Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4535 E. 2026/2528 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1534 E., 2025/1592 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 10. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/42 E., 2023/119 K.

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı vekili; müvekkilinin muris ...'un mirasçısı olduğunu, davalının ise müvekkilinin kardeşi ve murisin oğlu olan.....un eşi olduğu, murisin 200 27... parsel, 202 51... parsel ve 202 58... parsel sayılı taşınmazlardaki hisselerini 26.04.2016 tarihinde ...'e satış yoluyla temlik ettiğini, onun da 21.10.2016 tarihinde taşınmazları davalı ...'e satış yoluyla devrettiğini, murisin taşınmazları satmasını gerektirecek bir durum olmadığını, satışın muvazaalı olduğunu, ara malike yapılan satışın ise muvazaayı örtmek amacıyla yapıldığını, muvazaalı işlemlerin davalının eşi ...in murise baskı yapması nedeniyle yapıldığını, davalının eşi dava dışı ...in kardeşi ...'ye ait 6 adet taşınmazı vekaletname alarak oğlu ...'e devrettiğini, dava dışı...ve oğlu ... hakkında Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/10811 sayılı soruşturma dosyasında soruşturma yürütüldüğünü, davalının eşi ...in daha önce murise ve kız kardeşine ait taşınmazları üzerine alma girişimi olduğunu, bu kez de dikkat çekmemek adına işlemin davalı adına yapıldığını, murislerden kalan ve davalının eşi tarafından ele geçirilen 200 28... parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalının eşi adına 16 adet ve oğlu ... adına 23 adet bağımsız bölüm olduğunu, işlemin muvazaalı olduğunu belirterek 200 27... parsel, 202 51... parsel ve 202 58... parsel sayılı taşınmazlarda davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; genç yaşta kocasını kaybeden muris ...'un o dönemden hayatının sonuna kadar oğlu.....un ve gelini davalı ...'un yanında kaldığını, murisin sürekli oğlu ve birlikte yaşadığı diğer ev halkına yük olduğunu düşünerek kocasından kalan hisseleri satmayı ve kalan ömrünü rahat bir şekilde geçirmeyi planladığını, murisin bu düşünceyle hissedarı olduğu taşınmazı dava dışı ...'e bedeli karşılığında devrettiğini, daha sonra taşınmazların imar planında sorunlu ve kısıtlı alanda kaldığının anlaşılması üzerine ...’in taşınmazı geri satmak istediğini, ancak murisin satış bedelinin büyük kısmını harcadığından taşınmazı geri almak istemediğini, bunun üzerine dava dışı ...'un şikâyet tehdidinde bulunması nedeniyle davalı ...’un kendi birikimlerinin yanı sıra eşi ve oğlunun maddi desteği ile taşınmazları bedelini ödeyerek geri satın aldığını, murisin yaşamının geri kalanını daha rahat sürdürebilmek ve yanında kaldığı kişilere destek olabilmek amacıyla malvarlığını satmasının olağan olduğunu, davacı tarafın uzun yıllardır haksız şikâyetlerde bulunduğunu, ayrıca davacı tarafça murisin akıl sağlığının yerinde olmadığı ve yaşlılığı nedeniyle kısıtlanması istemiyle Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/610 Esas sayılı dosyasında vesayet davası açıldığını, yapılan yargılama sonucunda murisin kısıtlanmasını gerektirir bir durum bulunmadığının tespit edildiğini, murisin mahkeme huzurunda rahatsızlığının olmadığını, kısıtlanmak istemediğini ve oğlu......’un yanında kalmak istediğini beyan ettiğini, diğer kardeşlerin de benzer yönde ifadeler verdiğini, murisin yaşamı boyunca davalı gelini, oğlu ve ailesi tarafından bakılıp gözetildiğini, tüm ihtiyaçlarının karşılandığını, bu nedenle murisin amacının diğer mirasçılardan mal kaçırmak olmadığını, aksi halde diğer mirasçıların da dava açmış olacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Dahili Davalı ... 30.03.2021 tarihli beyan dilekçesinde özetle; kendisinin bu davayla doğrudan bir ilgisinin olmadığını, davaya konu devirlerden dolayı mağdur edildiğini, tarafları doğrudan tanımadığnı, o dönemde ev alacakken davaya konu taşınmazların satıldığını öğrendiğini, yatırım amaçlı bu arsaları ...'tan 700.000,00 TL civarı para ödeyerek aldığını, ancak kendisine bu taşınmazların üzerinde okul alanı vb. kısıtlılıkların kalktığını söyleyerek sattıklarını, oysa daha sonra taşınmazlar üzerindeki imar kısıtlılığının kalkmadığını ve kalkmasının da çok zor olduğunu öğrendiğini, bunun üzerine ...'a ve oğlu.....a ulaştığını, mağdur edildiğini, ulaştığı.....un ...'un yeri geri almak istemediğini beyan ettiğini, kendisinin de bu imar sorunu çözülmezse şikayetçi olacağını beyan ettiğini, bunun üzerine ...'un yeri almayı kabul ettiğini, hemen hemen aldığı tutara yakın bedelle taşınmazları sattığını, mağdur olduğunu, bu süreçte parasının değer kaybettiğini, bu konuda gerekirse dava açma hakkını da saklı tuttuğunu beliriterek tarafıyla ilgili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda murisin ihtiyacı nedeniyle dava konusu taşınmazları sattığı savunulmuş ise de murisin ihtiyacının var olduğu kabul edilse bile taşınmazlardan birisini satmakla ihtiyacını karşılayabilecek iken 3 adet taşınmazdaki hisselerini satmış olmasının mirasçılardan mal kaçırma amacını taşıdığı, murisin öncelikle emanetçi olan davalı ...'e temlikte bulunduğu, davalı ...'in kısa bir süre sonra murisin gelini olan davalı ...'a temlikte bulunduğu, murisin bakım ve ihtiyaçları ile davalı ... ve eşi.....un ilgilendiği gibi diğer mirasçıların da ilgilendikleri, muris muvazaasının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili ve dahili davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; murisin vefatından 5-6 yıl öncesinden itibaren kısmi felç geçirmesi ve yaşlılığı nedeniyle oğlu...ile eşi davalının onunla ilgilenip ihtiyaçlarını karşıladığı anlaşılmakta ise de murisin özel bir bakım ve ihtimama ihtiyacının olduğuna dair dosya arasında bir delil bulunmadığı, diğer yandan, taşınmazlardaki payların satıldığı 2016 yılında muris 88 yaşında olup o zamana kadar elden çıkarma gereksinimi duymadığı tüm taşınmazlarını satmasını gerektirir miktarda yüklü bir paraya ihtiyacı olduğunun kanıtlanamadığı gibi taşınmazları yatırım amacıyla aldığını savunan ilk el ...'un, taşınmazları yatırım amacıyla aldığı göz önüne alındığında imar kısıtlamasını bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, taşınmazları bedeli karşılığında satın aldığını ileri süren davalılar tarafından satış bedelinin ödendiği savunmasının da kanıtlanamadığı, tarafların sosyal ilişkileri ve olayların gelişimi birlikte değerlendirildiğinde murisin, davacı tarafından hakkında vesayet talebinde bulunulması ve önceki dava dışı bir taşınmaz devrine ilişkin şikayetler nedeniyle duyduğu kızgınlıkla, oğlu ...in de etkisi altında kalarak dava konusu taşınmazları mirastan mal kaçırma amacıyla muvazaalı şekilde devrettiği, davalı ...’un da murisin gelini olması nedeniyle işlemin muvazaalı olduğunu bilebilecek durumda olduğu, bu nedenle iyiniyet iddiasından yararlanamayacağı, aynı yöndeki İlk Derece Mahkemesinin kabulünün doğru bulunduğu, diğer taraftan HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen yapılan incelemede, tapu iptali ve tescil davalarının kayıt malikleri aleyhine açılacağı, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı eldeki davada kayıt maliki olmayan ilk el ... ile Ümmügülsüm arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaması, dahili dava yoluyla bir kimseye taraf sıfatı kazandırılmasına da yasal olarak olanak olmaması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince re'sen ilk el ...'un davaya dahil edilmesi doğru olmadığı gibi, dava konusu 202 58... parsel sayılı taşınmazın imar ile 04.04.2022 tarihinde aynı alan ve pay ile 202 58... parsel sırasına kayıt edildiği halde kapalı kayıt hakkında hüküm tesis edilmesi, yine tapu kaydının davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına tescile karar verilip kalan payın davalı üzerinde bırakılması şeklinde hüküm kurulması gerekir iken, hükümde iptaline karar verilen ve bakiye payların açıkça gösterilmemesinin infazda tereddüt oluşturduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında hüküm kurmak suretiyle dahili davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ...... aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 26.683,01 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§