"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/929 E., 2025/49 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Avanos 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/197 E., 2024/14 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucunda Nevşehir ili, Avanos ilçesi, ... köyündeki dava konusu 2 53... parsel sayılı taşınmazın bağ vasfında olup kime ait olduğunun bilinemediği gerekçesiyle 11.198,78 metrekare tarla vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, askı ilân süresi içerisinde itiraz edilmeyen tespitin 07.08.2008 tarihinde kesinleştiği, yenileme çalışmaları sonucunda 16.06.2021 tarihinde yüz ölçümünün 13.402,69 metrekare olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı; muris babası ...'nin eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, irsen intikâl ve taksime dayalı olarak dava konusu 2 53... parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 10.000 metrekarelik kısmının davalı Hazine adına tapu kaydının iptali ile kendi adına tescilini talep etmiştir.
Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 20.12.2018 tarihli kararıyla; davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle iktisap şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.724,44 metrekarelik dava konusu (A) harfli kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 16.03.2022 tarihli kararıyla; ziraat mühendisi ve hava fotoğraflarının uygulamasına ilişkin harita mühendisi bilirkişi raporlarının taşınmazın niteliğini belirleme açısından yetersiz olduğu, komşu parsel tutanak ve dayanaklarının getirtilmediği, komşu köylerden mahalli bilirkişilerin dinlenmediği, ziraat bilirkişi raporunda parselin bir kısmında mera bitkileri olduğu belirtilse de usulüne uygun mera araştırması yapılmadığı, öncelikle taşınmazın zilyetlik ile iktisaba elverişli bulunup bulunmadığının, tahsisli veya kadim mera olup olmadığının araştırılması, sonrasında zilyetlik şartlarının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmaz ve çevresinde herhangi bir mera tahsisinin bulunmadığı, taşınmazın tarla vasfında olduğu, uzun yıllar nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla tarla vasfıyla kullanan davacının babasının ölümü üzerine mirasçılar arası taksimle davacıya kaldığı, üç kişilik ziraat bilirkişi heyet raporuyla taşınmazın killi tınlı, kuru tarım arazisi olduğunun, (A) harfli kısımda ayçiçeği ekili bulunduğunun, zeminde mera bitkisine rastlanmadığının, arazinin mera özelliği taşımadığının bildirildiği, tespit tarihinden geriye 20 yılın üzerinde tarla olarak kesintisiz ve ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığı, hava fotoğrafları tedarik edilerek detaylı rapor tesis edildiği, davacı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu gerekçesiyle (A) harfli 9.724,44 metrekarelik kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, vekâlet ücreti ve yargılama giderinin davalı Hazineye yükletilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmaz ve çevresinde mera bulunmadığı, taşınmazın mera vasfında olmadığı, öncesinde davacının babası ... ve davacı tarafından tarla vasfıyla uzun yıllar kullanıldığı, taksim ile davacıya isabet ettiği, kaldı ki kadastro sırasında da maliki bilinemediği için tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş olduğu, böylece davacı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki zilyetlikle edinim şartlarının oluştuğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ne var ki; Mahkemece 03.08.2023 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 9.724,44 metrekarelik bölüm üzerinde davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmak için yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki; 05.011.2018 havale tarihli harita yüksek mühendisleri tarafından düzenlenen raporda taşınmazın 19 80... tarihli hava fotoğraflarında sadece parselin sınırlarının oluştuğu belirtilmek ile yetinilmiş, parselin bakiye kısmı, (A) harfli dava konusu bölüm ve komşu parseller ile karşılaştırmalı durumu hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmamış, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin sürdürülüş şekli, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği belirtilmemiş, taşınmaz imar-ihyaya muhtaç ise imar-ihyaya başlandığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihler tespit edilmemiş, kaldırma kararı öncesi alınan 23.05.2018 tarihli ziraat bilirkişi raporunda taşınmaz üzerinde (A) harfli kısım haricinde mera bitkileri olduğu belirtildiği hâlde, kaldırma kararı sonrası alınan 04.08.2023 havale tarihli 3 kişilik ziraat bilirkişi heyet raporunda taşınmazın dava konusu kısmının tarla olarak kullanıldığı, bakiye kısmının işlenerek nadasa bırakıldığı belirtilmekle yetinilmiş, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, geçmişte Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki zilyetlik ile iktisabı için imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı tespit edilmemiş, öncesi imar-ihya gerektiren yerlerden ise imar-ihya faaliyetinin ne zaman başlayıp ne zaman tamamlandığına, taşınmazın komşu parseller ile karşılaştırmalı olarak toprak yapısı, bitki örtüsü, eğimi, topoğrafyası, komşu parseller ile ayırıcı yapay veya doğal sınır bulunup bulunmadığına dair raporlarda hiçbir değerlendirme yapılmamış, taşınmazın fotoğrafları çekilerek dosyaya kazandırılmamış, kuzey komşu olan Kayseri ili, İncesu ilçesi, ... Mahallesindeki 31 67... parselin tutanak ve dayanakları dosya arasına alınmamış ve dava konusu taşınmaz yönünün neyi ve kimi okuduğu tespit edilmemiş, davacının babasının kadastro tespitinden sonra 11.01.2014 tarihinde öldüğü ve davacının da aralarında bulunduğu mirasçıların 02.06.2014 tarihinde kadastro sonrasında yazılı taksim sözleşmesi imzaladıkları, buna göre davacının, muris babası ...'nin eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayandığı hâlde aynı çalışma alanında ... adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kuru ve sulu arazide edinilen taşınmaz miktarı araştırılmamış, yetersiz bilirkişi raporlarına istinaden hüküm kurulmuştur.
Hâl böyle olunca; Mahkemece mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek mahalli bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 1 fen bilirkişisi ile önceki heyetten farklı kişilerden oluşan 3 kişilik ziraat mühendisi kurulunun katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte dinlenecek mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, davacıya ne şekilde intikal ettiği, dava konusu kısımların öncesinin imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte başlayıp tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, mahalli bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri komşu parsellere ait tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmelidir. Ziraat mühendisleri kurulundan dava konusu taşınmazın kullanım durumunu, öncesinin imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihya edilip edilmediği, ne şekilde imar-ihya edildiği, edilmiş ise hangi tarihte tamamlandığı, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsü, varsa ağaçların yaş ve cinsleri, taşınmazın tarıma elverişliliği, taşlılık, tuzluluk, alkalilik, eğim ve erozyon gibi tarımsal faaliyete engel teşkil edecek olumsuzlukların bulunup bulunmadığı hususlarında önceki ziraat bilirkişi raporlarını da irdeler şekilde taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki tarımsal niteliğini açıklayan, komşu parsellerle ve bakiye parsel ile karşılaştırmalı biçimde toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu parsellerden nasıl ayrıldığını, bakiye ve komşu parseller ile arasında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığını, taşınmazın imar-ihyasının tamamlanıp-tamamlanmadığını, taşınmazın eğim yahut taşlılık sorununun olup olmadığını, zeminin toprak yapısının işlenmek suretiyle pulluk tabakasına ulaşıp ulaşmadığını, sürdürülen zilyetlik var ise zilyetliğin şeklini ve süresini bildiren, taşınmaz bölümünün ve komşu parseller ile sınırlarının değişik yönlerden çekilmiş ve hangi bölüme ait olduğu işaretlenmiş renkli fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır.
Jeodezi ve fotogrametri mühendisi kurulundan dava konusu taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle hava fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmaz bölümünün niteliğini, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirten ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemesi istenilmelidir.
Fen bilirkişisine keşfi takibe imkan verir ve denetime elverişli kroki ile ayrıntılı rapor düzenlettirilmelidir.
Tanık ve mahalli bilirkişi beyanları bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilip eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Davalı Hazine vekilinin açıklanan nedenden ötürü temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.