Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2024/5949 E. 2026/2464 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2675 E., 2024/2094 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/92 E., 2022/313 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 31.03.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davalı vekili Av. ... ile temyiz edilen davacı vekili Av. ... geldiler, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava, hile ile alınan vekaletnamenin kötüye kullanıldığı hukuki nedenine dayalı tapu iptali-tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.

Davacı; Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/587 Esas sayılı dosyasında ... ... ve ... aleyhine açılan davada maliki olduğu 6 numaralı bağımsız bölümü ... isimli internet sitesindeki ilandan satışa çıkarttığını, ilandan iki gün sonrasında kendilerini emlakçı olarak tanıtan dava dışı ... ... ve ...'nin irtibata geçtiğini, evi yatırım amacıyla almak isteyen müşterileri bulunduğunu belirterek taşınmazı müşterilerine gösterdiklerini, ... . Noterliğinin ... yevmiye sayılı vekaletnamesi ile davalı ... ...'ye evin satışı hususunda vekaletname verdiğini, temlikte kendisinin de bulunacağını belirttikleri, 4.000,00 TL kapora verdikleri, dava dışı ... ... ve ...'ye uzun süre ulaşamayınca halen ikamet ettiği çekişmeye konu taşımazın ...'ye satıldığını öğrendiğini ve tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verildiğini, temyiz aşamasında olduğunu, onun tarafından da davalıya satıldığını, ... ve davalı arasındaki satış işleminin de muvazaalı olduğunu, davalının oturmak için aldığı taşınmazı hiç bakmadan temlik aldığını, taşınmazdan tahliyesi için ihtarname gönderildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde şimdilik 1.000,00 TL bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı; çekişmeye konu evi görmeden satın aldığı ve devrin muvazaalı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taşınmazı birkaç defa görmeye gittiyse de kapının açılmadığını, aynı sitede oturan iş arkadaşının aynı özelliklere sahip evini görerek taşınmazı almaya karar verdiğini, satış bedelini 08.01.2021 tarihinde banka kanalıyla ödediğini, taşınmazı oturmak üzere satın aldığını, başka taşınmazı olmadığını ceza dosyasındaki kişilerden satın almadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın muvazaaya dayalı olduğu, ceza yargılamasında dava dışı ... ve ...’ın ceza aldığı, ...’nin ...’ın akrabası olduğu, davalının evi görmeden aldığı, tespit edilen bedel ile satış değeri arasında fark bulunduğu, davalının iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın yolsuz tescile dayalı olduğu, ilk el konumundaki ... ile vekille birlikte hareket ettiği ve emlak işi ile iştigal ettiği sabit olan ... arasındaki akrabalık ilişkisi karşısında ilk elin mülkiyet hakkının korunamayacağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1025. maddesi uyarınca ceza dava dosyasında verilen kesinleşen karar ile ... adına olan kaydın yolsuz olduğu, son kayıt maliki ... ile ...'nin önceye dayalı tanışıklıklarının ve alım-satımlarının olduğu, davalının taşınmazı gerçek değerinin çok altında bir bedelle satın aldığı, oturmak için satın aldığı taşınmazı görmeden iktisap ettiği, taşınmazın gerçek değeri karşısında ibraz edilen ödeme belgesine de itibar edilemeyeceği dolayısıyla son kayıt malikinin mülkiyet hakkınını TMK'nın 1023. maddesi kapsamında korunamayacağı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve dosya arasına alınan tedavüllü çap kaydına göre dava konusu 135 35... parsel (eski11 05... ) sayılı taşınmazda bulunan B blok 6 nolu mesken nitelikli taşınmazın davacı adına kayıtlı iken 09.10.2012 tarihinde dava dışı ...’ye satış suretiyle devredildiği, onun da 08.01.2021 tarihinde taşınmazı davalı ...’a 150.000,00 TL bedelle devrettiği, UYAP sistemi üzerinden dosya arasına alınan Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/587 Esas sayılı dosyada davacı tarafından ... ve ... ... aleyhine aynı iddialar ile tapu iptali ve tescil talepli dava açıldığı, ... tarafından davacı aleyhine açılan el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istekli davanın anılan dosya ile birleştirildiği, yapılan yargılama neticesinde Mahkemece ...’nin iyiniyetli olduğu, ...’un tapuda hak sahibi olmadığından vekalet görevinin kötüye kullanıldığına ilişkin yeterli delil ve emare bulunmadığından asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verildiği, kararın asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ... tarafından temyizi üzerine Dairenin 22.03.2018 tarihli 2016/4448 Esas, 2018/8065 Karar sayılı geri çevrime kararı ile “Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/280 Esas, 2017/256 Karar sayılı 13.07.2017 tarihli kararının kesinleşmesinin beklenmesi, kesinleştikten sonra kararın kesinleşme şerhli onaylı suretinin evraka eklenmesi” talep edildiği, bahsi geçen dosyada 11.12.2021 tarihli dilekçe ile davacı vekilinin taşınmazın 3. kişi Serkan Akça’ya devredildiği gerekçesiyle davaya dahil edilmesini ve taşınmaza tedbir konulmasını talep ettiği, Mahkemece 12.03.2021 tarihli ek karar ile karar verilerek dosyadan el çekildiği gerekçesiyle taleplerin reddine karar verildiği, ek karara itiraz üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 10.02.2023 tarihli 2022/2785 Esas, 2023/315 Karar sayılı kararı ile ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, ancak Mahkemece 08.03.2023 tarihinde “Mahkememizden verilen işbu 05.03.2015 tarihli hüküm, Taraflara en son 20.08.2015 tarihinde tebliğ edildiği, Davacı tarafça yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi Başkanlığının 10.02.2023 tarih ve 2022/2785-2023-315 Esas ve karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan REDDİNE dair KESİN olarak karar verildiği, Mahkememiz Kararınında istinaf Mahkemesinin Kesin Karar tarihi olan 10.02.2023 tarihinde kesinleştiği tasdik olunur.” şeklinde kesinleşme şerhi işlendiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, davacı tarafından vekil ... ve ilk el ... aleyhine açılan davada Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.03.2015 tarihli 2015/587 Esas, 2015/101 Karar sayısı ile verilen kararın temyiz aşamasında olduğu, her ne kadar Mahkemece 08.03.2023 tarihinde kesinleşme şerhi işlenmiş ise de kesinleşme şerhine ilişkin işlemin idari işlem mahiyetinde olduğu gözetilerek dosyanın halen derdest olduğu anlaşılmaktadır.

Ayrıca, Mahkemece taşınmazın davacı tarafından ilk el ...’ye devrine ilişkin akit tablosu Tapu Müdürlüğünden temin edilmeden ve dolandırıcılık suçundan yapılan yargılamaya ilişkin ceza dosyası ile davacının davalı ... hakkında yaptığı şikayet üzerine Eskişehir CBS 2021/13723 soruşturma numaralı savcılık dosyası veya onaylı örnekleri fiziken dosya arasına alınmak suretiyle incelenmeden sonuca gidilmiştir.

Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazın ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve dayanak belgeleriyle (özellikle 09.10.2012 tarihli akit ve temlikte kullanıldığı belirtilen vekaletnamenin) dosya arasına alınması, Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2013/280 Esas sayılı dosyası ve Eskişehir CBS 2021/13723 soruşturma numaralı dosyasının veya onaylı örneklerinin temini ile dosya arasına alınması, Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/587E. sayılı dosyasında verilecek hükmün eldeki dava dosyasını etkileyeceği de gözetilerek sonucu göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§