Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3805 E. 2026/753 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2010/377 E., 2020/60 K.

BİRLEŞTİRİLEN 2014/619 ESAS SAYILI DAVADA

Mahkeme kararı asıl davada davalılar-birleştirilen davada davacılar ... ve arkadaşları vekili ile asli müdahil ... Belediyesi vekili ve birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R-

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.

Kadastro sırasında Erzurum ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan yüz ölçümleri tutanaklarında yazılı 2276, 2277, 2280, 2304, 2305, 2306, 2307 parsel sayılı taşınmazlar mera vasfıyla sınırlandırılmıştır.

Müdahil ... çekişmeli taşınmazlardan 2304, 2305, 23 06... parsellerin tespitlerine karşı mülk edinmeye elverişli zilyetlik iddiasıyla komisyon huzurunda itiraz etmiş, bilahare ... Köy Tüzel Kişiliği (6360 sayılı Yasa uyarınca tüzel kişiliği sona ermekle ... Belediye Başkanlığı) tarafından gerçek kişiler aleyhine açılan men-i müdahale davası nedeniyle taşınmazların tutanakları ve sözü edilen dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmış, müdahil ... Köyü Tüzel Kişiliği (6360 sayılı Yasa uyarınca tüzel kişiliği sona ermekle ... Belediye Başkanlığı) ise taşınmazların bir bölümünün müdahil köyün sakinleri tarafından kadimden beri kullanılan mera olduğu gerekçesiyle davaya müdahil olmuştur.

Kadastro Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda men-i müdahale istekli davanın askı ilan süresinden sonra açıldığı, müdahil ...'nin ise komisyon kararına karşı süresi içerisinde dava açmadığı gerekçesiyle verilen görevsizlik kararının derecattan geçerek kesinleşmesi üzerine dava yukarıda yazılı esasa kaydedilmiştir.

Birleştirilen davada ise davacı ... ve arkadaşları dava konusu taşınmazların mera niteliğinde olmadığı, irsen intikalen zilyetlik ve mülkiyetlerinde bulunduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescili isteğinde bulunmuştur.

Asıl ve birleştirilen dava dosyasında davalılar davanın reddini savunmuşlardır.

Dosya kapsamı ve toplanan delillerden; çekişmeli taşınmazların mera olarak sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği, tespite karşı ... ile dava dışı gerçek kişiler tarafından komisyon huzurunda itiraz edildiği, itirazların komisyon tarafından reddedildiği, bilahare ... Köy Tüzel Kişiliği tarafından gerçek kişiler aleyhine açılan men'i müdahale davası nedeniyle taşınmazların tutanakları ve sözü edilen dava dosyasının Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, yargılama sırasında ... Köyü Tüzel Kişiliğinin meraların aidiyeti iddiasıyla davaya müdahil olduğu, Kadastro Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararının derecattan geçerek kesinleştiği; birleştirilen davada ise davacı ... ve arkadaşlarının; dava konusu taşınmazların mera niteliğinde olmadığı, irsen intikalen zilyetlik ve mülkiyetlerinde bulunduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescili isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; kadastro tespitine karşı askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesi huzurunda, askı ilanından sonra ise hak düşürücü süre içerisinde genel mahkemelerde kadastro öncesi nedene dayalı olarak davası açılmasının mümkün olduğu hususu tartışmasızdır.

Somut olayda, yargılamaya esas teşkil eden men-i müdahale istekli davanın kadastro tespit gününden ve askı ilanı tamamlandıktan sonra açıldığı, müdahil ...'nin ise itirazının reddine ilişkin komisyon kararına karşı süresi içerisinde Kadastro Mahkemesi huzurunda dava açmadığı anlaşılmaktadır.

O halde; dava konusu taşınmazların tutanaklarında yer alan davalıdır şerhine rağmen askı ilanları tamamlandıktan sonra tapu kayıtlarının oluştuğu tereddütsüzdür. Mahkemece, taşınmazların tutanaklarının kesinleştiği tarihler belirlenmek suretiyle birleştirilen dava dosyasının davacılarından ... mirasçıları dışındakiler yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nda belirlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilmesi doğru görülmemiştir.

... Köy Tüzel Kişiliği tarafından gerçek kişiler aleyhine açılan men-i müdahale davası ile asli müdahil ... Köyü Tüzel Kişiliği (6360 sayılı Yasa uyarınca tüzel kişiliği sona ermekle ... Belediye Başkanlığı) tarafından meranın aidiyeti hususunda ileri sürülen iddia yönünden yapılan incelemeye gelince, bilindiği üzere mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (4342 sayılı Mera Kanunu m.3,4).

Aynı Kanun'un 4. maddesine göre, meraların kuru mülkiyeti Hazineye, yararlanma hakkı ilgili köy ve belediyelere aittir. Meradan yararlanma hakkı olan köy ve belediyeler yoksun kaldıkları yararlanma nedeniyle haksız el atmanın kaldırılmasını, hayvanlarının yararlanamaması sebebiyle ot bedelini isteyebilir.

Diğer taraftan, mahkemelerce verilen kararların 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesinde belirtildiği üzere, her bir istek hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermesi ve infaza imkan sağlayacak içerikte bulunması gerektiği açıktır.

Somut olayda; dava konusu taşınmazların kadastro sırasında mera niteliğiyle sınırlandırıldıkları ve mahallinde yapılan uygulama sonucunda kadim nitelikte mera oldukları ve özel mülkiyete konu edilemeyecekleri, kaldı ki davacıların mera bütünlüğünü bozan, ekonomik amaca uygun olmayan zilyetliklerinin iktisaba elverişli olmadığı ve davacı dayanağı kayıtların taşınmazlara aidiyetinin ispat edilemediği, bu nedenle davalıların taşınmazlara vaki müdahalesinin el atma mahiyetinde olduğu anlaşılmaktadır.

Ne var ki, Mahkemece hangi davalıların çekişmeli taşınmazların hangi bölümlerine el attıkları ve müdahalenin men'ine karar verilen taşınmaz bölümlerinin hangileri olduğu infaza elverişli biçimde gösterilmeden hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.

Hal böyle olunca; fen bilirkişi marifetiyle yerinde yeniden keşif yapılarak davalılar tarafından el atılan bölümlerin bilirkişilerce düzenlenecek krokide gösterilmesi ve sonucuna göre el atmanın önlenmesi bakımından karar verilmesi gerekirken, infazı kabil olmayacak şekilde yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.

Asli müdahil ... Köyü Tüzel Kişiliği (6360 sayılı Yasa uyarınca tüzel kişiliği sona ermekle ... Belediye Başkanlığı) yönünden ise, Kadastro Mahkemesi huzurunda yapılan yargılama sırasında adı geçen tüzel kişilik tarafından yöntemince davaya müdahil olunduğu, çekişmeli taşınmazların bazı bölümleri yönünden meranın aidiyetine yönelik dava açıldığı; ancak Mahkemece asli müdahilin talebi yönünden olumlu yahut olumsuz bir hüküm kurulmadığı anlaşıldığından iddia ve savunma çerçevesinde var ise kadim köy hudutnameleri ve çekişmeli mera parsellerine ilişkin kadim kullanımı belirleyen kayıtlar ( Mahkeme kararı, tahsise ilişkin kadim belgeler vs.) ile yörede yapılan tevzi çalışmaları sırasında tutulan mera tahsisine dair belgeler celp edilerek toplanmış ve toplanacak tüm deliller bir arada değerlendirilmek suretiyle müdahilin davası hakkında olumlu yahut olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken bu hususa riayet edilmemesi doğru görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, birleştirilen davada davalı ... 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

§