Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2024/5891 E. 2026/2462 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1059 E., 2024/1403 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 5. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/189 E., 2024/122 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 31.03.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Av. ... ile temyiz edilen davalı ... vekili Av. ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.

Davacı; uzun süredir yurt dışında olduğundan taşınmazlarla ilgili devam eden dava ve idari işleri takip etmesi için damadı olan davalı ...’i vekil tayin ettiğini, ancak davalının, maliki olduğu dava konusu 15 14... parsel sayılı taşınmazda bulunan 10 nolu bağımsız bölümü talimatı ve bilgisi olmadan diğer davalı ...'e devrettiğini, davalı tarafından taşınmazda şirketi olan ... Yapı İnş. Tic. Ltd. Şti. adına ipotek tesis ettirildiğini, vekil ... ile diğer davalı ...'ın el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini, bedel ödenmediğini ileri sürerek tapu iptali ve tescile, olmazsa bedelin faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ..., satış karşılığı 999.900,00 TL bedelin vekil ...'in hesabına gönderildiğini, ayrıca anlaşmaya uygun olarak ...'ın ...'e borcu olan 470.000,00 TL'nin daire satışı karşılığında kendisi tarafından üstlenildiğini, işlemlerinin tamamının davacı tarafın rızası dahilinde olduğunu, satış işlemleri sırasında davacı ile görüştüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; tır şoförü olan davacının işleri takip için verdiği vekaleti ondan habersiz ve onay almadan kullanarak taşınmazı davalıya devretmek zorunda kaldığını, davalının olan bitenden haberdar olduğunu, davalının davacıya haber vereceğini söylediğini ama ulaşamadığını, devrin, alacaklılarından biran önce kurtulmak için birlikte organize edildiğini, tapu ve kredi masraflarını kendisinin karşıladığını, 990.000,00 TL ödeme yapıldığını, kendisinin borcu için ...’ya senet verildiğini, davalı ...’ın kendi durumundan faydalanarak davacının taşınmazını kredi borcunu kapatmak için üzerine aldığını, krediyi kapatıp-kapatmadığını bilmediğini, asıl sorumlunun diğer davalı olduğunu belirterek davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...’ın kötü niyetli olduğuna ilişkin delil bulunmadığından tapu iptali ve tescil talebinin reddine, vekil davalı ...’in satış bedelini davacıya ödemediği gerekçesiyle bedel isteğinin kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'ın dava konusu taşınmazı değeri karşılığı ödeme de bulunarak resmi belgeye güvenerek usulüne uygun şekilde devraldığı, davalı ...'ın vekalet hükümleri gereği almış olduğu bedeli davacıya devretmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 15 14... parsel sayılı taşınmazda bulunan 10 nolu mesken nitelikli bağımsız bölümün davacı adına kayıtlı iken ... . Noterliği 04.03.2021 tarihli ... yevmiye numaralı Trabzon hudutlarında yer alan taşınmaz alım-satım yetkisini de içeren vekaletname ile davacının damadı olan vekil ... tarafından 24.03.2022 tarihli satış akdi ile 368.770,00 TL bedelle diğer davalı ...’e devredildiği, taşınmaz üzerine 31.03.2022 tarihinde ... Bankası lehine 2.000.000,00 TL bedelli ... Yapı İnşaat Ticaret Ltd. Şti. aleyhine ipotek tesis edildiği, aynı şirket tarafından 999.900,00 TL bedelin “15 14... parselde ... adına olan dairenin satış bedeli vekalet sahibine ödeme” açıklaması ile ... hesabına gönderildiği, 13.04.2022 tarihli 470.000,00 TL bedelli 30.06.2022 ödeme tarihli ...’in alacaklı, borçlu ... ve kefil ...’ın olduğu senedin ise davalı ... tarafından ödeme belgesi olduğu belirtilerek sunulduğu anlaşılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki; 6100 sayılı HMK'nın 125. maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usuli işlemler düzenlenmiştir. Söz konusu madde hükmüne göre iki taraftan biri dava konusunu bir başkasına temlik ettiği takdirde diğer taraf seçim hakkını kullanmakta, dilerse temlik eden ile olan davasını takipten vazgeçerek davayı devralan kişiye yöneltmekte, dilerse davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebilmektedir. Kendiliğinden (re'sen) gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre Mahkemece davacı yana tercih hakkı hatırlatılarak davaya hangi kişi hakkında devam edeceği sorulmalı, sonucuna göre işlem yapılmalıdır.

Öte yandan; vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni .... Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet veren arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve iş birliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek, en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış, daima mahkum edilmiştir.

Bilindiği üzere; hukukumuzda diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alışverişte bulunmaları, satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlama düşüncesiyle alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 9 88... . maddelerinin ve tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.

Tapulu taşınmazların intikallerinde huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden, iktisapta bulunan kişinin iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten, bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse, diğer yanda ise kendisi için maddi hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır. Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta şeklen iyi niyetli gözükeni değil gerçekten iyi niyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.

Nitekim bu görüşten hareketle, "kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (re'sen) nazara alınacağı'' ilkeleri 08.11.19 91... /4 Esas, 1991/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşler de aynı doğrultuda gelişmiştir.

Diğer taraftan; vakıa ve karinelerden, halin icaplarından, kendisinden beklenen özeni sarfetmemiş olması itibariyle kanunen iyi niyet iddiasında bulunamayacağı belirlenmiş olan kimsenin TMK’nın 1023. maddesinden yararlanamayacağında bir tereddüt bulunmamaktadır.

Somut olayda; dava konusu taşınmazın yargılama sırasında 06.07.2022 tarihli satış işlemi ile dava dışı ... Otomotiv Tur. İnş. San. ve Tic. A.Ş. şirketine devredildiği, UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede bilahare 06.03.2023 tarihinde Vasfiye Hekimoğlu adına temlik edildiğinin görüldüğü, her ne kadar davacı vekili 28.06.2022 tarihli duruşmada “Davamız sübuta ermiştir. Bedel yönünden kabulüne karar verilsin” demiş ve temyiz dilekçesinde de ihtiyati tedbirin kaldırılması neticesinde davanın tapu iptali ve tescil yönünden konusuz kaldığını belirtmiş ise de taşınmazın devrine ilişkin kayıtlar dosya arasına alınmamış, davacı vekiline HMK 125. maddesi uyarınca usulüne uygun şekilde seçimlik hakkı hatırlatılmak suretiyle davaya devam edilmemiştir.

Ayrıca, davacı tarafında sunulan dava dışı 15 66... parsele ilişkin iş takip anlaşması başlıklı belgeye göre davacının mimar olan davalı ...’e bu taşınmaza ilişkin ruhsatlandırma işlemleri için ihtiyaç duyulan proje, plan, tadilat vs için yetki verdiği, davacı tanıklarının davacı tarafından vekil ...’e köydeki evin ruhsat işlemleri için vekaletname verildiğini, davalı ...’in borçlularının eve gelip davacıdan para istediklerini, satış tarihinde tır şoförü olan davacının Sırbistan’da olduğunu, devre ilişkin davacıya ödeme yapılmadığını, davalı ...’in davacının kızını aradığı, satışın yapılacağı ve babasının imza vereceğini belirttiği, diğer damadını aradığı ve "bu evi almama sen ve diğer bacanağın engel oluyormuşsunuz, seni de bulurum onuda" dediğinin beyan ettikleri, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı 2022/6936 soruşturma numaralı dosyada bilgi sahibi sıfatıyla ifadesine başvurulan davalı ...’in 28.07.2022 tarihli beyanında “...... isimli şahıs 2022 yılı Şubat veya Mart aylarında yanıma gelerek kayınpederinin yurt dışında olduğu zamanda Beşirli Mahallesinde bulunan kayınpederine ait daireyi sıkıntıda olması sebebiyle ... bir müşteriye satmak istediğini, vekalet yoluyla satış yapamadığı için benim yardımcı olmamı benden istedi, bende kayınpederi olan ...’i aradım, bu şahıs dairenin satılması hususunda ...’a yardımcı olmamı istedi, bende çevremdeki dostlarımı ve iş yaptığım insanları aradım, sonrasında ortada ... bir alıcı olmadığını ve ...’ın borçlarından dolayı daireyi kendi hesabına geçirmek istediğini anladım, bunun üzerine kayınpederini arayarak durumu söyledim, bana ... daireyi o zaman sen al dedi, bende paramın olmadığını söyledim, 1 hafta beklerse bankadan kredi çekip alabileceğimi belirttim...” şeklinde ifade verdiği, davacının ise ifadesinde ...’in kendisi ile hiç irtibata geçmediğini bildirdiği, diğer beyanlardan ise ...’in borçlarına ilişkin ... ...’in ofisinde birlikte görüşmeler yapıldığı anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca; öncelikle dava konusu taşınmazın güncel tapu kaydı ve dayanak tüm belgeleri getirtilip HMK’nın 125. maddesi çerçevesinde davacı tarafa usulüne uygun şekilde seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceği sorulmalı, bu yöndeki usuli eksiklik giderildikten sonra yukarıda değinilen olgular karşısında davalı ...’in vekil ile el ve iş birliği içerisinde hareket ederek davacıyı zararlandırdığı da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesis edilmesi isabetsizdir.

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Trabzon 5. Asliye Hukuk Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§