"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/59 E., 2025/11 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/597 E., 2022/36 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar; davalı ile aralarında taşınmaz satışı için sözleşme imzaladıklarını, annelerinden miras kalan 2478 parsel sayılı taşınmazlarını, taşınmaz üzerinde kurulan limon paketleme tesisini işletmek üzere adi ortaklık kurmaları ve tesisin kazancına ortak olmak karşılığında 08.11.2018 tarihinde davalıya devrettiklerini ancak davalının edimini yerine getirmediğini, önce işletmenin faaliyete geçmediğini sonra işletmenin kar etmediğini ve yasal engeller olduğunu, onları hallettikten sonra adi ortaklık kurulabileceğini söyleyerek kendilerini oyaladığını, davalının, yeğenleri olmaları sebebiyle sözlerine itibar edip vaatlerini yerine getirmesini beklediklerini ancak davalının işletmeyi kapatıp 2020 yılı yaz aylarında babası adına yeniden işletme açarak işlerine devam ettiğini, böylelikle davalı tarafından dolandırıldıklarını anladıklarını, davalının akrabalık ilişkilerinden de yararlanarak güvenlerini kazanıp ticari hayattaki bilgisizliklerinden, yaşlılıklarından ve maddi olarak zor durumda olmalarından yararlanarak kandırmak suretiyle dava konusu taşınmazın devrini sağladığını ileri sürerek tapu iptali ile tüm takyidatlardan ârî olarak payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı; sözleşmenin imzalanmasından sonra ekonomik olarak zor duruma düştüğünü, eşi ile boşanma aşamasına geldiğini, sözleşmenin ifa edilmemesinde kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalılar; hak düşürücü sürenin geçtiğini, alacaklarının tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibi başlattıklarını, dava konusu taşınmaza haciz konulduğunu, iyiniyetli 3. kişi konumunda olduklarından haklarının korunması gerektiğini belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, hile iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında hukuki niteliği itibarıyla ortaklık sözleşmesinin bulunduğu, davalının taşınmazı devralındıktan sonra limon paketleme tesisini yaptığı, bu hali ile davalının sözleşme gereğince üzerine düşen edimi kısmi olarak da olsa yerine getirdiği, gelirden pay verilmemesi hususunun ise adi ortaklığa dayanılarak açılacak alacak davasıyla veya adi ortaklığın tasfiyesi ile istenebileceği, dinlenen tanık beyanları ile davalının taşınmazı temlik alırken hile niteliğinde herhangi bir davranışının bulunmadığının anlaşıldığı, hile iddiası ispatlanamadığından tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, davacının taşınmazın tüm takyidatlardan âri olarak tescil talebinin bulunduğu, bu nedenle taşınmaz üzerindeki takyidatların ilgililerinin davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilmesinde usule aykırılık olmadığı, takyidat sahiplerinin 3. kişi konumunda bulundukları, taşınmazın takyidatlardan âri olarak tesciline karar verilmesi için tapu iptali ve tescil davasının kabul edilmesi gerektiği ve sonrasında 3. kişilerin iyiniyetine dair değerlendirme yapılabileceği, Yerel Mahkemece tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verildiği, bu doğrultuda dahili davalılara karşı açılan davanın reddine karar verilmesinde ve dahili davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmesinde de isabetsizlik görülmediği gerekçeleri ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacılar ile kardeşleri dava dışı ...'nin 2478 parsel sayılı taşınmazdaki paylarının tamamını 08.11.2018 tarihinde ...'nin oğlu olan davalıya satış suretiyle temlik ettikleri anlaşılmaktadır.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davanın reddine verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere; davaya dahil etmek (dahili dava) suretiyle bir kişiye taraf sıfatı verilmesi mümkün olmadığı gibi davada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124. maddesinin de uygulama imkanı bulunmamaktadır.
Somut olayda, dava konusu taşınmazdaki takyidat alacaklılarına karşı usulünce açılmış bir dava bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince, yargılama sırasında, dava dışı bu kişilerin davaya dahil edilerek lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
Açıklanan sebeplerle; davacılar vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacılara iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.