"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2446 E., 2024/1125 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/125 E., 2021/378 K.
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Davacı vekili; dava konusu 291 parsel sayılı kilise vasfında olup daha sonra camiye çevrilen taşınmazın tamamının vakfa ait olduğunu, kadastro çalışmalarında ... Köy Tüzel Kişiliği adına tespit edildiğini, sonradan davalı ... tarafından istimlak edildiğini, davacı Vakfın ... bölgesinde kilise vasıflı 291 parsel, bahçeli iki kargir okul üç adet öğretmen evi vasıflı 300 parsel, çalılık ve tarla vasıflı eski 306 parsel ile köy odası ve kargir kahvehane vasıflı 332 parselinin bulunduğunu, her dört taşınmazın da Ermeni Cemaatine mensup kişilerin ortak kullanımında olan yerler olduğunu, Cumhuriyetin kuruluşuna kadar ...'da Ermenilerin yoğun olarak yaşadıklarını, o dönemde dini inançlarını ifa etmek amacıyla dava konusu taşınmazı kilise olarak inşa ettiklerini, sonradan iskan edilen köylülerce camiye çevrildiğini, davacı Vakfın 16... (1912) tarihli Eşhası Hükmiyenin Emvali Gayrimenkuleye Tasarruflarına Mahsus Kanunu Muvakkatın yürürlüğe girmesinden sonra, ... bölgesinde bulunan akar niteliğindeki taşınmazları ile ...'da bulunan dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu taşınmazlarını Defter-i Hakani'ye kaydını yaptığını, 1936 yılında verilen beyannamede de gösterildiğini, kadastro çalışmalarında kilise olduğu belirtilmesine rağmen yetersiz incelemeyle ... Köy Tüzel Kişiliği adına tespit edildiğini, hukuken geçerli ve bağlayıcı bir kadastro tespiti olmadığından hak düşürücü sürenin uygulanmayacağını, tespitin hatalı olduğunu, vakıf mallarının zilyetlik yoluyla da edinilemeyeceğini, taşınmazın yolsuz tescil ve/veya 5737 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi ve/veya geçici 11. maddesi kapsamında vakfa iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek tapu kaydının iptaliyle davacı Vakıf adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın vakfa ait olduğunun tespiti ile belirlenecek bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, 5737 sayılı Kanun’un geçici 11. maddesine göre on adet taşınmaz için başvuruda bulunulduğunu, bir adet taşınmaz için talebin yerinde görüldüğünü, sair taleplerin reddedildiğini, dava konusu taşınmaz için talepte bulunulmadığını, taşınmazın 1936 tarihli beyannamede ve 1328 tarihli cetvelde olmadığını, ayrıca 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 5. maddesinin korunması gerekli kültür varlıklarının Devlet malı olduğunu bildirdiğini, tespitin Kadastro Kanunu'nun 16. maddesine de uygun olduğunu, tescilin yolsuz olmadığını, ayrıca kamulaştırma prosedürünün de yasaya uygun olduğunu, kamulaştırma bedelinin ... köyü banka hesabına yatırıldığını ve süreç sonrası tapunun alındığını, taşınmazın halen ibadete açık cami olarak kullanıldığını, İdarenin aynı zamanda iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, hak düşürücü sürenin de dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili; davacı Vakfın aktif dava ehliyeti olmadığını, imar planlarında dini tesis alanında olan taşınmaz üzerinde ... Vakfı Camii ve ... Vakfı Derneği, Şadırvan, Kız Kuran Kursu ve lojman bulunduğunun tespit edildiğini, ezelden beri yöre halkının dini inanışlarına göre ibadethane olarak kullanıldığını, halen bölgede Ermenilerin yaşamadığını, dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, taşınmazın davalı ... İdaresi adına istimlak sonucu kayıtlı olup pasif husumet ehliyeti de olmadığını, hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın davacı Vakıf tarafından verilen 1936 beyannamesinde yer almadığı, ayrıca davacı tarafından satın alındığına, kendisine vasiyet edildiğine veya bağışlandığına ilişkin bir belgenin de bulunmadığı, tapulama tutanağında dava konusu taşınmazın kilise olarak kullanıldığının tespit edildiği ancak davacı Vakfın bu taşınmaz üzerinde hak sahibi olup olmadığı hususuna dair bir belgenin bulunmadığı, ...'da ve ...'da bulunan ... Kiliselerinin iki ayrı kilise olduğu ve her iki kilisenin taşınmazlarının ayrı olduğu, dava konusu taşınmazın ... ahalisine ait olduğu, davacı taraf ile isim benzerliğinin bulunduğu, dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğu tespit edilemediğinden tapu iptali ve tescil talebinin reddine, davacının tespit davası ile istediği hukuki korumayı tapu iptali ve tescil davası yoluyla sağlayabileceği, tapu iptali ve tescil talebi hakkında değerlendirme yapıldığından davacının tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığından mülkiyetinin tespiti isteminin reddine, yine dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğu sonucuna varılamadığından ve davacı açısından maddi tazminat şartları oluşmadığından maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun geçici 7 ve 11. maddesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 31.03.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ... ve davalı İdare vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle davacının bilirkişi hakkında yapılan temyiz itirazlarına ilişkin hükme esas alınan 26.10.2018 kök ve 20.02.2020 tarihli ek bilirkişi raporlarının 3 kişilik heyetten alındığı, itiraz edilen bilirkişi dışında hukuk fakültesi öğretim üyesi bilirkişinin de heyette yer aldığı, dava konusu taşınmazın vakfın 1936 beyannamesinde yer almadığı gözetildiğinde temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalılar vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.