Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2024/5449 E. 2026/3688 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2096 E., 2024/1696 K.

İHBAR OLUNANLAR : ... vekili Avukat ..., T.C. Adalet Bakanlığı vekili Avukat ...

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 37. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/244 E., 2022/235 K.

Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı vekili, ...A.Ş. tarafından davacı aleyhine 52.800,73 TL alacak için .... İcra Müdürlüğünün 2011/1601 Esas sayılı dosyası ile 320 25... sayılı parseldeki 25 numaralı bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını ve taşınmazın 03.07.2012 tarihinde ...'ya 94.000,00 TL bedelle ihale edildiğini, satış bedelinin ödenmesi üzerine ihalenin kesinleştiği düşüncesiyle taşınmazın 30.07.2012 tarihinde davacı adına tescil edildiğini ancak icra dosyasında tebligatların mernis adresi yerine ... Tapu Müdürlüğüne bildirilen adrese Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca yapıldığını, icra dosyasından ve dosya kapsamında yapılan taşınmaz satışından davacının tahliye aşamasında haberdar olduğunu, Ankara 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/752 Esas sayılı dosyası ile dosya alacaklısı... A.Ş. ile ihale alıcısı ... aleyhine ihalenin feshi davası açıldığını, yargılama sonucunda tebligatların usulsüz olması nedeniyle 03.07.2012 tarihli ihalenin feshine karar verildiğini, kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 03.11.2014 tarih ve 2014/28125 Esas, 2014/25784 Karar sayılı kararı ile onandığını, karar düzeltme talebinin reddine karar verilerek ihalenin feshi kararının kesinleştiğini, ihale alıcısı ...'nun ihalenin feshi davasında taraf olmasına ve dava tarihinin üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen 07.11.2013 tarihinde yargılamanın aleyhine sonuçlanacağını bildiği için taşınmazı muvazaalı olarak diğer davalı ...'a devrettiğini, davalı ...'ın da bu durumu bilerek taşınmazı satın aldığını ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... ..., taşınmazı ihale ile satın aldığını, ihalenin feshi davasında da ihtiyati tedbir kararı verilmediğini, ihaleye ilişkin usuli işlemlerin icra dairesi ve alacaklı tarafından yapıldığını, zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın Adalet Bakanlığı ile alacaklı bankaya ihbar edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili, davacının yolsuz tescil iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davalının tapu kayıtlarına güvenen iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, TMK'nın 1023. maddesi gereği açılan davanın reddi gerektiğini, Ankara 5. İcra Hukuk Mahkemesinde görülen yargılama esnasında taşınmazın kaydı üzerine konulmuş tedbir veya şerh olmadığını ayrıca davalının taşınmazı satın aldığı tarihte henüz ihalenin feshine ilişkin bir karar bulunmadığını, taşınmazı aile konutu olarak kullanmak üzere satın aldığını, diğer davalı ile hareket etmesinin mümkün olmadığını, davalı ile öncesinde bir tanışıklığı bulunmadığını, çoğunlukla yurt dışında olduğunu, bu nedenle uyuşmazlıktan haberdar olmadığını, taşınmazı satın aldıktan sonra masraf yaptığını, yıllarca bu taşınmazda ikamet ettiğini, dava konusu taşınmazın ihale edilmesi neticesinde dava dışı...'a olan 90.000,00 TL'lik ipotek ve icra borcundan kurtulan davacının bu durumdan hiç bahsetmeyip taşınmazı ipotekten ari olarak geri almaya çalışmasının kötü niyetli olduğunu, ihalenin 2012 yılında yapıldığını, taşınmazı 2013 yılında ihale alıcısı ...'dan satın aldığını, ihalenin üzerinden 8 yıl, satış tarihi üzerinden ise 7 yıl geçtiğini, 2020 yılında açılan davanın hak düşürücü süre ve zaman aşımı nedeni ile reddi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'un ediniminde iyi niyetli olduğu ve tapu siciline güven ilkesinden yararlandırılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın kesinleşen ihale sonucunda ihale alıcısı olan davalı ... adına tescil edildiği, ihalenin yolsuz olduğu iddiasıyla davacı tarafından açılan davada ihalenin feshine karar verildiği ve kararın derecattan geçerek kesinleştiği, ihalenin feshi kararının kesinleşmesi ile ihale alıcısı davalı ... adına olan tescilin yolsuz hale geldiği, dava konusu taşınmazın davalı ...'un ailesinin ikâmet ettiği daire ile karşılıklı olduğu, her ne kadar ... yurt dışında yaşıyor ise de ailesi aracılığıyla çekişmeye konu taşınmaz hakkındaki süreçten haberdar olacağı, çekişme konusu taşınmazın bulunduğu kattaki diğer dairelerin ...'un ailesine ait olduğunun davalı tanığı ... beyanı ile de sabit olduğu, diğer taraftan taşınmazın ihalenin feshi davasının yargılaması devam ederken ... tarafından satın alındığı, ihalenin feshi davası yanı sıra ...'nun Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/2 56... /184 Karar sayılı dava dosyası ile ihaleye fesat karıştırma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan dolayı yargılandığı ve hakkında verilen mahkûmiyet kararının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 20.03.2023 tarihli esastan ret kararı ile kesinleştiği, açıklanan bu hususlardan, aynı binada ve katta ikâmet eden davalı ...'un taşınmazın mülkiyetinin çekişmeli olduğundan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına ters düştüğü, mülkiyeti çekişmeli olduğu bilinen taşınmazın gerçek değerinin altında bedelle satın alındığı, temlik tarihindeki gerçek değeri ile akitte gösterilen değer arasında fahiş fark bulunduğu, öte yandan taşınmaz bedelinin ödendiğinin de davalı tarafça kanıtlanamadığı gözetildiğinde kayık maliki ...'un ediniminde iyiniyetli olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istekli, davalı ... vekili ile ihbar olunan ...A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davalı ... vekili Avukat ..., temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz eden ihbar olunan ...A.Ş. vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı vekili Avukat ... ile ihbar olunan T.C. Adalet Bakanlığı vekili Avukat ... ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Hemen belirtmek gerekir ki, hükmü temyiz etme hakkı, davada taraf olan kişilere aittir. Kural olarak kendisine dava ihbar olunanın davaya katılmadıkça kanun yollarına başvurma hakkı yoktur. Ancak, Mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak taraf sıfatını almayan davanın ihbar olunduğu kişi hakkında hüküm kurulmuşsa ihbar olunan hükmün kendisiyle ilgili bölümünü temyiz edebilir. Somut olayda; dava, ...A.Ş.'ne davalı ...'nun talebi üzerine ihbar edilmiş ancak ihbar olunan feri müdahale talebinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; ...A.Ş'nin ihbar olunan sıfatı dışında başkaca bir sıfatı bulunmayıp aleyhine hüküm de oluşturulmadığı ve bu nedenle hükmü temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmakla temyiz hakkı bulunmayan ihbar olunan ...A.Ş. vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden ihbar olunan ...A.Ş.’ne iadesine,

Davalıların temyiz itirazına gelince;

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 28.177,50'şer TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§