Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/2792 E. 2026/2478 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/3603 E., 2025/691 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/636 E., 2024/505 K.

Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.

Davacı vekili; 1 25... parsel sayılı taşınmazdaki 35 numaralı bağımsız bölümün kredi finansmanı amacıyla davalı ...'e temlik edildiğini, kredi taksitlerinin ödenmesi akabinde taşınmazın müvekkiline iade edileceği konusunda tarafların anlaştıklarını ve ekte sunulan sözleşmeyi imzaladıklarını, sözleşme içeriğine göre, taraflar arasında "inançlı işlem" tesis edildiğini, bu ilişkide müvekkili şirketin inanan ve davalı ...'in inanılan konumunda olduğunu, taraflar arasındaki inanç sözleşmesinin geçerli olduğunu ve tarafların sözleşmeye uygun olarak yükümlülüklerini yerine getirmeleri gerektiğini, ancak müvekkili tarafından sözleşme şartlarının eksiksiz yerine getirildiği halde davalı ...'in sözleşmeye aykırı olarak davaya konu taşınmazı durumu bilen diğer davalı ...'e devrederek açıkça müvekkilinin zararına hareket ettiğini ve kötü niyetli davrandığını, TMK'nın 1023. maddesinden yararlanmasının mümkün olmadığını ileri sürerek dava konusu 35 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın değerinin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL’sinin devir tarihi olan 18.08.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ...; davacının dilekçesinde belirtilen inanç sözleşmesi iddiası hakkında bilgisinin bulunmadığını, nasıl bir temlik süreci yaşandığından haberdar olmadığını, kendisinin 3.kişi olarak iyi niyetli olduğunu, ...'in ne bir inançlı işlem ne de başka bir kayıt şartından bahsetmediğini, bu durumu araştırmasının da mümkün olmadığını, inançlı işlem dahi olsa kendisinin somut olayda tapu sahibi ...'den evi satın aldığını, ödemeye ilişkin olarak da makbuz ve dekontları sunacağını, yapılan işlemin gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; davaya konu edilen işlemin inanç sözleşmesine dayanmadığını, dava konusu taşınmazın tarafına satıldığını, kendisinin muhatabının sadece davacı olduğunu, ... Yapı İnşaat Taahhüt Nakliyat Ticaret Limited Şirketi ile ilgili ve kendisi ile ilgisi olmayan bir sözleşmeye nasıl eklendiğini anlamadığını, tapu kaydından anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazın 18.08.2010 tarihinde gerçekleştirilen resmi işlemler ile devredildiğini, sözde tarafınca imzalandığı söylenen sözleşmenin içeriği ve şekli şartları dahil tamamına itiraz ettiğini, yazılı hale getirilen sözleşmeden kendisinin haberdar olmadığını, böyle bir sözleşme imzalamadığını, adı geçen iki inşaat şirketinin kendi aralarında bir bağ olup olmadığını ya da ortaklık gibi bir şeyin söz konusu olup olmadığını bilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kayıtları, ödemeler, vergi ödemeleri, banka kayıtları, dava konusu sözleşme içeriği incelendiğinde, davacının dava konusu sözleşmenin tarafı olmadığı, sözleşmedeki imza davalı ...' a ait olsa dahi sözleşme kapsamında ... Yapı'nın sözleşme içeriğindeki edimlerini yerine getirip getirmediğinin anlaşılamadığı, yine tüm bu işlemlerden diğer davalı Muhammed'in haberdar olduğu ve kötü niyetli olarak taşınmazın alındığının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla

; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL

bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§