"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/39 E., 2024/1196 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/355 E., 2022/357 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz edilen davalı vekili Avukat ... geldi. Davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; davalının öz oğlu olduğunu, kendisinin 86 yaşına girdiğini, okuma-yazma bilmediğini, davalının annesi olan eşinin ise sol tarafının felçli, yatalak ve bakıma muhtaç olduğunu, hem kendisine hem de eşine bakamadığı için aynı çatı altında beraber yaşadığı davalı oğlu ...'den yardım istediğini, oğlunun ben size ölünceye kadar bakarım, yardım ederim diyerek cahil oluşundan, yaşlılığından ve hastalığından yararlanarak kendilerine bakmaya karşılık ... köyü 1 85... parsel ile 2 00... parselde kayıtlı taşınmazlarını bedelsiz para vermeden satış gibi göstererek hile ve aldatma yoluyla üzerine devir ettirdiğini, daha sonra ise davalının kendisini ve felçli olan annesini evden çıkartarak sokağa bıraktığını, şu an oğlu ...'in evinde kaldığını ve onun tarafından bakıldığını, felçli olan eşi ile çok mağdur olduklarını, tüm köyde bu durumun bilindiğini, taşınmazların tapuda satış olarak gösterildiğini, ancak davalı yanın kendisine bir para ödemediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; davacı ile müvekkilinin baba oğul olduğunu, birlikte yaşadıklarını, müvekkilinin evlendikten sonra aynı evin üst katını yaptığını ve buraya yerleştiğini, davacının müvekkiline hayır yemeği vermek istediğini söylediğini ve müvekkilinin davacının bu talebini kabul ettiğini, hayır yemeği için davacının evinde toplanıldığını, davacının, anneleri ..., erkek kardeşi ..., erkek kardeşi ... ve müvekkilinin eşi ... ile toplandıklarını, hayır yemeği için ne yapacaklarını konuştuklarını, bu toplantıda erkek kardeşleri ayrı ayrı aşçılardan fiyat alalım dediklerini, müvekkilinin kardeşlerine, tamam ayrı ayrı fiyat alalım, ancak siz bu yemeğe herhangi bir parasal katkı yapacak mısınız diye sorduğunu, kardeşlerinin ise katkıda bulunamayacaklarını söylediklerini, bunun üzerine hayır yemeğini müvekkilinin kendisinin yapacağını, aşçıyı da kendisinin ayarlayacağını söylediğini, erkek kardeşlerin de bu nedenle toplantıyı terk ettiklerini, bu toplantı sonrası kardeşlerden ...'in babasını ve felçli annesini alıp 21 Ağustos 2019 günü kendi evine götürdüğünü, davacı ...'in, ... ve ...’in kışkırtmaları sonrası bu davayı açtığını, davaya konu 6500 m²'lik tarlanın 2004 yılında vergileri ve bedeli taksitler halinde ödenerek Devletten satın alındığını, bu tarla davacı baba adına ecrimisil yazıldığı için paraların da onun adına yatırıldığını, davacının bu tarlayı almak istemediğini, hatta bu konuda köye gelen Milli Emlak görevlilerine de yeri alıp almayacakları kendisine sorulduğunda cevabı da müvekkilinin verdiğini ve alacaklarını beyan ettiğini, ancak bu tarla babası adına Milli Emlak'ta kaydedildiğinden tapunun da baba adına çıktığını, ancak gayrimenkulün tüm parasının müvekkili tarafından yatırıldığını, makbuz asıllarının halen taraflarında olduğunu, ödemeyi yapan müvekkili olduğundan makbuz asıllarının müvekkilinde olduğunu, diğer gayrimenkulün ise yine evin bitişiğinde bulunan 2.100 m² miktarlı zeytinlik ile birleştiğini, zeytinliğin yine davacı tarafından Milli Emlaktan alındığını ve bedeli davacı tarafından ödenmeye çalışıldığını, taksitleri için davacının toplam 5 adet inek sattığını, eksik kalan taksitlerinin ise müvekkili tarafından tamamlandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının, adına kayıtlı 2 00... parsel sayılı taşınmazını 07.05.2007 tarihinde oğlu davalı ...'e satarak devir ettiği, yine 1 85... parsel sayılı taşınmazını 29.12.2017 tarihinde oğlu davalı ...'e satarak devir ettiği, devrin bakıp gözetme inancı nedeniyle yapıldığının ileri sürüldüğü, taraflar arasında yazılı olarak yapılmış ölünceye kadar bakma akdinin söz konusu olmadığı, bu halde tarafların yaptıkları devir işlemlerinin inançlı işlem olarak nitelendirilmesi gerektiği, inançlı işlemin ise yazılı delille kanıtlanması gerektiği, bu konuda kanıt bulunmadığı, yine söz konusu taşınmazın davalı ...'nin hile ile davacıyı kandırması nedeniyle devredildiğinin iddia edildiği, toplanan delillerden davalı ...'nin taşınmazın kendisine hile ile devrini sağladığını gösteren kanıt bulunmadığı, dinlenen tanık beyanlarından davalı ...'nin hile teşkil edecek herhangi bir eyleminin tespit edilemediği anlaşılmakla, kabule ters düşen beyan ve belgelere itibar edilmeyerek tüm yönlerden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya içeriği ve dinlenen tanık beyanları ile davacının hile iddiasının kanıtlanamadığı, tapudaki devir işleminin temelini davalının, davacıya ölünceye kadar bakacağı vaadinin teşkil ettiği hususunun ispatının davacı tarafa ait olduğu, İlk Derece Mahkemesince delillerin taktirinin usul ve yasaya uygun olduğu, davacı tarafın istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu taşınmazlardan 1 85... parselin davacı ... adına kayıtlı iken 35.000,00 TL bedelle davalı ...’e 29.12.20 17... yevmiye numaralı işlem ile, yine 2 00... parselin de 5.500,00 YTL bedel ile 08.05.20 07... yevmiye numaralı işlem ile davalıya satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere hile (aldatma); genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/1 hükmünde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Hile, her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def'i yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Hemen belirtmek gerekir ki; dava konusu eski 7 49... ada 28 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan değerlendirmede; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre bahsi geçen taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacının 2 00... parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının reddine.
Dava konusu 1 85... parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan değerlendirmede ise; dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davacı babanın iradesinin davalı oğlu tarafından kendisine bakılacağı söylenmek suretiyle fesada uğratıldığı, daha açık bir ifade ile davacının kendisine bakılacağı inancıyla dava konusu taşınmazı davalıya devrettiği, ancak davalı tarafından taşınmazın satış işleminden sonra davacıya ve eşine bakılmadığı, davacının oturduğu evden çıkarıldığı ve diğer oğlunun yanında kaldığı, davacının emekli maaşı dışında herhangi bir geliri olmadığı, daha önce inşaatlarda ustalık yaptığını ve dava konusu evin inşaatında çalıştığını söyleyen tanık ...'ın davalının "... ve ... 'i kastederek ben bunların ikisini de huzurevine bırakıp geleceğim" dediğini duyup davalı ile kavga ettiği, bu şartlarda kandırılmayan bir kişinin oturduğu evi devretmesinin hayatın olağan akışına uygun olmayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca; davacının iradesinin hile nedeniyle sakatlandığı kabul edilerek dava konusu 1 85... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine,
Temyiz eden davacı vekili duruşmaya katılmadığından duruşma vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.