Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2024/4961 E. 2026/2388 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/193 E., 2024/160 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili tarafından adli yardım talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, adli yardım talebinin ve temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava; ketmi verese (yolsuz tescil) hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.

Davacılar; murisleri ... ...’un, dava konusu 76 parça taşınmazın maliki kök muris ... ...’nın mirasçıları arasında yer almasına rağmen ketmedildiği veraset ilamı ile tescil işlemlerinin gerçekleştirildiğini, tapuda bir kısım davalılara yapılan devirlerin muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini, mümkün olmazsa denkleştirme yapılarak halen davalı mirasçılar adına kayıtlı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini, aksi takdirde tazminata karar verilmesini istemişlerdir.

Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece; çekişme konusu 2 84... , 2 98... ile 2 99... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın tefriki ile ayrı esasa kaydedilmesine, diğer taşınmazlar yönünden ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairece; uyuşmazlığın çözümünün, hasımlı veraset ilamı alınmak üzere açılacak bir dava sonucu mirasbırakanın tüm mirasçılarının belirlenmesi ve davacının bu mirasçılar arasında yer alıp almadığının saptanmasına bağlı olduğu, ne var ki somut olayda davacılar tarafından dosyaya hasımlı veraset ilamı sunulmadığı gibi kendilerine hasımlı veraset ilamı almaları için olanak da tanınmadığına değinilerek davacılara hasımlı veraset ilamı almaları için olanak tanınması, alınacak hasımlı mirasçılık belgesinde davacıların mirasçı oldukları ve taraf ehliyetlerinin bulunduğu belirlendiği takdirde işin esasının incelenmesi, sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava konusu 99... parsel sayılı taşınmaz yönünden dosyanın tefrikine karar verilmek suretiyle anılan parsel yönünden dava eldeki esasa kaydedilmiş, dava konusu taşınmazın kök malikinin davacıların murisi ... ... olmadığı, davacıların murisleri olan ...'ın ... ...'nın çocuğu olup veraset ilamında gizlendiği iddiasının ancak dava konusu taşınmazların kök tapu kayıtlarında davacıların kök murisleri ... ... olduğu takdirde bir anlam ifade edeceği, bekletici mesele yapılan Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/208 Esas sayılı dosyanın bu dosya yönünden beklenilmeyerek yargılamaya devam edildiği, davacının iddia ettiği şekilde dava konusu taşınmazın kök malikinin davacıların kök murisi ... ... olmadığından tapu iptal-tescil ve tazminat talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacılar, murisleri ... ...’un kök muris ... ...’nın mirasçıları arasında yer aldığı halde mirasçı olarak gösterilmediği veraset ilamı ile dava konusu taşınmazların tescil işlemlerinin gerçekleştirildiğini ileri sürerek dava açmış, Dairenin bozma kararı üzerine, davacılar tarafından açılan hasımlı veraset ilamına ilişkin davada Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/208 Esas, 2022/142 Karar sayılı kararı ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Mahkemece yapılan yargılamada Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/208 Esas sayılı dosyasının sonucu bekletici mesele yapılmayarak yazılı şekilde karar verilmiş ise de Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/207 Esas, 2023/391 Karar sayılı kararının Dairenin 2025/6846 Esas sayılı dosyası ile incelemesinin yapıldığı, söz konusu dosyada geri çevirme kararı ile anılan dosyanın kesinleşmesinin beklenip kesinleşme şerhli gerekçeli karar örneğinin istenildiği, Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/208 Esas, 2022/142 Karar sayılı kararının tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine 09.12.2025 tarihinde kesinleştiğinin bildirildiği, UYAP üzerinden yapılan sorgulama sonucunda da anılan karara ilişkin kesinleşme şerhi düzenlendiği görülmüş olup buna göre, bozma kararında değinildiği üzere davacıların hasımlı mirasçılık belgesi ile mirasçı olduklarını ve taraf ehliyetlerinin bulunduğunu ispatlayabildiklerini söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.

Öte yandan; eldeki davada dava konusu 99... parsel sayılı taşınmazın kök parseli olan 99... parselin kadastro çalışmaları sonucu belgesizden Maliye Hazinesi adına tespit ve tescil edildiği, kadastro tespitinin 12.03.1974 tarihinde kesinleştiği, 02.12.1975 tarihinde hükmen ... ... adına tescil edildiği, satış işlemleri yapıldığı ve ifraz ile 99... ve 198 parsel olan taşınmazların 15.09.1999 tarihli satış işlemi ile 1/2'şer paylarla davalılar ... ile ...'ya devredildiği, bilahare tevhit işlemi ile 99... parsel numarası ile tescil edildiği ve davalılar ... ve ... adına kayıtlı olduğu, davacıların kadastro tarihinden önceki nedene dayanarak ileri sürdüğü iddiaya ilişkin, dava konusu 99... parsel sayılı taşınmazın kök parseli olan 99... parselin kadastro tespit tutanağının kesinleştiği 12.03.1974 tarihi ile eldeki davanın açıldığı 27.08.2014 tarihi itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Bu suretle yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği açıktır.

Hal böyle olunca; Mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda belirtilen gerekçe ile ve sonucu itibariyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine.

Davacılar vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;

Somut olayda; davacıların taraf ehliyetlerinin bulunduğunu ispatlayamadıkları ve davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması nedeniyle davanın reddi gerektiği, dava dilekçesinde 10.000,00 TL değer gösterilerek dava açıldığı, keşifte belirlenen değer üzerinden noksan harç ikmal edilmediği, buna göre davanın reddi sebebi de gözetilerek dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden AAÜT'nin 7/2., ve 13/1. maddeleri uyarınca davalı taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken keşif sonucu belirlenen değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsizdir. Davacılar vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir.

Ne var ki, anılan hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Mahkeme kararının; gerekçesinin yukarıda bahsedilen şekilde, hüküm fıkrasının; (6) numaralı bendinde yer alan "60.017,00 TL" ibaresinin hüküm yerinden çıkarılarak yerine "1.600,00 TL" ibaresinin yazılması suretiyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacılar vekili kararı adli yardım talepli temyiz ettiğinden ve adli yardım talebi Dairece kabul edildiğinden harç hususunda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Silivri 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§