Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2024/3494 E. 2026/2463 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/2453 E., 2024/953 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2019/172 E., 2021/262 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 31.03.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Av. ... ile temyiz edilen davalı vekili Av. ... geldiler, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-KARAR-

Dava, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu geçici 7 ve 11. maddelerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı vekili; 2898 (eski 1843) ada 26 (eski 30) parselin davacıya ait olduğunu, taşınmazın 14... tarih ve ... numaralı tapu kaydıyla ... adına kayıtlı olup, 16... (1912) tarihli “Eşhası Hükmiyenin Emvalı Gayrimenkuleye Tasarruflarına Mahsus Kanunu Muvakkat” uyarınca verilen listede bulunmasına, mülga 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun Muvakkat Maddesinin (A) bendi uyarınca verilen beyannamede gösterilmesine ve mülga 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 44. maddesi uyarınca kanuni gereğinin yapılması için davacı vakfın talepte bulunmasına rağmen, dava dışı ... tarafından hak iddia edilmesi gerekçe gösterilerek malik hanesinin açık bırakıldığını, dava dışı ...'ın kök tapu kaydında malik olarak görülen ... mirasçısı olduğu iddiasıyla İstanbul (kapanan) 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1954 yılında dava açtığını, yargılama devam ederken davacı vakfın müdahale talebinde bulunduğunu, 16.9.1971 tarih ve 275 sayılı mahlul kararının dosyaya ibrazıyla taşınmazın davalı ... Vakfı adına tespit ve tescili suretiyle malik hanesinin doldurulmasına karar verildiğini, kadastro çalışmaları sırasında belgelerin tamamı toplanmadan usul ve yasaya aykırı biçimde malik hanesinin açık bırakıldığını, davacının taşınmaza tespit öncesi ve sonrası zilyet olduğunu, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu geçici 7 ve 11. maddeleri gereği Vakıflar Genel Müdürlüğüne müracaat ettiklerini ancak iadeye karar verilmediğini ileri sürerek 28 98... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı vakıf adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili; taşınmazın vakıf kökeninden gelmesi nedeniyle malik hanesinin vakfı adına doldurulmasına karar verildiğini, bu karara istinaden taşınmazın malik hanesinin 11.12.1980 tarihiyle vakfı adına doldurularak tapu senedinin alındığını, imar planı gereğince yapılan şuyulandırmada 28 98... parsel sayılı taşınmazın meydana geldiğini, yapılan idari başvuruların reddedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1936 beyannamesine kayıtlı olması haricinde davacının maliki olduğu iddiasını ispatlayamadığından 5737 sayılı Kanun'un geçici 7 ve 11. maddelerine dayalı davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Vakıflar Kanunu'nun geçici maddelerinin uygulanması için mevcut koşulların davacı vakfın tarafı olduğu kesinleşen yargı kararına göre gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden, kadastro tutanağı bulunamayan dava konusu ... ... sokakta kain 19 kapı nolu 192, 10... miktarlı ev nitelikli eski 18 43... parsel sayılı (05.01.1989 imar ile yeni 28 98... parsel sayılı 1 81... miktarlı ev) taşınmazın kadastroca 16.06.1954 tarihli işlemle malik hanesi boş olarak tescil edilmişken, İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin(Kadastro Mahkemesi sıfatıyla) 18.05.1979 tarihli 1972/385 E., 1979/9 K. sayılı kararı ile 11.12.1980 tarihinde ... Vakfı adına hükmen tescil edildiği, Tapu Müdürlüğü tarafından taşınmazın kadastro tutanağının bulunamadığı, hükmen tescil edildiğinden Kadastro Mahkemesine gönderildiğinin düşünüldüğünün bildirildiği, bahsi geçen dosyanın da bulunamadığı yalnızca gerekçeli kararın dosya arasına alındığı, TKGM tarafından 11.10.2019 tarihli yazı ekinde gönderilen 14 K.sani 12 96... sıra nolu zabıt kaydında taşınmazın nevi ... olduğu, mutasarrıfı ise tebanın Ermeni Milletinden ... (...) ... olduğu, İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Kadastro Mahkemesi sıfatıyla) verdiği karar içeriğinden (asli müdahil) davacı vakıf ile davalı ... arasında görülen davada dava konusu taşınmazın vakıf malı olduğunun cetvelde yer aldığı, 2762 sayılı Kanun'un 44. maddesi gereği vakıf adına tescil talep edildiği, birleştirilen davada aynı şekilde 18 78... parsele ilişkin talepte bulunulduğu, dava konusu taşınmazın deftere dahil olmadığı, vergide de kiliseye aidiyeti hakkında bilgi olmadığı, 1936 beyannamesinde verilen cetvelde yer aldığı belirtilmiş ise de bu hususta işlem yapılmadığı, ayrıca taşınmaz muvazaa beyannamesine dahil edilmediğinden muvazaa iddiasının dinlenebilir olmadığı, 16.09.19 71... nolu mahlul kararı bulunduğu gerekçesiyle ... Vakfı adına tesciline karar verildiği, kararın 08.12.1980 tarihinde kesinleştiği, davacı vakfın 1936 beyannamesinde Eşhası Hükmiyenin Emvalı Gayrimenkuleye Tasarruflarına Mahsus Kanunu Muvakkat uyarınca oluşturulan listeye atıf yapıldığı, bahsi geçen cetvelde ise 21. sırasında “..., ... mah.,... sokak, no:19, Hane” kaydı yer aldığı, davacı Vakıf tarafından dava konusu taşınmaza ilişkin olarak Vakıflar Kanunu geçici 7 ve 11. maddelerine dayalı olarak yapılan başvuruların 23.02.20 11... .12.2013 tarihli kararlar ile reddedildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 3. maddesinde cemaat vakfı, vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince tüzel kişilik kazanmış, mensupları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkiye'deki gayrimüslim cemaatlere ait vakıfları ifade ettiği; vakfiye tanımının da mazbut, mülhak ve cemaat vakıflarının malvarlığını, vakıf şartlarını ve vakfedenin isteklerini içeren belgeleri belirttiği; 1936 beyannamesinin tanımının ise cemaat vakıflarının 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince verdikleri beyannameyi ifade ettiği açıkça düzenlenmiştir. 5737 sayılı Kanun’un 12. maddesinde vakıfların mal edinebilecekleri, malları üzerinde her türlü tasarrufta bulunabilecekleri belirtilmiştir. 12. maddenin gerekçesinde de vakfın devamlılığının sağlanması açısından mülhak, cemaat ve yeni vakıflara başlangıçta özgülenen mal ve hakların değiştirilebilmesi imkanı sağlandığı, vakıfların sonradan edindikleri malları izin almaksızın yönetim organlarının kararıyla değiştirebileceklerine ilişkin hüküm getirildiği belirtilmiştir.

Anılan Kanun'un Geçici 7. maddesinde ise; “ Cemaat vakıflarının;

a) 1936 Beyannamelerinde kayıtlı olup, halen tasarruflarında bulunan nam-ı müstear veya nam-ı mevhumlar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar,

b) 1936 Beyannamesinden sonra cemaat vakıfları tarafından satın alınmış veya cemaat vakıflarına vasiyet edildiği veya bağışlandığı halde, mal edinememe gerekçesiyle halen; Hazine veya Genel Müdürlük ya da vasiyet edenler veya bağışlayanlar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onsekiz ay içinde müracaat edilmesi halinde Meclisin olumlu kararından sonra, ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat vakıfları adına tescilleri yapılır.” hükmü ile yeni düzenlemeler getirilmiştir.

Bundan başka 5737 sayılı Kanun'a 22.8.20 11... sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 17. maddesi ile eklenen Geçici 11. maddesinde ise; “ Cemaat vakıflarının

a) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup malik hanesi açık olan taşınmazları,

b) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup kamulaştırma, satış ve trampa dışındaki nedenlerle Hazine, ..., belediye ve il özel idaresi adına kayıtlı taşınmazları,

c) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup kamu kurumları adına tescilli olan mezarlıkları ve çeşmeleri, tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren oniki ay içinde müracaat edilmesi halinde, Meclisin olumlu kararından sonra, ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat vakıfları adına tescil edilir.

Cemaat vakıfları tarafından satın alınmış veya cemaat vakıflarına vasiyet edildiği veya bağışlandığı halde, mal edinememe gerekçesiyle Hazine veya Genel Müdürlük adına tapuda kayıt edilen taşınmazlardan üçüncü şahıslar adına kayıtlı olanların Maliye Bakanlığınca tespit edilen rayiç değeri Hazine veya Genel Müdürlük tarafından ödenir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.” hükümleri yer almıştır.

Somut olayda ise Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince hüküm kurmaya yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.

Şöyle ki; dava konusu taşınmazın tesciline ilişkin dayanak kayıtlar ve tescil dosyası yeterince araştırılmamış, dosya arasına alınan tek öğretim üyesi bilirkişinin 17.03.2021 tarihli raporunda taşınmazın 1936 beyannamesinde olduğu Vakıflar Kanunu'nun geçici 11/b maddesi gereği vakfına iadesi gerektiği bildirilmiş ancak nasıl tespit edildiğinin denetime elverişli bir şekilde açıklanmadığı, dayanak kayıtta ... Vakfına ilişkin şerh olmasına rağmen bu vakfa ilişkin vakfiye dosya arasına alınarak incelenmemiş, taşınmazın hangi vakfa ait olduğuna ilişkin yeterince araştırma yapılmamıştır.

Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazın özellikle kadastro tutanağı ile dayanak belgelerin ve vakıf adına tesciline ilişkin dosyanın ilgili Mahkeme veya icra dairelerinin kalem ve arşivinde titizlikle aranması, taşınmazın ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle ve dayanak belgeleriyle (üzerindeki şerhleri de gösterir biçimde, kütük sayfaları, tapulama tutanakları, imar uygulamaları, ifraz, tevhit, taksim belgeleri, mahkeme kararı, resmi akitler vb.) birlikte (birbirini takip edecek, denetlenecek ve tamamının okunaklı olmasına dikkat edilecek şekilde) temini, ... Vakfına ilişkin vakfiyenin mercinden getirilmesi, mahallinde vakıflar konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyeti ile tekrar keşif yapılıp getirilecek ... Vakfı’na ilişkin kayıtların değerlendirilmesi ve dava konusu taşınmazın 1936 Beyannamesinde belirtilen taşınmazla aynı olup olmadığının belirlenmesi suretiyle taşınmazın davacı vakfa ait olup olmadığının tereddüte mahâl vermeyecek şekilde tespit edilmesi, toplanan ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

Davacı vekilinin değinilen yönlerden temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§