Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4623 E. 2026/2875 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2794 E., 2025/1322 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/194 E., 2023/246 K.

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ile terekeye iade, mümkün olmadığı takdirde bedelin tazmini istemine ilişkindir.

Davacılar ..., ... ve ... vekili; tarafların kardeş olup kök murisleri ...’nın 18.02.1998 tarihinde vefat ettiğini, murisin, sağlığında tarafına ait... ili,...lçesi, ... Mahallesi 1964 parsel sayılı 21.625 metrekare yüz ölçümlü taşınmazını 12.01.1978 tarihinde davalı ...’ya tapuda satış göstermek suretiyle bedelsiz olarak temlik ettiğini, devir işleminin bağış niteliğinde olup davacı mirasçılardan mal kaçırmak gayesiyle muvazaalı satış yapıldığını, yaşanan bir tartışma sırasında davacıların bu taşınmaz için dava açacaklarını söylemesi üzerine davalının dava konusu taşınmazı bu kez 12.07.2018 de davalı ...’a temlik etmek suretiyle davayı akamete uğratmayı amaçladığını ileri sürerek tapu kaynının iptali ile mirasçılar adına tapuya tesciline, olmadığı takdirde rayiç değerin tespit olunarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili; davacı iddialarının mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu, 1978 yılında halihazırda davacılar Alkan ve Bahri ile müvekkilinin oturduğu üç katlı binanın inşaatına başladığını, hem bu nedenle hem de davacı ...’ın evliliği nedeniyle paraya ihtiyacı olduğu için dava konusu tarla vasıflı taşınmazı satmak istediğini, devir tarihi itibarıyla bölgenin konumu gereği taşınmazların değerinin yüksek olmadığı gibi dolgun ücretle çalışan davalının da bedeli ödeyebilecek malî gücünün bulunduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; taşınmazı Tapu Siciline Güven ilkesi gereği satın aldığını ve iyi niyetli, malik olduğundan iktisabının korunması gerektiğini, diğer advalılar arasındaki anlaşmazlıktan haberdar olamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalı vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.04.2022 tarih, 2021/1582 Esas, 2022/646 Karar sayılı ilâmı ile; somut olayda terekeye iade istemli açılan davada yer almayan mirasçıların davaya olur vererek yer aldıkları, bu hali ile dava dışı mirasçı bulunmadığı ancak tereke adına dava açıldığı ve davalılardan mirasçı olan ...’nın davalı olması nedeniyle davaya olurunun bulunmadığı, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca atanacak tereke temsilcisi aracılığı ile yargılamanın sürdürülmesi gerektiği hâlde taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilerek davanın esastan hükme bağlanmasının doğru görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla

; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda terekeye temsilci atandığı, dosya içeriğine göre muris ...'nın 18.02.1998 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak çocukları ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nın kaldığı, davanın muvazaalı satışın iptal edilerek terekeye dönüş istemli olarak açıldığı, terekeye temsilci atanmak suretiyle taraf teşkilinin sağlandığı, murisin vefatından sonra mirasçılar arasında ... Tapu Müdürlüğünce re'sen düzenlenen 26.10.2000 tarihli 4611 yevmiye numaralı miras taksim sözleşmesinin akdedildiği, taksim yapılan taşınmazlar arasında murise ait olduğunu ve davalıya devredildiğini mirasçıların bildiği dava konusu taşınmazın bulunmadığı gibi taksim sözleşmesi yapıldıktan yaklaşık 18 yıl sonra dava açıldığı, dava konusu taşınmazın 12.01.1978 tarihinde muris ... tarafından davalı ...'ya satış suretiyle devredildiği, tanıklar ......ve ... beyanlarında muris ...'nın taşınmazı ... adında üçüncü bir kişiye bedelsiz devrettiğinin ...'den duyduklarını, taşınmazı satmaya ihtiyacı olmadığını beyan ettikleri, davanın terekeye dönüş istemli açılması ve sonucunda iş bu tanıklarında menfaatinin bulunması, beyanlarının objektif ve yeterli olmadığı, beyanlarına itibar edilemeyeceği, dinlenen diğer tanık beyanlarından dava konu taşınmazı davalı ...'nın evvelden beri ekip biçtiği, davalı ile murisin aynı avlu içerisinde farklı evlerde ikamet ettikleri, vefat etmeden evvel dört, beş sene kadar murisin bakıma muhtaç olduğu, bakımıyla en çok davalı ...'nın ilgilendiği, taşınmazı satacağı dönemde ev inşa etmesi nedeniyle paraya ihtiyacı olduğu, taşınmazın üçüncü kişiye satılmaması için davalı tarafından satın alındığı, davalı satın alırken tanık olan eşi ...'nın ziynet eşyalarını bozdurduğu ve tanık ...'den borç para aldığı, taşınmaz bedelini bu şekilde temin ettiği, davacının taşınmazın bedelsiz olarak devredildiği iddiasını ispatlayamadıkları, murisin vefatından yaklaşık yirmi yıl sonra davanın açıldığı, murisin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla hareket ettiğinin davacı tarafından ispat edilemediği gibi diğer davalı ...'ya yapılan devrin muvazaalı olduğu hususunun da ispat edilemediği, yemin deliline de dayanılmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararına karşı tereke temsilcisi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle tereke temsilcisi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı tereke temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz edenin sıfatına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,40 TL bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§