Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/2434 E. 2026/596 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/437 E., 2025/405 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/753 E., 2022/533 K.

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.

Davacılar; muris dedeleri ...’nun oğlu ...’i vekil tayin ettiğini, ...’in de anılan vekaletname ile murisin maliki olduğu 7 16... ve 30 parsel sayılı taşınmazları murisin oğlu olan davalı ...’ye temlik ettiğini, Karadenizli olan murisin kızlara mal vermemek için muvazaalı olarak devri yaptırdığını, zengin olduğunu ve taşınmaz satışına ihtiyacı bulunmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mirasçılar adına tesciline, olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini istemişler; aşamada 29.09.2017 tarihli dilekçe ile davacılar vekili, taleplerini davacıların miras paylarına hasretmiş ve mirasçı ...’ın da müdahil olarak yanlarında davaya dahil edilmesini istemiş, mirasçı ...’a ilişkin talep Mahkemece reddedilmiştir.

Davalı; murisin, kızı ile diğer çocuklarından daha fazla ilgilendiğini, damadına maddi olarak yardım ettiğini, dükkan alıp sermaye verdiğini, kızından mal kaçırmasını gerektirecek bir durum olmadığını, babalarının ölümünden sonra kendisinin ve diğer kardeşlerinin kız kardeşlerine maddi-manevi desteğini esirgemediklerini, murisin geriye kalan mal varlığının 1985 yılında 23 milyon lira olduğunu, ... Caddesinde miras kalan dükkan ve dairenin ½ paylarını davacıların murisi ve diğer mirasçıların yüksek bedelle sattıklarını, Kadıköy’de iş hanının yarı payının mirasçılara kaldığını ve halen adlarına kayıtlı olduğunu, murisin mal kaçırma kastının olmadığını, murisin 1985 yılında öldüğünü, davacıların annelerinin de gerçekleri bildiği için dava açmadığını, anneleri ölünce hemen eldeki davanın açıldığını, TMK’nın 2. maddesine aykırı davranıldığını, taşınmazları 4.750.000 TL'ye aldığını, babasının her işine koştuğunu, uzun süren hastalığında maddi ve manevi yardımda bulunduğunu, murisin kendisine minnet duyduğunu, kanser hastası olan murisin ameliyatlarını ve tedavisini özel hastanede yaptırdığını, 2 ay özel hastanede yattığını, 1975 yılında taşınmazların toplam değerinin 348.000,00 TL olduğu düşünüldüğünde kendi aldığı bedelin rayiçten düşük olmadığını, bedeller arasındaki farkın muvazaanın delili olmadığını, taşınmazı alım gücünün bulunduğunu, babası ile birlikte yıllardır müteahhitlik yaptığını, annesi doktor olan eşinin de maddi durumunun iyi olduğunu, babasına diğer kardeşlerinden daha fazla emek verdiğini, murisin tedavisi için kayınvalidesinden borç alındığını, borcun ödemesinin de kardeşleri ... vasıtasıyla yapıldığını, murise hastalığı süresinde 9 milyon masraf yapıldığını, bunun üzerine murisin, diğer oğlu ...’e talimat vererek taşınmazı kendisine devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli ve 2021/753 Esas, 2022/533 Karar kararı ile; davacılar tarafından muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.10.2023 tarih ve 2022/2717 Esas, 2023/1586 Karar sayılı kararı ile; davacıların muris ...'nun kızı ...'tan torunları, davalı ...'nin de murisin oğlu olduğu, maddi durumu iyi olan ve tedavi masraflarını karşılayabilecek durumda bulunan murisin davaya konu 7 16... ve 30 parsel sayılı taşınmazlarını ölümünden kısa süre önce vekili ... aracılığıyla oğlu ...'ye devretmesinin haklı ve makul bir nedeni bulunmadığı, dava konusu taşınmazları davalı oğluna mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak temlik ettiği, sağlığında mirasçılar arasında her hangi bir şekilde malvarlığına yönelik paylaştırmada bulunmadığı, davacıların annesi olan kızı ...'a bedelini ödemek suretiyle taşınmaz satın aldığı savunulmuşsa da murisin kızına maddi destekte bulunmasının denkleştirmenin varlığına delalet etmeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 16.12.2024 tarihli ve 2024/122 Esas, 2024/6847 Karar sayılı kararı ile; davacıların iddialarını ispat edemedikleri gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kazanılması halinde hak sahibi olacak davacıların kardeşi olan davalı tanığı ...’un davalının taşınmazı aldığı sırada müteahhitlik yaptığı, o sırada murisin hastanede yattığı, hastane masrafları çok olacağı için taşınmazın satılmasına karar verildiği, dışarıya satılmaması için de davalının taşınmazı aldığı, hastane masraflarının yüksek olduğunu bildiği, dedesinin annesini çok sevdiği, babasının maddi durumuyla ilgili sıkıntılarında dedesinin kendilerine yardım ettiği, iş kursun diye bakkal dükkanı aldığı ve tapusunu annesinin üzerine yaptığı, her zaman yanlarında olduğu, muris öldükten sonra da annesi rahatsızlandığında dayılarının her zaman annesinin yanında oldukları ve maddi destek sağladıkları, mal kaçırmaya ilişkin duyduğu herhangi bir şey olmadığı yönünde beyanda bulunduğu, davalı tanığı olarak dinlenilen murisin oğlu ...’in de murisin hastane masrafları olduğu, ağabeyinin maddi durumu kendilerinden daha iyi olduğundan babasının talimatı ile taşınmazı onun satın aldığı, herkesin bundan haberi olduğu, hastane masraflarını ağabeyinin ödediği, davacıların annesi ile aralarında hiçbir problem olmadığı, ablasının eşi iki sefer iflas ettiğinde babasının kendilerine maddi destek sağladığı ve eniştesine dükkan aldığı, tapusunu da ablasının adına yaptığı yönünde beyanda bulunduğu, murisin 1985 yılında öldüğü, davacı tanıklarının aile ile ilişkilerinin murisin ölümünden sonra başladığı ve beyanlarının duyuma dayalı olduğu, murisin temlik edilen taşınmazlar dışında başka taşınmazları da olduğu, murisin kızı ile arasının iyi olduğu hususları dikkate alındığında temliklerin mal kaçırma amacıyla yapıldığının davacı tarafça ispatlandığını söyleyebilme olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R-

Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§