduğu, murisin ve vekilinin davacıdan mal kaçırmak gibi bir amaçları olmadığı, taşınmazı satın alan kişinin konut kredisi kullanarak ev satın aldığı, satış bedelinin murisin vekili olan kardeşi tarafından tahsil edildiği, taşınmazın halen davalı ... adına kayıtlı olduğu ve onun tarafından kiraya verildiği, kira bedeli tahsil edildiği, aksinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı ve davalı sıfatlarının birleşmesi nedeniyle davalı ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yargılama devam ederken davalı ...'in ölmesi ve tek mirasçı olarak davacı ...'in kalması sebebiyle davacı ve davalı sıfatlarının birleştiği, tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde murisin vekaletname ve taşınmaz devir tarihinde ehliyetli olduğu, davaya konu devrin diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak devredildiği hususunun davacı yanca kanıtlanamadığı, tanık anlatımlarında bu yönde kabule elverişli beyan bulunmadığı, tapuda gösterilen devir bedeli ile rayiç bedel arasında fark bulunmakta ise de yalnızca bu hususun vekalet görevinin kötüye kullanıldığını göstermeyeceği, davalı ...'in taşınmazı satın alırken bankadan konut kredisi çekip taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği, ...'in kötü niyetinin ispat edilemediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§