Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/1027 E. 2026/599 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2312 E., 2024/3002 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/775 E., 2024/449 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile temyiz edilen davalılar vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava; muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel, o da olmazsa tenkis istemine ilişkindir.

Davacı; mirasbırakanları ...'in 786 parsel sayılı (tevhid öncesi 108 parselde yer alan) taşınmazını 10.07.1992 tarihinde satış göstermek suretiyle 1/2'şer paylarla davalı oğullarına devrettiğini, yapılan işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, davalıların her ikisinin de muvazaa tarihinde işçi emeklisi olup dava konusu taşınmazı almaya yeterli alım güçleri bulunmadığını, 31.08.2000 tarihinde dava konusu 108 parselin 107 parseldeki taşınmazla birleştirildiğini ve tevhiden 786 parsel olduğunu, yeni oluşan bu parselde davalılardan her birinin 1655/4800, toplamda 3310/4800 hisse oranına sahip olduklarını, dava dışı 107 parselin 1/2 hissesinin davacının kocası ...'e ait olması ve kocasının vefat etmesi dolayısıyla davacının 14.06.2005 tarihinde birleştirilen 786 parsele 186/4800 oranında hissedar olduğunu, 24.02.2006 tarihinde dava konusu taşınmazda 25.05.2005 tarihli ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden kat irtifakına geçildiğini ve üzerine toplu yapı inşa edildiğini, davalıların dava konusu parseldeki kat mülkiyetine tabi taşınmazlarının büyük bir kısmını devrettiklerini ileri sürerek dava konusu 786 parsel sayılı (tevhid öncesi 108 parsel olan) taşınmazın tapusunun iptali ile veraset ilamındaki hissesi oranında adına tapuya kayıt ve tesciline, olmadığı takdirde dava tarihindeki rayiç bedeli üzerinden belirlenecek davacının taşınmazdaki miras paylarının fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL parasal karşılığının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, dava konusu taşınmazı mirasbırakan babalarından bedeli karşılığında satın aldıklarını, ortada muvazaalı bir işlemin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli ve 2019/103 Esas, 2022/373 Karar sayılı kararı ile; muris muvazaasına ilişkin şartların dava konusu olayda gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, söz konusu kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.11.2022 tarihli ve 2022/2242 Esas, 2022/1823 Karar sayılı kararı ile; 25.05.2005 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile davalı ... ve ...’in payına isabet eden bağımsız bölümlerin denetime açık bilirkişi raporu ile tespit edilmesi, muris tarafından devredilen 108 parsel sayılı taşınmazın ifraz, terk ve tevhit işlemleri neticesinde oluşan 786 parsel sayılı taşınmaza yansıması olan bağımsız bölümlerin tespiti, bu bağımsız bölümlerin dava tarihi itibariyle her birinin ayrı ayrı değerinin tespit edilmesi, böylece dava değerinin açıkça saptanması, var ise eksik harcın davacıya ikmal ettirilmesi, ondan sonra işin esasına geçilmesi, mirasbırakan tarafından 10.07.1992 tarihinde ... ve ...’a yapılan temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığının belirlenmesi halinde, davacının miras payı oranında güncel tapu kaydı bir başka deyişle bağımsız bölümler esas alınarak iptal-tescil ya da bedel hükmü kurulması gereğine değinilerek davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muvazaa iddiasının sübut bulduğu, murisin mal satmaya ihtiyacının olmadığı, bedeller arasında fahiş fark bulunduğu, muris ile davalılar arasındaki satış işleminin tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; mirasbırakan ...'in eşi de dahil tüm çocukları ile arasında sorunlar olduğu, bu nedenle de eşini ve çocuklarını habersizce terk ederek ve tüm aile bireyleri ile irtibatını keserek 1990 yılında ... Huzurevine yerleştiği, erkek çocuklarını kız çocuklarından daha üstün tuttuğu yönünde bir delil bulunmadığı, dava konusu temlikten önce 1990 yılında 266 parsel sayılı taşınmazını ... Derneğine hibe ettiği, verdiği vekaletnameden de anlaşıldığı üzere davaya konu olan 108 parsel sayılı taşınmazını satma iradesinin bulunduğu, temlike konu 108 parsel sayılı taşınmazın 107 parsel sayılı taşınmaz ile tevhidinden sonra oluşan 786 parsel sayılı taşınmazda davacının da payı bulunduğu, 786 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak davacı ve davalıların birlikte kat karşılığı inşaat sözleşmeleri düzenledikleri, kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin iptali için birlikte dava açtıkları, davacının taşınmaz üzerinde kat irtifakı tesisi için davalılardan ...'ı vekil tayin ettiği, bir kimsenin, kendisinden mal kaçırdığını iddia ettiği kişilerle bu şekilde birlikte sözleşmeler düzenlemesinin, dava açmasının, hatta güvene dayalı çok özel bir işlem olan vekil tayin etmesinin hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğu, öte yandan her ikisi de çalışan davalıların temlik tarihinde taşınmazı satın alacak maddi imkanlarının da bulunduğu, o halde dava konusu taşınmazın mirasbırakan tarafından davalılara temlikinin muvazaalı ve mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olmadığı gerekçeleri ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1909 doğumlu mirasbırakan ...'in 21.04.1996 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak çocukları davacı ..., davalılar ... ve ... ile dava dışı çocuğu ...'nın kaldığı, mirasbırakanın .... Noterliğinin 16.06.1992 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile dava dışı ...'yi vekil olarak tayin ettiği, adı geçen şahsın murise vekaleten muris adına kayıtlı kök 108 parsel sayılı taşınmazı 10.07.1992 tarihli satış işlemi ile davalılar ... ve ...'a devrettiği, 31.08.20 00... yevmiye numaralı işlem ile 108 parsel sayılı taşınmazın komşu 107 parsel sayılı taşınmaz ile tevhit edildiği, 1 07... parsel sayılı taşınmazların tevhidinden sonra 786 parselin oluştuğu, daha sonra imar uygulamasına tabi tutularak ifraz ve terk işlemleri neticesinde 786 parselin miktarının 9.056.42 m²'ye düştüğü, 786 parsel malikleri ile dava dışı yüklenici arasında .... Noterliğince düzenlenen 25.05.2005 tarih ve ... yevmiye numaralı işlem ile "düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi" düzenlendiği, 24.02.2006 tarih ve 3135 sayılı işlemle kat irtifakı tesis edildiği, bilahare de kat mülkiyeti tesis edildiği, 786 parsel sayılı taşınmazın güncel kaydının "9.056,42 m² miktarlı 6 Blok Betonarme Apartman, 2 Blok Dükkan ve Arsası" şeklinde olduğu, kat irtifakı sonucu oluşan çeşitli bloklarda bir kısım taşınmazların davalılar adına kayıtlı hale geldiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237., (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ile durumun aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Somut olaya gelince; dinlenen tanık beyanları itibariyle murisin çekişme konusu taşınmazını satmaya ihtiyacının bulunmadığı, davalılar savunmalarında 24.500 Alman markına taşınmazı aldıklarını belirtmiş iseler de ödendiği iddia edilen bu bedel ile taşınmazın gerçek bedeli arasında fahiş fark bulunduğu, yine dinlenen tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre murisin sinirli birisi olduğu, hiç kimse ile beşeri ilişkilerinin iyi olmadığı, bu anlamda dava konusu taşınmazı çok düşük bedelle devretmesinin mümkün olmadığı, mirasbırakanın davalılara satış yapmasını haklı kılacak bir nedenin bulunmadığı, yapılan temlik işleminin diğer mirasçılardan (kız çocuklarından) mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalılardan alınmasına,

Dosyanın kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 03.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

§