Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2024/2368 E. 2026/2376 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/538 E., 2023/687 K.

Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Kadastro sonucunda; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 64... parsel sayılı 59.500 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, miras yoluyla gelen hak, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit ve tescil edildikten sonra 2006 yılında yapılan kamulaştırma neticesinde taşınmaz ifraz olarak dava konusu 1 64... parsel numarası ve 59.412,48 metrekare yüz ölçümü ile davalı ... adına tescil edilmiş, bilahare Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/297 Esas, 2010/317 Karar sayılı dava dosyası ile Hazinenin davalı ... aleyhine açtığı tapu iptali ve tescil davası sonucu, hükmen Hazine adına tesciline karar verilmiştir.

Davacı ... ve arkadaşları; tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile muris ...'ın tüm mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmışlardır.

Davalı; Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/297 Esas, 2010/317 Karar sayılı dosyasının taraflarının ve dava konusunun aynı olduğunu, ilgili Mahkemece verilmiş kararın da kesinleşmiş olduğunu, dolayısıyla davada kesin hüküm bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin 06.02.2013 tarih ve 2012/567 Esas, 2013/53 Karar sayılı kararıyla; davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; Mahkemece kesin hüküm olduğu kabul edilen Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/297 Esas, 2010/317 Karar sayılı ilamı ile Hazinenin, edinme koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek tespit maliki ... aleyhine açtığı davanın, taşınmazın doğal ve arkeolojik sit alanı içinde bulunduğu ve zilyetlikle iktisap edilemeyeceği gerekçesiyle kabulüne ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiği, temyize konu dava dosyasında ise davacı yanın tapu kaydına dayandığı, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunmasına Dair Kanunu'nun 11. maddesinde 30.05.2007 tarih ve 5663 sayılı Yasa'nın 1. maddesi ile yapılan değişikliğe göre kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazların zilyetlik yolu ile iktisap edilemeyeceğinin öngörüldüğü, bu Kanun kapsamında tapulu taşınmazlar yönünden önleyici bir hüküm bulunmadığı, taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalması halinde kayda değer verileceği, eldeki dava ile yukarıda anılan ilama konu davaların tarafları ve konusu aynı olmakla beraber dava sebeplerinin farklı olduğu, eldeki davada tapu kaydının kapsamının belirlenmesinin zorunlu olması nedeniyle Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/297 Esas, 2010/317 Karar sayılı ilamının davacı yan aleyhine kesin hüküm teşkil etmeyeceği açıklanarak karar bozulmuş, davalı Hazine vekilinin karar düzeltme istemi reddedilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; Mahkemenin 09.10.2018 tarih ve 2015/1152 Esas, 2018/896 Karar sayılı kararıyla; davacının dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmazın belirli bölümlerine uyduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 1 64... parsel sayılı taşınmazın içerisinde bulunan, teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.862,43 metrekare, (B) harfi ile gösterilen 7.037,38 metrekare, (C) harfi ile gösterilen 6.384,40 metrekare ve (D) harfi ile gösterilen 4.599,15 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz bölümlerinin tapu kaydının iptali ile taşınmazdan ifrazı ve ayrı parsel numaraları ile davacılar adına eşit hisselerle tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; eksik araştırma ile karar verildiği açıklanarak dava konusu taşınmazla ilgili tapu kayıt uygulaması yapılması gereğine değinilerek karar bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davada kesin hüküm bulunmadığı, jeodezi raporunda; "taşınmazın 1966 yılına ait görüntüsünde dava konusu parselin tamamında imar ve ihya çalışmalarının tamamlandığı, komşusu olan tarla vasıflı tüm parseller ile uyumluluk gösterdiği ve tarımsal faaliyetin bu yıllarda yapıldığı, yine 1972 yılındaki görüntülerde de imar ve ihya çalışmalarının tamamlandığı, komşusu olan tarla vasıflı tüm parseller ile uyumluluk gösterdiği ve tarımsal faaliyetin bu yıllarda yapıldığı, son olarak 1986 yılındaki görüntüsünde de imar ve ihya çalışmalarının tamamlandığı, komşusu olan tarla vasıflı tüm parseller ile uyumluluk gösterdiği ve tarımsal faaliyetin bu yıllarda yapıldığı bildirilmiş, inşaat mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişilerce düzenlenen raporda ise fen bilirkişisi raporunda (A), (B), (C), (D), (E1), (F) ve (G) harfleriyle gösterilen taşınmazların halihazır durumu, günümüze kadar zirai yönden kültüre alınmış olması, mevcut bitki örtüsü, morfoloji ve topoğrafik özelliği, fiziki yapısı, toprak yapısı, toprak tekstür ve strüktürü, bitkisel toprak derinliği (90-120 cm), taşlılık durumu, eğimi (%2-4) gibi kriterler göz önüne alındığında, tarımsal üretime müsait olduğu, sınırlar itibari ile ayırt edici olduğu, özel mülk sıfatıyla korunup kollandığı, kuzey ve batı yönünde bulunan tarla vasıflı komşu taşınmazlar ile aynı lokasyonda bulunan tarım arazisi vasıflı taşınmazlarla toprak yapısı, fiziki durumu ve mevcut bitki örtüsü itibariyle benzer özellik gösterdiği, imar ve ihya çalışmalarının tamamlandığı, keşif tarihi itibariyle ve yaklaşık son 40 yıldır toprak işleme yapıldığı ve tarımsal üretimde kullanıldığı, bu anlamda bahsi geçen alanların 1.sınıf sulu mutlak tarım arazisi vasıflarında olduğunun bildirildiği, davaya konu 1 64... parsel sayılı taşınmazın 1966 yılından bu yana arımsal faaliyet yapılmak suretiyle kullanılan yerlerden olduğu, davacının davasına dayanak teşkil eden tapu kaydının hudutlarıyla birlikte zemine uygulandığı, buna göre dosya içerisindeki tapu kayıtlarının kapsadığı Cilt 1 07... sıra 63 numaralı tapu kaydı uygulandığında ekteki krokide (A) harfi ile gösterilen 2875.455 m² alanı kapsamakta olup bu yerin ½ hissesinin ... ... adına kayıtlı olduğu, ayrıca (A) harfi ile gösterilen kısım içerisindeki Değirmenin taban alanının 160.72 m² gelmekte olduğu, cilt 1 06... sıra 25 numaralı tapu kaydı uygulandığında krokide (B) harfi ile gösterilen 7067.909 m² alanı kapsamakta olup bu yerin tamamının ... ... adına kayıtlı olduğu, Cilt 1 06... sıra 26 numaralı tapu kaydı uygulandığında krokide (C) harfi ile gösterilen 6384.452 m² alanı kapsamakta olduğu, bu yerin tamamının ... ... adına kayıtlı olduğu, cilt 1 06... sıra 27 numaralı tapu kaydı uygulandığında krokide (D) harfi ile gösterilen 4599.119 m² alanı kapsamakta olup bu yerin tamamının ... ... adına kayıtlı olduğu, dosya içerisindeki 1953 tarihli noter senedinin kapsadığı alanın ise Krokide (E1) ifadesi ile gösterilen alan olmakla birlikte yeni yüz ölçümünün 9597.292 m² olduğu, keşif esnasında davacının ve mahalli bilirkişilerin davacıya ait olmadığını beyan ettikleri yerin ise krokide (E2) ifadesi ile gösterildiği, gösterilen kısmın ise yine davacı ve mahalli bilirkişilerce ... ...'a ait yer olduğunun beyan edildiği, alanın yüz ölçümünün 7651.527m² olduğu, dosya içerisinde yer alan bozma öncesi düzenlenen krokideki alan ve koordinat hesabı ile şimdiki alan ve koordinatlar arasındaki farkların davacı ve mahalli bilirkişilerin yer göstermeleri ve yapılan ölçümlerden kaynaklı olduğu, bilirkişilerce söz konusu farkların tecviz sınırları içerisinde kaldığı mütalâ edildiği, krokide (E1) ibaresi ile gösterilen kısmın dosya içerisindeki noter senedine göre alındığı beyan edilen yer olup bozma öncesi raporda bundan bahsedilmediği, kroide (F), (G) ve (E) harfi ile gösterilen kısımların ise ... ve ... ve ...'den alınan, zilyetlik ile iktisap edilen yerler olduğu, davacı tarafça toplam 59.328,13 m²'lik alanın tescili talep edildiğinden davanın toplam 37.956,28 m²'sinin tescili suretiyle kısmen kabulüne karar verildiği açıklanarak davanın kısmen kabulüne, 1 64... nolu parselde kayıtlı taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptaline, 01.08.2022 tarihli fen raporunun kararın eki sayılmasına, fen raporunda (A) harfi ile gösterilen 2875,4 55... 'lik kısım, (B) harfi ile gösterilen 7067,9 09... lik kısım, (C) harfi ile gösterilen 6384,4 52... 'lik kısım, (D) harfi ile gösterilen 4599,1 19... 'lik kısım, (E1) kodu ile gösterilen 9597,2 92... 'lik kısım, (F) harfi ile gösterilen 3075,6 70... 'lik kısım ile (G) harfi ile gösterilen 4356,4 12... 'lik kısımların ayrı ayrı ifrazı ile aynı adada son parselden sonra numaralandırılmak suretiyle, Sivas 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.03.2023 tarih, 2023/314 Esas ve 2023/337 Karar sayılı ilamında belirtilen miras payları oranında kök muris ... ... mirasçıları adlarına tapuya tesciline, kalan payın davalı Hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.

Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; bozmaya uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, davacı tarafın dayanak tapu kaydı mahallinde usulünce uygulanarak kapsamı kesin olarak belirlenmemiş, dayanak Şubat 19 71... , 26... sıra numaralı tapu kayıtlarının nısıf hisseli oldukları göz ardı edilmiş, usuli kazanılmış hakka ve kesin hükme aykırılık oluşturacak şekilde davacı adına fazla yer verilmiş, dayanak tapu kayıtları tüm geldi – gitti ve intikalleri ile getirtilmemiş, denetime elverişli olmayan fen bilirkişisi raporu ile yetinilmiş, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulmuştur.

Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için önceki bozma ilamında işaret edildiği üzere Mahkemece öncelikle, davacının dayandığı tapu kaydı tesisinden itibaren tüm dayanakları ve varsa haritası ile birlikte dosya arasına getirtilmeli, ardından mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşifte davacının dayandığı tapu kaydının varsa haritası yöntemince uygulanıp kapsamı 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 20/A maddesi gereğince haritasına göre belirlenmeli; tapu kaydının haritasının olmaması yahut uygulama kabiliyetinin bulunmaması halinde, kaydın sınırlarına itibar edilmeli, bu amaçla dayanak tapu kaydı ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle okunup, kayıtta yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde göstertilmeli, çekişmeli taşınmaza komşu taşınmazların kadastro tutanakları varsa dayanakları kayıt ve belgeler de getirtilerek dava konusu yeri ne şekilde sınır gösterdiği üzerinde durulmalı; yerel bilirkişilerin zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye harita üzerinde işaretlettirilmeli; kayıtta yazılı olup yerel bilirkişiler tarafından zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için davacıya tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve bu suretle kaydın kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli; ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, tapu kayıtlarının ihdası, intikali, intikal sırasında hudutlarında ve miktarında değişiklik varsa bu değişikliğin nedeni, hudutların arz ettikleri özellikler hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı, Tapu kaydının revizyon gördüğü parseller varsa, bunlardan hükmen kesinleşenlerin dava dosyalarındaki kayıt uygulaması, tapu kaydına kapsam tayin edilirken göz önünde bulundurulmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların, tapu kayıtlarının uygulanması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanlarının zemine uygunluğu, komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli; fen bilirkişisinden, uygulanan tapu kaydının haritası ve ölçeğini kadastro paftasının ölçeği ile eşitleyerek zemine uygulanmak suretiyle kaydın kapsamını belirlemesi ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlenmesi istenmeli; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve usuli kazanılmış haklar ve taraflar arasında önceden görülen Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/297 Esas, 2010/317 Karar sayılı dosyası gözönünde bulundurularak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.

Mahkemece, açıklanan hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.

Davalı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

§