"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1041 E., 2025/632 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/136 E., 2023/521 K.
Dava, hile ile alınan vekâlet yetkisinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkilinin davalılardan ...’a kat mülkiyeti, belediye ve vergi dairelerindeki resmi işlemler için ...5. Noterliğinin 18.04.2016 tarihli ve 8729 yevmiye numaralı vekâletnamesi ile yetki verdiğini, ancak vekilin kötüniyetli olarak ve müvekkilinin esasen yetlilendirmek istemediği satış konusunun da tek satır olacak biçimde vekâlete eklettiğini ve vekâlet görevini kötüye kullanmak suretiyle maliki bulunduğu ... ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi 19 62... parsel sayılı (eski 2392 ada) taşınmazını diğer davalı ...’a devrettiğini, vekâletnameye satış yetkisinin eklenmesinin müvekkilinin rızası hilafına olduğunu, davacının o tarihteki yaşı da gözetildiğinde doktor raporu alınmadan vekâletname alınmasının, ayrıca kısa bir süre içinde satış yapılmasının davalıların kötüniyetli olarak hareket ettiklerini gösterdiğini ileri sürerek yolsuz tescil nedeniyle davalı ... adına oluşan tapu kaydının iptali ile taşınmazın müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline, olmadığı takdirde bedeli oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; davacı talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarının doğru olmayıp satış yetkisini havi vekâletnamenin davacının bilgisi ve rızası dahilinde alındığını, zira söz konusu taşınmazın zaten daha önce diğer davalı tarafından babası olan davacıya bedeli ödenerek satın alındığını, devir işlemlerinde sıkıntı yaşayacağını düşündüğü için ve aralarındaki akrabalık ilişkisine güvenerek rica etmesi üzerine vekil olarak iş ve işlemlerde yer aldığını, müvekkilinin davacıyla herhangi bir tanışıklığı olmadığını, bu nedenle davacının tanımadığı birine banka işlemleri için yetki vermek istediği yönündeki beyanının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaldı ki vekâletin düzenlenmesi sırasında noterde bulunmayan davalı müvekkilinin davacıyı yanıltarak satış yetkisini bilgisi ve onayı olmadan vekâlete eklediği yönündeki iddiasının da inandırıcı olmaktan uzak olduğunu, zira kimsenin tanımadığı birine malî işlemler için yetki vermeyeceğini, söz konusu vekâletin alınmasındaki tek gayenin zaten davalı ...’e ait olan taşınmazın tapuda da devrini sağlamak olduğunu ve bu durumun davacı tarafça da pekâla bilindiğini, davacının temyiz kudretine ilişkin bir tereddüt olmadığından doktor raporu alınması gerektiği yönündeki iddianın da kabul edilir olmadığını, nitekim dava vekâletnamesi düzenlenirken de kendisinden bu anlamda rapor alınmadığını, davacının temyiz kudretini haiz olup sadece satış yetkisi vermek için söz konusu vekâletnameyi düzenlediğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili; davanın yasal süre geçtikten sonra açıldığını, tarafların baba oğul olup devir işleminden yıllardır haberdar olan davacının iki ay önce öğrendiği yönündeki iddiasının mesnetsiz olduğunu, dava konusu vekâletnamenin veriliş gayesinin dava konusu taşınmazın müvekkiline devri olduğunu, davacının...ilinde vekâlet verdiği tarihte müvekkili ve diğer davalı vekilin ...’da olduklarını, vekâlet içeriğine etki etmelerinin söz konusu dâhi olamayacağını, satış yetkisi bizatihi davacının arzu ve iradesine uygun olup satılacak taşınmazın tüm evsavıfla belirtilmiş olması ve dâhi alıcı olarak müvekkili davalının da açıkça yazılmış olmasının davacının aksi yöndeki iddialarının ne denli mesnetsiz olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, davacının devir bedeli öncesinde zaten tahsil etmiş olduğunu, müvekkilinin kredi çekerek ve eşine ait taşınmazı satarak davacıya ödeme yaptığını, yaşadığı mali sıkıntılar nedeniyle mükerrer tahsilat peşinde olan davacının haksız ve dayanaksız iddialarına itibar edilemeyeceğini, satışın kısa sürede yapılmış olmasının vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı anlamına gelmediğini, dava konusu taşınmazın harabe halde satın alındığını ve tüm ihya, tamir ve tadilat işlemlerinin davalı tarafça yapıldığını, tüm masrafı müvekkili davalının karşıladığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriğine göre tapu kaydının iptali talep edilen taşınmazların satış işleminden yaklaşık 15 yıl geçtikten sonra eldeki davanın açıldığı, vekâlet aktinin kötüye kullanılmasına dayanan tapu iptali ve tescil davalarının herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlı olmadığı, vekâletname verilirken davacının yanında bulunduğu söylenen tek davacı tanığı ...'in vekâlet vermek üzere Küçükçekmece 15. Noterliğine gittiklerini beyan ettiği, dosyaya celbedilen ve dava konusu işlemin dayanağını oluşturan vekâletnamenin ise...5. Noterliğininden verildiğinin görüldüğü, bu durumda ihtimalen tanığın yalan söylediği ya da davacının verdiği başka bir vekâletname ile karıştırdığı, başka bir vekâletname verilmesi olayı ile karıştırmış ise bu beyanların dava konusu işleme dayanak olan vekaletname yönünden bağlayıcılığı bulunmadığı, diğer ihtimalde ise tanığın gerçeği söylemediği gibi bir durum ortaya çıktığından beyanlarına itibar edilmediği, dava konusu işlemin dayanağını oluşturan vekâletnamenin hile ile alındığına ilişkin görgüye dayalı bilgisi olan başka tanık bulunmayıp diğer tanıkların anlatımları duyuma dayalı olduğundan beyanlarına itibar edilmediği ve davacı tarafça bu hususta başka delil bildirilmediğinden davacının bu iddiasını ispatlayamadığı, uyuşmazlığa konu vekâletnamede; davacının ... ili, Merkez ilçesi, ... köyünde bulunan 2392 parselde kayıtlı taşınmazı dilediği bedel ve şartlarda ...'a satma hususunda ...'ı vekil tayin ettiğinin görüldüğü, davacıların iddialarının aksine yalnızca belediye, vergi veya genel satış yetkisini içermeyip dava konusu yapılan taşınmazın doğrudan doğruya davalı ... ...a satışına dair özel yetki içerdiği, vekil ...'a dava konusu taşınmazı münhasıran ...'a satış yetkisi verilmiş olması nazara alındığında noter huzurunda resmi olarak düzenlenmiş söz konusu yazılı belge karşısında vekâletnamenin verilmesi esnasında görgüye dayalı bilgileri olmayan davacı tanıklarının vekâletnamenin sadece davalı ...'e bina ile ilgilenmesi için verildiği yönündeki soyut beyanlarına itibar edilmediği, kaldı ki davacı ile davalı ... baba-oğul olup vekâletname verildikten 15 yıl sonra dava açıldığı, kuyumculuk ile uğraştığı belirtilen davacının bu kadar yıl taşınmazların ne olduğunu sormaması, kiralarını istememesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi vekâletnamede taşınmazın kime satılacağını belirtmesi karşısında davacı ile davalı ... arasında devirden önce anlaşma olduğu ve davacının taşınmazın bedelini aldığı, bedelini aldıktan sonra devir işlemleri için özel vekâletname çıkardığı kanaatine varıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından davalı ...'a verilen ve çekişme konusu taşınmazların satış yetkisini havi...5.Noterliğinin 18.04.2006 tarih ve ... yevmiye sayılı özel vekaletnameye dayalı olarak dava konusu taşınmazlardaki davacı paylarının oğlu olan diğer davalı ...'a 04.05.2006 tarihinde temlik edildiği, anılan temlike dayanak vekaletnamenin hile ile alındığı ve vekalet görevi kötüye kullanılmak suretiyle işlemlerin gerçekleştirildiği iddiasıyla açılan eldeki davada iddia, savunma, tarafların aşamalardaki beyanları, getirtilen tapu kayıtları ve dayanak belgeler, dinlenen tanıkların beyanı ve tüm dosya kapsamına göre iddiaların kanıtlanamadığı, ayrıca yukarıda değinilen Yargıtay kararı gereği aradan uzun bir süre geçmesine rağmen dava açılmamış olmasının vekaletnamenin iradeye uygun olarak kullanıldığı yönünde delil olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.