Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/1882 E. 2026/493 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/69 E., 2025/14 K.

Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-KARAR-

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Kadastro sonucu, Karadeniz Ereğli ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 2 73... parsel sayılı 853, 07... yüz ölçümündeki taşınmaz, malikinin kim olduğunun bilinemediği belirtilerek 21.10.2008 tarihinde Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.

Davacı; dava konusu 2 73... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, oysa dava konusu taşınmazı 21.09.2001 tarihli köy senedi ile önceki maliki ...'dan satın aldığını, eklemeli olarak 80 yılı aşkın zamandır taşınmazın kullanıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.

Davalı Hazine vekili; iddiaların doğru olmadığın, taşınmazın 8-10 yıldır ekilip biçilmediğini, davacının kesintisiz bir zilyetliğinin söz konusu olmadığını, taşınmazın köyün ortak malı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, dava konusu taşınmazın fazla eğime sahip olduğu, öncesinde taşınmaz üzerinde zilyetlik sürdürülse dahi keşif sırasındaki beyanlara göre uzun yıllar önce zilyetliğin terk edildiği, davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; "...Bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini belirlemenin en iyi yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğuna göre, çekişmeli taşınmazın tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı tarihte çekilmiş hava fotoğrafları getirtilerek üzerinde uzman jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi eliyle inceleme yapılması gerekirken, mahkemece hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır. Diğer yandan hükme esas alınan ziraat mühendisi bilirkişi raporu ise soyut ve yetersiz olup, rapora eklenen fotoğraflar incelemeye elverişsiz olduğu gibi, taşınmazın toprak yapısı uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil edecek biçimde incelenmemiş, keşif sırasında beyanlarına başvurulan mahalli bilirkişilerden ise, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi, sürdürülüş şekli ile zilyetliğe ara verilmiş ise; bunun sebebi sorulup saptanmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davalı Hazine hakkındaki davanın kabulüne, dava konusu 2 73... parselin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, diğer davalı ... İdaresi yönünden ise davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Ne var ki; Mahkemece, zilyetlikle kazanım koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Bilindiği üzere; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde; “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüz ölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan ( 40... dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”; 17. maddesinde; “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.”; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesinde ise; "Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. " düzenlemeleri yer almaktadır.

Somut olayda; bozma sonrası alınan Harita mühendisi bilirkişisinin 31.10.2024 tarihli raporunda, dava konusu taşınmazı kapsayan 1977, 1982, 1984, 1998, 2011, 2015 yıllarına ait hava fotoğraflarına göre 1998 yılı hava fotoğrafında kullanımın bulunduğu, 2005 yılı uydu görüntüsünde ise dereye bağlanan su akıntısından dolayı toprakta aşınmaların görüldüğü, 2011 yılı hava fotoğrafında ise toprağın aşınarak kayaç yüzeyin ortaya çıktığı, 1998, 20 05... yılı görüntüleri birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazda 20 01... yılları arasında zirai faaliyette bulunulmadığının tespit edildiği, yine 14.09.2022 tarihli ziraat mühendisi bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu taşınmazın % 40-45 eğimli, humus tabakası içermeyen sığ nitelikte toprak yapısına sahip olduğu, halihazırda taşınmaz üzerinde zirai faaliyet yürütülmediği gibi taşınmazda sadece 1 adet 10-15 yaşlarında kendiliğinden yetişmiş olma ihtimali yüksek erik ağacının bulunduğu ve taşınmazın toprak yapısına göre 15-10 yıldır zirai faaliyet yapılmadığı, 19 77... yılı hava fotoğraflarında zirai faaliyetin olduğu, 19 84... yılı hava fotoğrafında ise taşınmazda doğal bitkilerden kaynaklı görünüm olup imar-ihya yapılmadığının belirtildiğinin anlaşıldığı, Mahkemece mahalli bilirkişi beyanlarına üstünlük tanınarak sonuca gidilmişse de zilyetliğin başlangıcı ve sürdürülüş biçimini en iyi belirleme yöntemi olan hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri incelenerek hazırlanan bilimsel verilere dayalı bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmazda tespit tarihi olan 2008 yılından geriye doğru eklemeli olarak 20 yıllık kesintisiz bir kullanım bulunmadığının anlaşıldığı, davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu hususunun ispat edilemediği sonuç ve kanaatine varılmaktadır.

Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, Mahkeme kararının BOZULMASINA, Temyiz eden Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Karadeniz Ereğli 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§