Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4007 E. 2026/2396 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1499 E., 2025/861 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 6. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/40 E., 2024/115 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, korkutma hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı; eski damadı olan davalı ...’in kendisi, kızları ve torunlarının hayatlarına ve vücut bütünlüklerine zarar vereceği tehdidi ve baskısı ile dava konusu taşınmazının ...’in yakın arkadaşı olan davalı ...'a devrettirildiğini, davalı ...’in kızından ayrılırken torunlarının velayetlerini aldığını, çocukları bir daha göstermemekle ve onlara zarar vermekle tehdit ettiğini, kendisini dava konusu taşınmazını devretmeye zorlarken kızına zarar verdiğini, torunlarına yönelmesi durumunda devri kabul ettiğini, bedel ödenmediğini, taşınmazın bir çok kez el değiştirdiğini en son davalı ... adına tescil edildiğini, kısa aralıklarla devirler yapıldığını, kızı ve torunları ile birlikte yaşadığını, izlerini kaybettirmek için pek çok şehir gezdiklerini, uzaklaştırma kararı olduğunu, kızı ve davalı arasında halen devam eden velayetin değiştirilmesi davası bulunduğunu, davalı ...’in alkol ve uyuşturucu bağımlısı olduğunu, kendisini keserken çektiği videoları kızına tehdit olarak gönderdiğini, şikayette bulunulduğunu, yasa dışı bahis sitelerine de bulaştığını, cezaevine de girdiğini, korktuklarını ve korkunun devam ettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ...; davacının kızının eski eşi olduğunu, kurucusu ve gerçek yetkilisi olduğu ... Medikalin boşanma tazminatı olarak eşine verildiğini, şirketin resmi yetkilisinin eski eşi ... olduğunu, boşanmalarına rağmen ilişkilerinin devam ettiğini, şirketin ...’ya geçmesinden sonra ...’nın annesinden mirasını istediğini, ...’nın taşınmazı başka soy isimli birine devredip kredi kullanmak istediğini, şirket çalışanı olarak şirket sahibi ve yetkilisi olan ...’nın isteklerini yerine getirdiğini ve taşınmazı davalı ... adına tescil ettirdiğini, ardından da kısa süre sonra yine ...’nın talimatı ile taşınmazı ... Medikale temlik ettiğini, ...’nın kendi adına ve şirket adına kredi çekerek birer tane daire aldığını, kredi ödenirken zorluk yaşanması halinde taşınmazların satışı için kendisini vekil tayin ettiğini, her şeyi ...’nın talimatı ile yapmasına rağmen hem eldeki davayı hem de 2021/40 Esas sayılı davayı açtıklarını, ...’nın 26.07.2021 de velayetleri kendisinde olan kızlarını kaçırıp sakladığını, kendisi adına verdiği vekaletten azlettiğini, ancak şirket adına hala yetkili olduğunu, azledilmediğini, konutun kredisini 136.000,00 TL ödeyerek kapattığını ve yetkisi kapsamında taşınmazı şirket adına sattığını, geliri şirket adına bankaya yatırdığını, ...’nın ve şirketin tüm borçlanmalarına kefil olduğunu, ...’nın borçları ödemediğini, bu nedenle mal varlığına haciz konulduğunu, kendisine iftiralar atılarak suç duyurusunda bulunulduğunu, takipsizlik kararı verildiğini, bağımlı olmadığını ve psikolojik problemleri de olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ..., süresinde davaya cevap vermemiş; aşamada, diğer davalının oğlunun arkadaşı olduğunu, oğlunu ve kendisini zarara uğrattığını, bir gün yanına gelerek dava konusu taşınmazı adına tescil ettireceğini ve sonrasında geri alacağını söylediğini, o zamanki şartlarda durumu kabul etmek zorunda kaldığını, eski eşinin annesi Meryem’i zorlayarak satışı yaptığını sonradan öğrendiğini, tehditlerinin halen devam ettiğini de çevreden duyduğunu, satışın gerçek olmadığını, para verilmediğini, kısa süre sonra da ...’in isteği ile taşınmazı devrettiğini bildirmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık beyanlarının 2021/40 Esas sayılı dosyasında da alındığı, bu dosyadaki kararın Trabzon Bölge Adliye Mahkemesinin 2023/2141 Esas sayılı kararıyla kaldırıldığı, dosyanın görevsizlik nedeniyle Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, 2021/40 Esas sayılı dosyasında dinlenen aynı tanıkların bu dosyadaki beyanlarına benzer şekilde beyanda bulundukları, yargılamanın 28.06.2024 tarihli celsesinde 2021/40 Esas sayılı dosyadaki tanık beyanlarının bu dosya arasına alınmasına karar verildiği, 2021/40 Esas sayılı dosyada tanık talimat duruşmasının 04.04.2022 tarihli olduğu ve bu duruşmadaki tanık ifadelerinden duruşmanın yapıldığı tarihte halen davalının korkutmasının devam ettiği, eldeki dosyanın henüz korkutmanın ortadan kalkmadığı 01.02.2023 tarihinde açıldığı, diğer davalı ...'ın 09.05.2024 tarihli beyanının kendi açısından ikrar niteliğinde olduğu, taşınmazın devrinin bu korkutma nedeniyle yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı ... vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın devir işleminin 21.09.2020 tarihinde yapıldığı, davacının Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/11852 soruşturma nolu dosyasında yaptığı şikayette davalı ...'in, adına kayıtlı taşınmazını zorla sattırdığını beyan ettiği, bu talebinin 13.05.2022 tarihinde ... ile sonuçlandığı, korkutmanın etkisinin en geç bu şikayetin yapıldığı tarihte ortadan kalktığının kabul edilmesi gerektiği, davacı tarafça korkutulmanın derdest dava tarihine kadar devam ettiğine dair herhangi bir delilin ileri sürülmediği, dosyada bu yönde ispatın bulunduğundan söz edilmeyeceği, dolayısıyla korkutmanın etkisinin en geç KYOK'ta belirtilen suç tarihi olan 29.07.2021 tarihinde ortadan kalktığı gerekçesiyle başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden, davacının kayden maliki olduğu 21 05... parsel sayılı taşınmazdaki 2 numaralı bağımsız bölümünü 21.09.2020 tarihinde davalı ...’a temlik ettiği, İlhan’ın taşınmazı 02.10.2020 tarihinde dava dışı Şirkete satış suretiyle devrettiği, Şirketin taşınmazı 29.07.2021 tarihinde tekrar davalı ...’a temlik ettiği, İlhan’ın da taşınmazı 06.08.2021 tarihinde davalı ...’e devrettiği görülmektedir.

Bilindiği üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 37. maddesi uyarınca bir kimse, karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin kendisi veya yakınlarının maddi veya manevi varlığına yönelik hukuka aykırı ve esaslı korkutması sonucu yaptığı sözleşme ile bağlı sayılamaz. TBK'nın 38. maddesinde belirtildiği gibi korkutmadan söz edilebilmesi için tehdidin sözleşmeyi yapan kimsenin veya yakınlarının kişilik haklarına veya mal varlıklarına yönelik olması, korkutmaya maruz kalanın sübjektif durumuna göre ağır ve derhal meydana gelebilecek nitelik taşıması, haksız (hukuka aykırı) sayılması, illiyet bağının bulunması, sözleşmenin tehdidin yarattığı korku sonucu yapılması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde iradesi sakatlanan taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir. TBK’nın 39. maddesinde ise korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılacağı hususu düzenlenilmiştir.

Somut olayda; davalı ...’in davacının kızı ...’nın eski eşi olduğu, davacının ve kızının 26.07.2021 tarihinde davalı ...’e karşı koruma kararı aldıkları, Bursa 1. Aile Mahkemesinin 2021/4157 D.İş sayılı 06.10.2022 tarihli kararı ile davacının kızının eski eşi olan davalı ...’e karşı hem kendisi hem de çocukları için 6284 sayılı Kanun uyarınca kimlik bilgilerinin gizlenilmesi kararı verildiği, 05.10.2023 tarihli ek karar ile bu tedbirin 2 yıl uzatıldığı, 01.10.2025 tarihli ek karar ile verilecek başka bir karar ile kaldırılıncaya kadar süresiz olarak devam etmesine karar verildiği, davalı ...’ın da tehditlerin halen devam ettiğini duyduğunu beyan ettiği hususları gözetildiğinde davacının kendisine veya yakınlarına yönelik korkutmanın etkisinin ortadan kalktığını söyleyebilme imkanı yoktur. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesince korkutmanın etkisinin en geç Trabzon Cumhuriyet Savcılığına şikayetin yapıldığı 29.07.2021 tarihinde ortadan kalktığının kabul edilmesi gerektiği yönündeki gerekçesi isabetsizdir.

Kabul edilmelidir ki, TBK'nın 39. maddesindeki sürenin işlemeye başlamasında, iradeyi sakatlayan nedenin (korkutma) önem derecesi ancak iradesi sakatlanan kimse tarafından doğru şekilde takdir edilebilir. Olaya bu açıdan bakıldığında ikrahın (korkutmanın) önemini yitirdiği an, iradesi sakatlanan kişi için korkunun silindiği, diğer bir deyişle korkutan kişi ya da kişilerin yarattığı korkutmadan kaynaklanan zarar görebilme yönündeki endişenin ortadan kalktığı, kendisini psikolojik açıdan güven içerisinde hissettiği andır. Davacının şikayeti ve ceza davasına katılması, ceza soruşturmasının başlaması, ceza davasının açılması ve davalıların tutuklanmaları gibi hususlar salt korkunun ortadan kalktığını gösteren etkenler olarak sayılamaz.

Hal böyle olunca, işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§