Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3353 E. 2026/2197 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/938 E., 2025/655 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 14. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/457 E., 2022/389 K.

Asıl ve birleştirilen dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Asıl davada davacı vekili; tarafların murisi ... ...'nun ölümü ile mirasçılarına intikal eden 13 61... parsel sayılı taşınmazın paylaşımı için müvekkilinin davalıyı vekil tayin ettiğini, davalının vekaletnameyi kötüye kullanarak müvekkili adına devir işlemi yapılması gereken 3/ 16... .02.2019 tarihinde eşi ...'e devrettiğini, ...'ün o dönemde ağır hasta olduğunu, davalının kısa süre sonra 08.03.2019 tarihinde bu payı ... üzerinden kendi adına devir ve temlik aldığını, devirden kısa süre sonra ...'ün öldüğünü, müvekkilinin hukuka aykırı işlemleri öğrenir öğrenmez ... . Noterliği vasıtası ile ve 15.01.2020 tarihinde ... yemiye nolu azilname ile vekili azlettiğini, bu işlemler ile müvekkilinin madden ve manen zarara uğratıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 13 61... parsel sayılı taşınmazda davalı taraf adına olan 3/16 payın iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.

Birleştirilen davada davacı vekili; asıl davadaki iddialarını yinelemiş, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle müvekkiline ait payın davalı ... adına tapudan devir yapıldığı bilgisi üzerine Bakırköy 14. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde 2021/457 Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açtıklarını, ancak taşınmazın ... adına kayıtlı iken ölümü ile mirasçılarına intikal ettiğinin ortaya çıktığını ileri sürerek davalılar adına olan 3/16 payın iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir.

Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili; müvekkili ...'in davacının kardeşi olduğunu, taşınmaz üzerinde babaları ... tarafından 1986 yılında inşaa edilen ve ailece ikamet edilen aile apartmanı bulunduğunu, müvekkilinin ağabeyi ile babası ...'in 19.10.1990 tarihinde çalıştıkları İsviçre'de trafik kazası geçirdiklerini ve babaları ...'in öldüğünü, müvekkilinin ağabeyinin de bu kazadan yaralı kurtulduğunu; davacının 1991 yılında evlenerek taşınmazdan ayrıldığını, eşi ile birlikte kirada oturmaya başladığını, aradan yaklaşık bir buçuk sene geçtikten sonra tarafların annesi ... tarafından davacıya kiradan kurtulup ev sahibi olabilmesi için ailenin genel bütçesinden nakit olarak 100.000,00 TL karşılığı İsviçre Frangı bozdurularak ödendiğini, bu parayla ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bir taşınmaz alındığını, bu şekilde davacının babasından kendisine kalan miras payının ödendiğini, 2019 yılındaki yasa değişikliği ile imar barışından faydalanmak için işlemleri yürütebilmek adına vekaletnameler verildiğini, müvekkilinin annesi ve diğer iki kardeşinin paylarını 08.03.2019 tarihinde müvekkiline satıp devrettiklerini, davacının da kendisi adına olan payı devredeceğini belirttiğini ve oğlu ... aracılığıyla nüfus cüzdanını gönderdiğini, ancak tapu memurlarının kimliğin iptal edilen kimlik olduğunu söyleyip işlemi yapmadıklarını, bunun üzerine müvekkilinin davacının kendisine verdiği vekaletnameyi kullanarak davacının payını eşi ... adına almak zorunda kaldığını, müvekkilinin eşinin 17.09.2019 tarihinde vefat ettiğini, ...'ün adına olan payın ... ve çocuklarına intikal ettiğini; davacının müteveffa babalarının vefatından 29 yıl sonra miras hissesini alamadığından bahisle dava ikamesinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen tanık beyanlarından ve dosya içeriğinden, davacının davalıya muris babaları ... ...'ndan kalan malvarlığının paylaşılması işlemleri için vekaletname verdiği, bu vekaletname gereği davalının taşınmazı üzerine alamayacağından eşi ... adına devrettiği, ancak daha sonra ...'nun vefatı sebebi ile işlemlerin tamamlanamadığı, davalı vekilin vekalet görevi üstlenilme amacına uygun olmayacak şekilde eşine devir yapmasının, daha sonra intikal dolayısıyla paylaştırma işlemlerinin tamamlanmamasının ve bu satış için bir bedel ödenmemesinin vekaletin kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu, ...'nun da bu süreci bilerek sürece dahil olduğu, vekil edenle danışıklı hareket ettiği gerekçesiyle birleştirilen davanın kabulüne; asıl dava yönünden, vekil edenin malik olduğu parselde davacının hakkı bulunmadığından husumet yöneltilemeyeceği, vekaletin kötüye kullanılması dolayısıyla daha fazla zarara uğradığının da ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl davanın pasif husumetten reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ... . Noterliğinin 20.12.2004 tarih, ... yevmiye sayılı vekaletnamesi ile davacı ... ile dava dışı ... ve ... ...'nun taşınmaz alım-satımı ile ilgili satış yetkisini içerir şekilde ...'nu vekil tayin ettikleri; 13 61... parselin 19.10.1990 tarihinde ölen ... ... adına kayıtlı iken 07.03.2019 tarihinde mirasçıları adına intikal işleminin yapıldığı ve vekil ...'nun davaya konu taşınmazda davacı ...'ya ait 3/ 16... .03.20 19... yevmiye sayılı işlem ile vekaleten 167.000,00 TL bedelle eşi ...'na satış suretiyle temlik ettiği; ...'nun 17.09.2019 tarihinde öldüğü ve geriye mirasçı olarak eşi ... ile çocukları ... ... ile ...'yi bıraktığı, taraflardan davacı ve ...'in annesi olan ve davalı tanığı olarak dinlenilen ...'nun "Eşim vefat ettikten sonra büyüklerimizden kalan memleketteki yerlerin devirleri konusunda kızım taşınmaz alım-satım yetkisi içeren vekaletname vermişti" şeklindeki beyanı, vekaletname içeriği nazara alındığında davacının özellikle davaya konu taşınmaz payının satışı konusunda ...'e yetki vermediği, çekişmeli taşınmaz payının satışı konusunda iradesinin bulunduğuna dair delil sunulmadığı, nitekim davalı ...'in de davacının devre yanaşmadığı için 2004 yılında verilen vekaletnameyi kullanmak zorunda kaldığını ve vekil sıfatıyla eşi ...'e devir yaptığını, davacının babaları ...'den olan miras hakkının kendisine geçmişte ödendiğini bildirdiği, dolayısıyla devir karşılığı davacıya ödenen bir bedel bulunmadığı, savunmada belirtildiği şekilde aile bütçesinden ve anne ... tarafından davacıya 1990'lı yıllarda yapılan maddi katkının payın devrinin bedeli karşılığı yapıldığını göstermeyeceği; ...'ün vekil ...'in eşi olup vekilin vekalet yetkisini kötüye kullandığını bilebilecek konumda olduğu, bu itibarla vekalet görevinin kötüye kullanıldığı ve davacının zararlandırıldığının sabit olduğu, tapu iptali ve tescil davalarının kayıt maliki aleyhine açılacağı, asıl davada davalı ...'in çekişmeli 3/16 payın doğrudan maliki olmayıp anılan payın ... adına kayıtlı olduğu, henüz intikal görmediği; birleştirilen davanın ise kayıt maliki ... mirasçıları aleyhine açıldığı anlaşılmakta olup asıl davada ...'e yöneltilen tapu iptali ve tescil davasının pasif husumete ilişkin dava şartı yokluğundan reddi doğru ise de taraf ehliyetinin bulunmamasından dolayı davanın reddedilmesi halinde karar tarihindeki Avukatlık Asgari

Ücret Tarifesi'nin 7. maddesi gereğince davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile nispi ücreti vekalete karar verilmiş olmasının doğru olmadığı, birleştirilen dava yönünden ise Mahkemece vekalet görevinin kötüye kullanıldığı ve ilk el alıcı ...'ün iyiniyetli olmadığının kabulü ile davacı tarafın tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı yön görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1).b.1 maddesi gereğince esastan reddine; asıl ve birleştirilen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1).b.2 maddesi gereğince incelenen mahkeme kararının asıl davadaki vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrası yönünden kaldırılmasına ve düzeltilmek suretiyle yeniden hüküm tesisi ile asıl davanın pasif husumet yokluğundan reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı asıl dava yönünden 116,60 TL

bakiye onama harcının; birleştirilen dava yönünden 27.286,67 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§