"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/178 E., 2025/86 K.
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı Hazine vekili; Çanakkale ili, Gökçeada ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında Hazineye ait veya sahipsiz taşınmazların yasal koşullar oluşmadan köyde yaşamayan, yıllar önce ölmüş veya köyü terk etmiş paravan kişiler adına tespit edildiğini, sonrasında ilgili kişilerden satın alınmış gibi taşınmazların menfaat ilişkileri olan şahıslar adına tescil edilmeleri nedeniyle ağır ceza mahkemesinde ilgili kişiler aleyhine ceza davası açıldığını, tapu ve kadastro müfettişleri tarafından hazırlanan raporda 1 02... parsel sayılı taşınmaz için tespitin yolsuz tescil niteliğinde olabileceği, zilyetlik devir senedinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, zilyetlik kazanım şartlarının oluşup oluşmadığının araştırılması için tapu iptali ve tescil davasının açılması gerektiğinin bildirildiğini, zilyetlik devir senedindeki imzanın ...’a ait olmama ihtimalinin yüksek olduğunu, devir senedi tarihinde tespit maliki ...’ın henüz onyedi yaşında olduğunu, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; dava konusu taşınmazı kadastro tespitinden sonra 07.08.2009 tarihinde satın aldığını, tapu kaydının aleni olduğunu, davalının iyiniyetli 3. kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2018 tarih, 2016/53 Esas, 2018/34 Karar sayılı kararı ile; davaya konu taşınmazda 1973'ten önceki bir tarihte imar-ihyanın tamamlanmış olduğu ve dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufundaki (taşlık, kayalık, orman, mera vb.) yerlerden olmadığı, somut olayda davalının kadastro sonucu oluşan tespit maliki olmayıp tespitten sonra dava konusu taşınmazı satın aldığı ve iyiniyetli malik konumunda bulunduğu, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1023. maddesi gereği davalının bu kazanımının korunması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.09.2018 tarih, 2018/496 Esas, 2018/460 Karar sayılı kararı ile davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 08.12.2021 tarih, 2021/3446 Esas, 2021/7680 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın uzun yıllardır kullanılmadığı, zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığı, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş, İlk Derece Mahkemesinin 20.04.2022 tarih, 2022/22 Esas, 2022/60 Karar sayılı kararı ile; davalının iyiniyetli üçüncü kişi olduğu ve kazanımının korunması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2023 tarihli ve 2022/1-751 Esas, 2023/1094 Karar sayılı kararı ile; davalının TMK'nın 1023. maddesinde düzenlenen tapu siciline güven ilkesinden yararlanıp yararlanamayacağı hususunun Özel Dairece incelenmediği gerekçesi ile dosya Daireye gönderilmiş, Dairenin 08.02.2024 tarih, 2024/114 Esas, 2024/987 Karar sayılı kararı ile; davalı ...'nin TMK'nın 1023. maddesi uyarınca iyiniyetli olup olmadığı yönünde yeterli araştırma yapılmadığı gerekçesi ile karar bozulmuş, İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; tanık ...'un dava konusu yerin ceza soruşturmasına konu olduğunu bilmediğini, haliyle davalı ...'ın da kendisinden bu taşınmazı alırken bu soruşturmalardan haberdar olmadığını beyan ettiği, bu haliyle dava konusu taşınmazın salt olarak bir ceza soruşturmasına ya da suça konu olmasının doğrudan davalının kötüniyeti olduğunu gösteremeyeceği, davalının taşınmazı iyiniyetli iktisap ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 02.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.