"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/200 E., 2024/111 K.
Asıl ve birleştirilen dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Asıl davada davacı; 14 22... parsel sayılı taşınmazdaki 8 nolu bağımsız bölümün maliki olduğunu, komşu daire sahibi dava dışı ...’ın dairesini davalıya satmak istediğini ancak aynı katta bulunan üç dairenin tapusu tapuda tek daire olarak gösterildiğinden kredi verecek olan bankanın paydaş olarak görünen diğer 1/3 pay maliklerinin ileride şuf’a davası açmaması için yandaki iki daire sahibinden muvafakat alınması için vekalet getirmeleri gerektiğini şart koştuğunu, araya giren dava dışı emlakçının ikna etmesi üzerine 14.05.2007 tarihli vekaletname ile dava dışı ...’yu vekil tayin ettiğini, diğer daire sahibinin taşınmazını satılığa çıkarması nedeniyle tapuya gittiklerinde taşınmazın davalı adına tescil edildiğini öğrendiğini, taşınmazın hata veya karşı tarafın hilesi ile devredilmiş olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa rayiç bedelin tahsiline; birleştirilen davada ise davacı, aynı hukuki nedenlerle 8 nolu bağımsız bölümün 1/3 payı bakımından iptal tescil, olmadığı takdirde bedele karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında asıl ve birleştirilen davada davacıların ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmişlerdir.
Asıl ve birleştirilen davada davalı; taşınmazın tüm paylarını bedeli karşılığında satın aldığını, satış bedelinin bir kısmı için kredi kullandığını, bedelin maliklerin vekillerine ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 21.04.2015 tarihli ve 2011/390 E., 2015/227 K. sayılı kararıyla; iddianın sabit olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalı vekilince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 16.10.2018 tarihli ve 2015/14149 E., 2018/13554 K. sayılı kararıyla; vekaletin hile ile alındığı iddiasının aynı zamanda vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasını da kapsayacağı, bu hususun gerek Yargıtay uygulamalarında ve gerekse doktrinde benimsendiği, eldeki davada, dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçiminden vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayanıldığı, Mahkemece, davanın yanılma (hata) hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığı belirtilerek vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebi yönünden araştırma ve inceleme yapılması, toplanacak delillerin toplanan delillerle birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi için karar bozulmuş; asıl davada davacının karar düzeltme istemi Dairemizce reddedilmiş; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin 24.11.2020 tarihli ve 2019/142 E., 2020/254 K. sayılı kararıyla; davalının vekil edenler ve vekil arasındaki iç ilişkinin dışında kalıp vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmediği, vekil ile vekalet veren arasındaki iç sorunun da davalının kazandığı haklara etkili olamayacağı ve yapılan işlemin iptali istenemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 20.04.2021 tarihli ve 2021/1095 E., 2021/2403 K. sayılı kararıyla; somut olayda, dinlenen davacı tanıklarının davacıların maliki olduğu dava konusu taşınmazdaki paylarını temlik iradelerinin bulunmadığını beyan ettikleri, davalının ise taşınmazı 232.000,00 TL bedelle satın aldığını savunduğu, ancak davacıların payına düşen bedeli ne şekilde ödediğine dair somut bir belge sunmadığı, bu durumda davacıların vekil aracılığıyla zararlandırıldıkları, davalının da vekil ile el ve işbirliği içerisinde hareket ettiği, vekaletnamelerde satış yetkisi bulunmasının satışın iradi olduğu sonucuna varılması için yeterli olmadığı, hâl böyle olunca, asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuş; asıl ve birleştirilen davada davalı vekilinin karar düzeltme istemi Dairemizce reddedilmiş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 30.12.2021 tarihli ve 2021/289 E., 2021/333 K. sayılı kararıyla; bozma kararında belirtilen gerekçe benimsenmek suretiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş; kararın süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.01.2023 tarihli ve 2022/7003 E., 2023/276 K. sayılı kararıyla; hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak dava değerinin keşif yapılarak usulünce belirlenmesi, bundan sonra peşin harç tamamlandığı takdirde kararda, dava değeri olan asıl ve birleştirilen davada dava konusu 1/3'er payların değeri üzerinden vekalet ücretine ve sair yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle harca, yargılama giderlerinden olan vekalet ücretine ve denetime elverişli olmayacak şekilde diğer yargılama giderlerine de hükmedilmiş olmasının hatalı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava değeri keşfen saptanmak suretiyle bozma kararında yer alan gerekçe ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 31.03.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, duruşma günü tebliğine rağmen gelen olmadı, incelemenin dosya üzerinden yapılmasına, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, özellikle asıl davanın yalnızca ...'a karşı açılmasına rağmen hakkında dava açılmayan ...'ın karar başlığında asıl davada davalı olarak gösterilmesi doğru değil ise de bu hususun mahallinde düzeltilebilir bir hata olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı 1.065,32'şer TL bakiye onama harçlarının temyiz eden davalıdan alınmasına, Temyiz edilen davacı vekili duruşmaya katılmadığından duruşma vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
Dosyanın İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.