Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3726 E. 2026/2667 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1120 E., 2025/1130 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/80 E., 2023/39 K.

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tecil ile intifa hakkının terkini istemlerine ilişkindir.

Davacı; ekonomik olarak zorda olduğu dönemde dava konusu 27 10... parsel sayılı taşınmazını satmak istediğini, taşınmazda kat mülkiyeti tesis edilmediği için satışının zor olduğunu, kat mülkiyeti kurulduktan sonra ticaretle uğraşan kardeşi ... kardeşinin kızı... ve kardeşinin çalışanı ......u vekil tayin ettiğini, aradan zaman geçmesine rağmen alıcı çıkmadığını, bu arada ekonomik durumunun düzeldiğini ve taşınmazı satmaktan vazgeçtiğini, aralarındaki güven nedeniyle vekaletnameden azletmediğini, evini yapılandırmadan yararlandırmak istediğinde taşınmazın adına kayıtlı olmadığını öğrendiğini, tapuya başvurduğunda taşınmazın ... tarafından annesine temlik edildiğini, intifa hakkını da ...’a tesis ettiğini öğrendiğini, işlemlerden haberi olmadığını, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescili ile intifa hakkının terkinine karar verilmesini istemiştir.

Davalılar; davacının dava konusu taşınmazı alacak ekonomik gücü olmadığını, ...’in iş adamı olduğunu, ...’in 2004 yılında ...’dan satın aldığı 3 daire 1 dükkandan oluşan taşınmazı davacı ile eşine, emaneten kira gelirleri ile kendilerini idare etmeleri için verdiğini, 2015 yılında ...’in iflas ettiğini, taşınmazı ......’e satmak durumunda kaldığını, o zamana kadar binanın gelirlerini davacının aldığını, dava konusu taşınmazın da 2005 yılı Kasım ayında ...... isimli müteahhitten satın alındığını, bedelin ... ile birlikte ödendiğini, 2006 yılında bedelin tamamen ödendiğini, ...’in kızı adına olan taşınmazın ... adına temlik edildiğini, taşınmazın 2 yıl ince işçiliğinin yapıldığını, bedelleri ...’in ödediğini, bu konuda şahitleri olduğunu, ...’ın işleri bozulunca taşınmazı kızı ...ye devrederek evsiz kalmak istemediğini, taşınmazda 6 daire olduğunu, ...’ın, ...’in boşandığı eşi ve çocukları ile birlikte kaldıkları, birinde de ...nün kaldığını, kalanların kiraya verildiğini, kira gelirleri ile giderlerin karşılandığını, taşınmazı iyiniyet ve güvenle kızına devrettiğini, geri almak kaydıyla kızına temlik ettiğini, ...’in taşınmazın davacıda olmasına karşı çıktığını, aile içinde durum konuşulup taşınmazın davalı ...’e devredilmesi konusunda anlaştıklarını, FETÖ söylentisi çıktığında davacı taşınmaza bir şey olmaması için devrini kendisinin istediğini, kendisi, kızı ve damadının FETÖ soruşturması geçirdiğini, kızı ve damadının halen firari olduklarını, bu zamana kadar süreçten zarar görülmemesi adına ses çıkarmadığını, davacının eşi ile ... ve ...’in uzun süre araç alım-satımı yaptıklarını, ...’de de ... ve ...’ın vekaletnameleri olduğunu, davacının kendisinin bilgisi ve isteği üzerine taşınmazın o esnada devredilmeye en müsait kişiye temlik edildiğini, intifa hakkının ...’a devredilmesinin onun taşınmazın esas maliki olmasından kaynaklandığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının talimatı ile hareket edildiği yönündeki savunmanın kanıtlanamadığı, düzenlenen vekâletnamede davacı adına kayıtlı taşınmazın bedelsiz olarak devrine ilişkin bir yetki de bulunmadığı halde dava dışı vekilin, kendisine verilen yetkinin dışına çıkarak taşınmazı bedel almadan devrettiğinden davacıya zarar verildiği, davalı tarafın taşınmazın gerçek mülkiyetinin davalı ...'a ait olduğu yönündeki savunmanın inançlı işlem iddiasını içerdiğini, bu tür iddiaların 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği, davalı tarafça savunmanın usulünce ispat edilemediği, dava dışı vekil tarafından vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı, taşınmazı vekilden bedelsiz olarak devralan davalıların da bu durumu bildiği, dolayısıyla vekille el ve işbirliği içerisinde hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; temliki işlemlerde bedel ödenmediğinin davalıların da kabulünde olduğu, davalı tarafça taşınmazın gerçekte kendilerinin olduğu, emaneten inançlı işlem ile davalıya devredildiği, temliki işlemle de inanç sözleşmesinin gereğinin yerine getirilmiş olduğu savunulsa da bu savunmanın yazılı delille kanıtlanmasının zorunlu olduğu, davalıların bir belge veya yazılı delil başlangıcı ibraz etmedikleri gibi yemin deliline dayanılsa da yemin teklifinde bulunulmadığı, inançlı işlem savunmasının sübut bulmadığı, vekâletnamede davacı adına kayıtlı taşınmazın bedelsiz olarak devrine ilişkin bir yetki de bulunmadığı halde dava dışı vekilin kendisine verilen yetkinin dışına çıkarak taşınmazı bedel almadan devrettiği, davacıya zarar verildiği, vekaletnamede temlikin vekâlet görevinin kötüye kullanılması suretiyle yapıldığı, taşınmazı vekilden bedelsiz olarak devralan diğer davalıların vekilin annesi ve dedesi olması nedeniyle bu durumu bildikleri, vekille el ve işbirliği içerisinde hareket ettikleri gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 107.828,33 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§