Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2024/3871 E. 2026/595 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/55 E., 2024/1307 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/444 E., 2022/409 K.

Dava, hile ve inançlı işlem hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacılar vekili; davacılardan ...'ın 1815 parseldeki 2 nolu bağımsız bölümün maliki olduğunu, diğer davacının ise 1 nolu bağımsız bölümün maliki olduğunu, davalının davacı ...'ın oğlu olduğunu, diğer müvekkili ...’ın ise anne bir kardeşi olduğunu, ...'ın .... Noterliğinin 26.10.2006 tarih ve ... yevmiye nolu vekaletnamesi ile annesini vekil kıldığını, davacı ...'nın 28.09.2009 günü davalının taşınmazların geri iade edileceği iknası sonucu gerek kendi üzerindeki 2 nolu, gerekse diğer oğlu ... üzerindeki 1 nolu bağımsız bölümü satış göstermek suretiyle davalı oğluna devrettiğini, 2 nolu bağımsız bölümün intifa hakkını üzerinde bıraktığını, davalının 2009 yılında annesine ticari işlerinde teminat olarak kullanmaya ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine söz konusu devirlerin yapıldığını, aile içi bir sıkıntıya mahal vermemek adına bu devirlerden oğlu ...'ı haberdar etmediğini, taşınmazın iade edilmediğini, müvekkili ...'ın bu durumu Ekim 2020 tarihinde başka bir iş için Silivri Tapu Müdürlüğüne gittiğinde öğrendiğini, davalıya yapılan dava konusu iki taşınmaz devrinin birçok açıdan batıl olduğunu, öncelikle anne ...'nın iradesinin sakatlandığını, kandırıldığını, esasen ortada gerçek bir satış işlemi olmadığını ve gerçek bir satış iradesi olmadığı gibi müvekkili ...'a davalının ödediği bir satış bedelinin bulunmadığını ileri sürerek dava konusu 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile 1 nolu bağımsız bölümün müvekkili ... ve 2 nolu bağımsız bölümün müvekkili ... adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili; işlem tarihi üzerinden 10 yıllık süre geçtiği için davanın süresinde açılmadığını, dava dilekçesinde davacı ...'ın davacı ... tarafından verilen vekaleti kötüye kullandığı ve bu itibarla dava konusu taşınmazı davalı müvekkiline devrettiği iddiasının mevcut olup açılan davada davalı ...'nın kendi kusuruna dayanamayacağını, 2009 yılında davacı ...'nın paraya ihtiyacının olduğu gerekçesiyle müvekkiline evleri satacağını söylediğini, müvekkilinin davacı ...'nın yabancı birine satmak istemediğinden ve diğer kardeşleri de kabul etmediğinden müvekkiline çok ısrarcı davrandığından davaya konu ilk taşınmazın, yani davacı ...'nın kendi adına kayıtlı olan evin bu suretle müvekkiline satıldığını, annenin talebi üzerine tapuda oturma hakkı tesis edildiğini ve satış işlemine rağmen annenin orada oturmaya devam ettiğini, bu oturma hakkının tesisinin de davacı ...'nın kendi iradesiyle hareket ettiğini gösterdiğini, davaya konu diğer taşınmazın ise davacı ... adına kayıtlı olduğunu, ancak aslında evin davacı ...'nın kendi malı olup müvekkilinin de davacının vefatı durumunda üzerinde miras hakkı doğacağını, ancak davacı ...'nın adına kayıtlı olan bu evin daha sonra davacı ... üzerine devredildiğini, taşınmazların her ikisinin de davacı ... tarafından müvekkiline 2009 yılında 15.000 Euro bedel karşılığında satılıp parasının elden ödendiğini, davacı ...'nın evlerin satışından aldığı paranın bir kısmı ile ev tadilatı yaptırdığını, ...'nın hemşire emeklisi olduğunu ve sadece emekli maaşı bulunduğunu, 2009 senesinde de maddi anlamda darlık yaşadığını kendisi ifade ederek satma kararı aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığından tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacılar tarafından ileri sürülen hileye ilişkin iddiaların ispatlanamadığı, davacı ...'ın yazları dava konusu yere gelip bir müddet kalması ayrıca davalı ile davacıların aralarının bozuk olduğu ve iletişimlerinin olmadığına dair dosya arasında herhangi bir belge ya da bilginin de bulunmadığı, davacı ... ile davalının aynı yerde yaşayıp görüşmeye devam ettikleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, hayatın olağan akışında davacı ...'ın satış hakkında bilgi sahibi olması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla

; davacılar vekili dava dilekçesinde davacı ...'nın taşınmazları iade edileceği inancıyla davalının ticari işlerinde teminat kullanmak ihtiyacı için devir ettiğini, bu hususta davalının davacı ...'yı ikna ettiği iddia edilmiş ise de dosya kapsamı ve dinlenilen tanık beyanlarına göre davalı tarafça ...'nın satışa ikna edildiği ve davalı tarafın bu konuda davacı ...'yı aldatma hususunun davacı tarafça ispat edilemediği, inançlı işlemin yine yazılı delil veya yazılı delil başlangıcıyla ispat edilemediği, davalının ikrarı bulunmadığı gibi davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığı, inançlı işlemin tanık deliliyle ispatlanmasının da mümkün olmadığı, bu haliyle davacı tarafça hileli olarak inançlı ve muvazaalı işlem yapıldığı iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, Mahkemece netice itibariyle davanın reddine ilişkin karar doğru ise de davacı ...'ın aradan geçen zaman nedeniyle satış hakkında bilgi sahibi olması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin gerekçe itibariyle hatalı olduğu ancak belirtilen yanılgı yeniden yargılamayı gerektirmediğinden gerekçenin düzeltilmek suretiyle davanın reddine dair yeniden karar verilmesi gerektiği belirtilerek davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve gerekçesi düzeltilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davacı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§