Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2024/4128 E. 2026/607 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/6 E., 2024/1962 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/59 E., 2022/99 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davalı vekili Av. ... ile temyiz edilen davacı vekili Av. ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun geçici 11. maddesine dayalı mülkiyetin tespiti ve bedel istemine ilişkidir.

Davacı vekili; dava konusu 17 66... parsel sayılı ... vasıflı taşınmazın davacı Vakıf adına tespit ve tescil edilmesi gerekirken malik hanesinin açık bırakıldığını, 1964 yılında davalının hasımsız olarak açtığı dava sonucunda davalı adına yolsuz olarak tescil edildiğini, dava dışı ... Genel Müdürlüğünün taşınmazı kısmen kamulaştırması üzerine ifraz ile 17 66... ve 19 parsel sayılı taşınmazların oluştuğunu, 19 parselin 20.12.1980 tarihli işlemle tapudan terkin edildiğini, istimlak bedelinin davalı tarafından alındığını, davacı Vakfın mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, davalı adına tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, taşınmazın Eşhas-ı Hükmiyenin Emvali Gayrimenkuleye Tasarruflarına Mahsus Kanunu Muvakkat uyarınca oluşturulan listede ve 1936 beyannamesinde yer aldığını ileri sürerek 17 66... parselde kayıtlı taşınmazın mülkiyetinin vakfa ait olduğunun tespitine, dava konusu taşınmaza ait kamulaştırma bedelinin davalı tarafından dava dışı ... Genel Müdürlüğünden alınması sonucunda fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 50.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili; davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, taşınmaz kamulaştırıldığı için ... Genel Müdürlüğünün davaya dahil edilmesi gerektiğini, bedelin Hazine veya KGM’den talep edilebileceğini, Vakıflar Kanunu'nun geçici 7. ve 11. madde şartlarının oluştuğunun ispatı gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İhbar olunan ... vekili, taşınmazın kamulaştırma işlemlerinin usulüne uygun yapıldığını, bedelin ödendiğini, husumet yöneltilemeyeceğini, davanın süresinde açılmadığını, tespite itiraz edilmediğini, öncesini araştırma yükümlülüğü bulunmadığını, el atmaya ilişkin bedel isteğinin malik tarafından istenebileceğini, davacının malik olmadığını belirtmiştir.

İhbar olunan ... vekili; ... Cemaati merkez mütevelli heyeti tarafından İstanbul Kadastro Mahkemesinin 1954/142 Esas sayılı dosyasında açılan davada dava konusu 17 66... parselin aynı mahallede bulunan 17 66... parselin bir kısmı olduğunu bu nedenle tapu kaydının iptali ile davacı ... Cemaati Merkez Mütevelli Heyeti namına tescilinin talep edildiğini, İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/23 Esas, 1972/9 Karar sayılı dosyasında görülen dava neticesinde verilen 17.01.1972 tarihli kesinleşmiş kararda 1328 tarihi Eşhası Hükmiye Kanunu gereğince kanuni süre içerisinde dava konusu yer ile ilgili olarak bir müracaat yapıldığına dair bilgiye rastlanmadığı, davaya ... Vakfı adına devam edilmek istendiği ancak İstanbul Vilayetinin 03.11.1964 tarihli tasdik şerhinde ... Vakfının kendisine ait malları idare edebileceği, yoksa yeniden mal edinebilmek ve bu hususta bir dava açabilme yetkisinin mevcut bulunduğuna dair bir sarahat mevcut olmadığından bahisle davanın reddedildiği, İdarece bu dosyaya yazılan yazıda taşınmazlar hakkında usulüne uygun beyanname tanzim ettirmemiş bulunan dini ve hayrı müesseselerin varlığının kabul edilmeyeceğinden herhangi bir tescil davasının açılmasının mümkün bulunmadığının bildirildiğini, dava konusu taşınmaz için ... Vakfınca tescil davası açıldığını ancak davanın reddedildiğini, davacının 5737 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesi gereğince yapılan müracaatın da reddedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın davacı Vakfa ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 831.050.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alınan bilirkişi raporunun denetime açık, hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, 5737 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesindeki şartların gerçekleştiği, talep edilen bedelin ne kadar olduğu dava tarihinde belirlenemeyeceğinden belirsiz alacak davasına konu olabileceği, harcın süresinde yatırılmadığı yönündeki istinaf başvurusunun da yerinde olmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 352/(1).b.1. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bilindiği üzere; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 3. maddesinde cemaat vakfı, vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince tüzel kişilik kazanmış, mensupları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkiye'deki gayrimüslim cemaatlere ait vakıfları ifade ettiği; vakfiye tanımının da mazbut, mülhak ve cemaat vakıflarının malvarlığını, vakıf şartlarını ve vakfedenin isteklerini içeren belgeleri belirttiği; 1936 beyannamesinin tanımının ise cemaat vakıflarının 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince verdikleri beyannameyi ifade ettiği açıkça düzenlenmiştir. 5737 sayılı Kanun’un 12. maddesinde vakıfların mal edinebilecekleri, malları üzerinde her türlü tasarrufta bulunabilecekleri belirtilmiştir. 12. maddenin gerekçesinde de vakfın devamlılığının sağlanması açısından mülhak, cemaat ve yeni vakıflara başlangıçta özgülenen mal ve hakların değiştirilebilmesi imkanı sağlandığı, vakıfların sonradan edindikleri malları izin almaksızın yönetim organlarının kararıyla değiştirebileceklerine ilişkin hüküm getirildiği belirtilmiştir.

Anılan Kanun Geçici 7. maddesinde ise; “ Cemaat vakıflarının;

a) 1936 Beyannamelerinde kayıtlı olup halen tasarruflarında bulunan nam-ı müstear veya nam-ı mevhumlar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar,

b) 1936 Beyannamesinden sonra cemaat vakıfları tarafından satın alınmış veya cemaat vakıflarına vasiyet edildiği veya bağışlandığı halde mal edinememe gerekçesiyle halen Hazine veya Genel Müdürlük ya da vasiyet edenler veya bağışlayanlar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onsekiz ay içinde müracaat edilmesi halinde Meclisin olumlu kararından sonra, ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat vakıfları adına tescilleri yapılır.” hükmü ile yeni düzenlemeler getirilmiştir.

Bundan başka, 5737 sayılı Kanun'a 22.08.2011 tarih, 651 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 17. maddesi ile eklenen Geçici 11. maddesinde ise; “ Cemaat vakıflarının;

a) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup malik hanesi açık olan taşınmazları,

b) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup kamulaştırma, satış ve trampa dışındaki nedenlerle Hazine, ..., belediye ve il özel idaresi adına kayıtlı taşınmazları,

c) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup kamu kurumları adına tescilli olan mezarlıkları ve çeşmeleri, tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren oniki ay içinde müracaat edilmesi halinde, Meclisin olumlu kararından sonra, ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat vakıfları adına tescil edilir.

Cemaat vakıfları tarafından satın alınmış veya cemaat vakıflarına vasiyet edildiği veya bağışlandığı halde, mal edinememe gerekçesiyle Hazine veya Genel Müdürlük adına tapuda kayıt edilen taşınmazlardan üçüncü şahıslar adına kayıtlı olanların Maliye Bakanlığınca tespit edilen rayiç değeri Hazine veya Genel Müdürlük tarafından ödenir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.” hükümleri düzenlenmiştir.

Somut olayda; İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi, ... Mahallesi 17 66... parsel 168.4 69... miktarlı mezarlık vasıflı taşınmazın nevi hanesinde ... Vakfından mukataalı olduğuna ilişkin şerh bulunduğu, 17.11.1953 tarihli kadastro tespit tutanağında 24.07.1952 tarihli 205/85 Hahambaşılık tezkeresi, 25/CA/1252 tarih defter 97... nolu temessük suretine istinaden 382,5 dönüm maşatlık olarak Yahudi milletine tahsis kılındığı, caddeler açıldığından bir kısmı 1771 ve bir kısmı 19 23... ve diğer kısmı bu parselde kaldığı, “...” olarak komisyona sunulduğu, komisyonun 03.08.1954 tarihli kararıyla ... Cemaatine ait olduğu anlaşılan her üç taşınmazın da cemaatin hükmi şahsiyetinin tanınması hakkında vekiller heyetince alınacak karara göre mülkiyet tablosu doldurulmak üzere malik hanesinin boş bırakılmasına karar verildiği, bahsi geçen tezkerede ...’na bağlı vakıflardan ... Mezarlığının mezkur civarda bulunması suretiyle beyanname doldurup temessük kaydı eklenerek sunulduğunun belirtildiği, İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.05.1965 tarihli 1964/250 Esas, 1965/301 Karar sayılı kararı ile İstanbul Belediyesi tarafından 221 sayılı Kanun gereği 17 66... parsel sayılı taşınmazın adına tescili hasımsız açılan dava ile talep edildiği, fiilen mezarlık olduğu, Belediye Kanunu ve 221 sayılı Kanun gereği İstanbul Belediyesi olarak malik hanesinin doldurulmasına karar verildiği, taşınmazın hükmen 27.10.1965 tarihinde İstanbul Belediyesi adına tescil edildiği, ... Vakfına ilişkin şerhin 14.02.1980/814 yev. işlemle terkin edildiği, bilahare 20.02.1980 ifraz işlemi ile 17 66... ve 19 parselin oluştuğu, dava konusu 17 66... parsel sayılı 33.2 42... miktarlı maşatlık nitelikli kısmın aynı işlemle istimlak sebebiyle yola terk edildiği, Karayoları Genel Müdürlüğü 07.08.2019 tarihli yazı cevabında 17 66... parselin 33.2 42... kısmının İstanbul ... Yolu Haliç-... arası kamulaştırma sahasında kaldığından 18.03.1970 tarih ve 1970/28 sayılı kamu yararı kararı ile kamulaştırıldığı, kamulaştırma bedelinin ödendiğinin bildirdiği, davacı Vakfın Vakıflar Kanunu'nun geçici 11. maddesi kapsamında yaptığı 25.05.2012 tarihli başvurunun 27.05.2013 tarihli karar ile 28 92... ve 28 91... parseller ile 19 23... parsel yönünden kabul edildiği, dava konusu taşınmaz yönünden reddedildiği, Vakıflar Meclisinin 11.05.2015 tarihli 203 karar nolu kararı ile ... Vakfının isminin vakfın 3 adet olarak verilen 1936 beyannamelerinin imza kısmının “..., T.C. ..., Türkiye Cumhuriyeti ...” şeklinde olduğu dikkate alınarak ... Vakfı olarak tashih edildiği, dosya arasındaki 1936 beyannamesinde Hahambaşı tarafından idare edildiği belirtilen taşınmazlar arasında “... Kabristanı” şeklinde bildirildiği, ...’âdet tarafından Eşhas-ı Hükmiyenin Emvali Gayrimenkuleye Tasarruflarına Mahsus Kanun uyarınca verilen 19 Ağustos 1336 tarihli listede de “Hasköy’de Kabristan” şeklinde belirtildiği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlık Müdürlüğü listesinde ... mezarlığının 28 91... parsel olarak yer aldığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve incelemenin yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince hüküm kurmaya yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.

Şöyle ki; dava konusu taşınmazda “... vakfından mukataalı” olduğuna ilişkin şerh bulunduğu, şerhin neden terkin edildiğinin tespit edilmediği, temessük kaydı da değerlendirilerek dava konusu taşınmaz ile beyannamede belirtilen taşınmazın aynı yer olup olmadığının yeterince araştırılmadığı, birlikişi raporunda aynı taşınmaz olduğunun nasıl tespit edildiğinin denetime elverişli bir şekilde açıklanmadığı gibi 1936 beyannamesinde taşınmazın ... tarafından idare edildiğinden bahsedildiği, davacı Vakfın isminin ... Vakfı iken değiştirildiği de gözetilerek taşınmazın davacı vakfa ait olduğuna ilişkin yeterince araştırma yapılmadığı, daha önce aynı taşınmaza ilişkin açıldığı belirtilen dosyaların incelenmediği, bilirkişi raporu ile tespit edilen değere itiraz edildiği, itiraz üzerine alınan ek raporda kök rapordaki tespitlerin doğru olduğunun bildirildiği görülmüştür.

Hal böyle olunca; taşınmazın ... Vakfı ile olan ilişkisinin tespiti, vakıf şerhinin neden terkin edildiğinin merciinden sorulması, Vakıflar Genel Müdürlüğünün dilekçesinde bahsi geçen dava dosyalarının temini, taşınmazın davacı Vakfa ait olup olmadığının belirlenmesi, mahallinde alanında uzman, öncekinden farklı en az bir vakıf uzmanı ile 3 gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişi kurulu ile tekrar keşif yapılarak 1980 öncesi hava fotoğrafları dosyaya getirtilip kadastro işlemlerine dayanak temessük kaydı da uygulanarak dava konusu taşınmazın, sunulan 1936 Beyannamesinde belirtilen taşınmazla aynı olup olmadığının, mezarlık vasfı bulunup bulunmadığının ve ne zaman sona erdiğinin tereddütten uzak bir şekilde tespit edilmesi ve taşınmazın dava tarihi itibariyle gerçek değerinin konumu, imar durumu, yüz ölçümü, şehir merkezine, yapılaşma alanlarına olan uzaklığı ve tarafların itirazları göz önüne alınıp somut emsaller de değerlendirilerek tespiti için bilirkişilerden rapor alınması, toplanan ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

Davalı vekilinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,

04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§