Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3587 E. 2026/504 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/245 E., 2023/792 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Pasinler Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2017/51 E., 2019/78 K.

Yargıtay Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulunun 03.07.2025 tarihli kararı uyarınca dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı vekili; tarafların kardeş olduklarını, murisleri ...'den kalan taşınmazların mirasçılık payına uygun bir biçimde taksim edilmesi amacıyla davacının, davalı kardeşi ...'i vekil tayin ettiğini, davalı ...'ün ise mirasçılık payına düşen oranlara riayet etmeden 17 parça taşınmazı kendisi ve diğer davalı kardeşi ... adına tescil ettirdiğini, davacı ile davalı ...’e ise birkaç taşınmazın bırakıldığını, davacının okuma yazma bilmediğini, vekaletnamenin geçersiz olduğunu, davalı ...'ün vekalet görevini kötüye kullandığını ileri sürerek dava dilekçesi ekinde belirtilen 179, 260, 273, 338, 1072, 1076, 1234, 1484, 361, 386, 680, 1220, 1223, 1229, 404, 22, 1 01... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile mirasçıların payları oranında yeniden taksim yapılarak tüm mirasçılar adına tesciline, olmadığı takdirde şimdilik 1.000,00 TL’nin taksim tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...; davanın zamanaşımına uğradığını, davalının okuma-yazma bildiğini, taşınmazların 16 yıl önce taksim edilerek adlarına tescil edildiğini, davacının da bu sürede taksime itiraz etmediğini, 19.10.2001 tarihinde kendisinden dava dışı bir taşınmazı satın aldığını, davacının bu süreçte mazot ve gübre desteğinden faydalandığını, tüm bu hususların davacının da taksime rızası olduğunu gösterdiğini, nitekim dava konusu 22 parselin davacı adına tescil edildiğini ve davacının anılan taşınmazı daha sonra diğer davalı ...’a temlik ettiğini, davacının kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; dava dilekçesinde belirtilen hususların gerçeğe aykırı olduğunu, devir ve satış işleminin 2001 yılında gerçekleştiğini, zamanaşımı süresinin 10 yıl olup geçtiğini, tüm işlemlerin tarafların rızasına uygun yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... duruşmada; taksimde mirasçıların nasıl paylaşım yaptığını bilmediğini, taksim işlemi ile diğer davalıların ilgilendiğini, taksime sonradan davacının karşı çıktığını ve eldeki davayı açtığını bildirmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; tanıkların, dava konusu taşınmazlara ilişkin fiili kullanımın yıllardan beri süre geldiğini, davacının bazı taşınmazlarını satarak tasarrufta bulunduğunu, yapılan paylaşıma bu zamana kadar kimsenin itiraz etmediğini beyan ettikleri, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının kanıtlanamadığı, toplanan belgelerden davacının ıslak imza ile imza attığı, hiçbir belgede okuma-yazma bilmediğine dair şerh bulunmadığı, eldeki davada sunulan vekaletnamenin parmak izi ile düzenlenmesinin davacının okuma-yazma bilmediğini göstermeyeceği, iddianın bu yönden de kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39.maddesinde yer verilen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davacının uzun yıllardır dava konusu taşınmazlar yönünden doğrudan gelir desteği almadığı, taksime konu bir kısım taşınmazla ilgili ise tasarrufta bulunduğu, dinlenen tanıkların tarafların kendi aralarında taksim yaptıklarını, herkesin kendi yerini kullandığını, paylaşımdan sonra bu duruma itiraz edildiğini duymadıklarını ifade ettikleri gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine 06.06.2023 tarihli ek karar ile kesinlik nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin asıl ve ek kararı davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.

O halde, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince eldeki davada dava değerinin 214.288,40 TL olduğu, dava tarihi 2017 itibariyle 41.530,00 TL olan kesinlik sınırı nazara alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kesin nitelikte olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine ilişkin 06.06.2023 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, ek karar bakımından peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz edene iadesine,

Davacının Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince;

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle hile ile alınan vekaletnamenin kötüye kullanıldığı iddiasının HMK'nın 190. ve TMK'nın 6. maddeleri uyarınca usulünce kanıtlanamadığı gözetildiğinde temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 552,10 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§