Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3615 E. 2026/2625 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/326 E., 2025/432 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: Keşan 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/19 E., 2024/195 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.

Davacı vekili; davacının, kazancı ile dava konusu 9 47... parsel sayılı taşınmazı 18.05.2018 tarihinde satın aldığını, işlerinin kötüye gitmesinden dolayı borçlarını ödeyemez hale geldiğini ve haciz tehididinden korunmak amacıyla tek mal varlığı olan dava konusu taşınmazı 04.10.2018 tarihinde davalı kardeşi ...'ye istediği zaman geri almak şartıyla devrettiğini, davacının icra takiplerine konu borçları ödediğini ancak davalının taşınmazı iade etmediğini, satış işleminin bedelsiz olduğunu, temlikten sonra davacının taşınmazı malik sıfatıyla kullanmaya devam ettiğini, inanç sözleşmesinin sözlü olarak yapıldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı takdirde bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı, cevap dilekçesi sunmamış; aşamada davalı vekili, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını ve dosyada toplanan deliller ile dinlenen tanıkların taşınmazın davalı tarafından bedeli ödenerek satın alındığını gösterdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; taraflar arasında yazılı olarak yapılmış bir inanç sözleşmesinin bulunmadığı, davacı ile davalının kardeş oldukları, tanıkların davacının borçları sebebi ile haciz işlemlerinden korunmak amacıyla daha sonra geri almak koşulu ile kardeşine taşınmazı devrettiği, davacının iddiasını ispatladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacı tarafından dosyaya sunulan kira sözleşmesi, doğalgaz, elektrik ve su aboneliklerine ilişkin belgelerin davacı yararına yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu ve tanık dinlenmesinin yerinde olduğu, iddianın kanıtlandığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden; davacının dava konusu 9 47... parsel sayılı bahçeli kargir ev niteliğindeki taşınmazı 04.10.2018 tarihinde 54.000,00 TL bedel ile davalıya satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, 05.02.1947 tarihli, 20/6 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın, şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği sabittir. Delil başlangıcı sayılacak böylesi bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu da şüphesizdir.

Öte yandan, HMK'nın 202. maddesinin ikinci fıkrasında; delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir şeklinde tanımlanmıştır.

Somut olayda; davacı, 05.02.19 47... /6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının aradığı anlamda yazılı delil ibraz etmemiş olup davacı tarafından sunulan ve dava dışı kişi ile davacının eşi arasında düzenlenmiş kira sözleşmesi ile su ve doğalgaz aboneliklerine ilişkin faturalar HMK’nın 202. maddesinde tanımlanan delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği gibi sunulan mesajlaşma kayıtlarında davalının inançlı işlemi ikrar ettiğine ilişkin bir beyanda da bulunmadığı açıktır.

Diğer taraftan; davacı, İçtihatları Birleştirme Kararının aradığı anlamda yazılı delil ibraz edememişse de dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmıştır.

Hâl böyle olunca, davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.

Davalı vekilinin açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§