"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1859 E., 2025/507 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İznik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/376 E., 2023/9 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali-terkin istemine ilişkindir.
Davacı Hazine vekili; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu 39... parsel sayılı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmaza ilişkin İznik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1979/65 Esas, 1980/290 Karar sayılı dosyasında hüküm verildiği, tescil krokisinin zemine uygulanmak suretiyle fen bilirkişisi tarafından ayrıntılı rapor düzenlendiği, Mahkemenin 1979/65 Esas ve 1980/290 Karar sayılı davasındaki yer ile dava konusu 39... parselin aynı yer olduğu, davanın daha önceden kesin hükme bağlandığı gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın ifraz öncesi geldisi olan 39... parselin Hazinenin de taraf olduğu tescil ilamı ile oluşturularak tapuya tescil edildiği, taşınmazın göl kıyı şeridi dışında kaldığı belirtilerek verilen tescil kararın Yargıtay tarafından onandığı, bu haliyle eldeki davada kesin hükmün tüm şartlarının oluştuğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 39... parsel sayılı taşınmazın İznik Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.11.1980 tarihli ve 1979/65 Esas, 1980/290 Karar sayılı kararı gereğince hükmen tapuya tescil edildiği, 07.10.1999 tarihinde ifrazı ile 39... , 61 ve çekişme konusu 62 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; T.C. Anayasası'nın ''Kıyılardan Yararlanma'' başlıklı 43. maddesinde; ''Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.
Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir.'',
3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesinde; "Bu Kanunda geçen deyimlerden;
Kıyı çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, taşkın durumları dışında, suyun karaya değdiği noktaların birleşmesinden oluşan çizgiyi,
Kıyı Kenar çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturulduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınırını, ... İfade eder."
5. maddesinde; "Kıyılar ile ilgili genel esaslar aşağıda belirtilmiştir:
Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır.
Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. ...",
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 715. maddesinde; "Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz. ...",
999. maddesinde; “Özel mülkiyete tâbi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir aynî hakkın kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz.
Tapuya kayıtlı bir taşınmaz, kayda tâbi olmayan bir taşınmaza dönüşürse, tapu sicilinden çıkarılır.” düzenlemeleri mevcuttur.
Somut olaya gelince; İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince, İznik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1979/65 Esas, 1980/290 Karar sayılı kararının eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; İznik Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1979/65 Esas, 1980/290 Karar sayılı dava dosyası incelendiğinde, söz konusu davanın davacıları tarafından 1979 yılında ibraz edilen dava dilekçesi ile, dava konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olduğu, ancak kadastro çalışmaları sırasında gölün kabarması, yağışların bol olması nedeniyle taşınmaz içerisine girilemediğinden tespit dışı bırakıldığı ileri sürülerek tescil talebinde bulunulmuş, Mahkemece yapılan keşif neticesinde jeoloji mühendisi tarafından hazırlanan raporda, dava konusu yerin eğimi çok az olduğundan sık sık göl sularının ve yağış sularının istilasına uğradığı, üst kısımları geçirimsiz toprak tabakası ile kaplı olduğundan taşınmazın uzun süreler su altında kaldığı, bu nedenle taşınmazda saz türünden bitkiler türediği, şu anda yuvarlak köşeli kum ve çakıllarla dalga izlerine rastlamadığı, göl kıyı şeridi dışında kaldığı, tarıma elverişli olduğu bildirilmiş, yapılan yargılama sonunda, taşınmazın davacıların tapu kaydı kapsamında kaldığı ve göl kıyı şeridi dışında bulunduğundan bahisle davacılar adına tescil kararı verilmiştir.
Öte yandan; eldeki davada yapılan keşif sırasında idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisine yakın konumlarda 4 ayrı noktada araştırma çukuru açılmış, jeoloji mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen heyet raporunda, parselin tamamının sazlık alanda kaldığından bahsedilmiş, araştırma çukurlarından çıkan numunelerin incelenmesi, jeolojik, jeomorfolojik, topografik özellikler ile ... maksimum su kotu dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucu idarenin belirlediği kıyı-kenar çizgisinden farklı bir hat belirlenmekle birlikte, taşınmazın tamamının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı tespit edilmiş, fen bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda, idarenin belirlediği kıyı-kenar çizgisine göre de taşınmazın tamamının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı gösterilmiştir.
Hal böyle olunca; yukarıda yer verilen düzenlemeler, dosya kapsamındaki delillerle birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazın hükmen tesciline dayanak İznik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1979/65 Esas, 1980/290 Karar sayılı dosyasında jeolog bilirkişi tarafından hazırlanan raporda taşınmazın göl kıyı şeridi dışında kaldığı yönünde görüş bildirilmiş ise de yine aynı raporda dava konusu yerin sık sık göl sularının ve yağış sularının istilasına uğradığı, uzun süreler su altında kaldığından taşınmazda saz türünden bitkiler türediğine dair tespitlere yer verilmiş, Mahkemece eldeki davada mahallinde yapılan keşif sonucu jeolog bilirkişiler tarafından hazırlanan heyet raporunda da dava konusu taşınmazın tamamının sazlık alanda kaldığı belirtilmiş, yapılan inceleme sonucu hem idarece belirlenen hem de heyetçe belirlenen kıyı-kenar çizgisine göre taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı tespit edilmiş, buna göre dava konusu taşınmazın sazlık alanda, kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu sonucuna varılmak ve böyle bir taşınmazın hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamayacağı anlaşılmakla, dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Davacı Hazine vekilinin açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.