Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2024/2097 E. 2026/2474 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2161 E., 2023/2333 K..

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2013/67 E., 2021/548 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı dahili davalı ... vekili, davacılar ve tereke temsilcisi vekili, asli müdahiller vekilleri (asli müdahiller ... ... vd. yönünden adli yardım istekli) ve davalı ... vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; duruşma günü olarak saptanan 31.03.2026 Salı günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden tereke temsilcisi ... vekili Av. ... ile temyiz eden davalı ... vekili Av. ... ... ve dahili davalı ... vekili Av. ... ve asli müdahiller ... ... vd. vekili Av. ... ile temyiz edilen asli müdahil ... mirasçısı ... vekili Av. ... ve davalı ... vd. vekili ... ... ve dahili davalı ... ... mirasçısı ... ve davalılar ... vd. vekili Av. ... ve davalı ... Bölge vekili Av. ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra gelen asil ve vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, asli müdahiller ... ... ve devamının adli yardım isteğinin kabulüne karar verildi, bilahare dosya incelenerek gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkindir.

Davacılar; ... ili, ... ilçesi, ... köyünde yer alan dava konusu kök 632 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda 07.03.1961 tarihinde ölü ... (... kızı) mirasçıları adına tespit ve tescil edildiğini, Kadıköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/806 Esas, 2007/1371 Karar sayılı veraset ilamından anlaşılacağı üzere başka mirasçılarla birlikte tespit maliki ... kızı ...’nin mirasçılarından olduklarını, 07.11.1991 tarihinde, dava dışı ... ... isimli bir kişinin Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/229 Esas, 1973/146 Karar sayılı ve Kartal 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1991/151 Esas, 1991/216 Karar sayılı veraset ilamlarına dayanarak taşınmazın miras yoluyla kendi adına intikalini sağladığını, ancak bu kişinin ... kızı ...’nin mirasçısı olmadığını, intikalin yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, adı geçenin taşınmazı aynı gün satış yoluyla devrettiğini, daha sonra taşınmazın birden çok kez el değiştirdiğini, en son ... tarafından devralındığını, onun ölümüyle de mirasçıları olan davalılara intikal ettiğini, taşınmazın tevhit - ifraz ve taksim işlemleri neticesinde 72 28... ve 11 parseller ile 72 29... ve 72 30... parsel olarak tescil edildiğini ileri sürerek tapunun iptali ile taşınmazın ... kızı ... mirasçıları adına tesciline, mümkün olmazsa tazminata karar verilmesini istemişlerdir. Yargılama sırasında İstanbul Anadolu 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.11.2013 tarihli ve 2012/541 Esas, 2013/653 Karar sayılı kararı ile ... kızı ...'nin terekesine davacılardan ... temsilci olarak atanmış, dava tereke temsilcisi tarafından takip edilmiştir.

Asli Müdahiller; muris ...'nin mirasçısı olduklarını, bu nedenle dava konusu taşınmazda haklarının bulunduğunu ileri sürerek davaya müdahale talebinde bulunmuşlardır.

Davalı ... vekili; Devletin kusursuz sorumluluğu bulunsa da somut olayda illiyet bağının gerçekleşmediğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1007. maddesinde yer alan şartların gerçekleşmediğini, bu nedenle Hazine hakkındaki tazminat talebinin hukuka aykırı olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.

Diğer davalılar; kesin hüküm itirazında bulunmuşlar, harcın eksik yatırıldığını, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığını, murisleri ...'in iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu belirtip davanın reddini savunmuşlardır.

Dahili davalılar; iyiniyetli 3. kişi konumunda olduklarını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yolsuz tescil iddiasının sabit olduğu ancak son kayıt maliklerinin iyiniyetli olduklarının kabulü gerektiği anlaşıldığından davacılar ve asli müdahillerin tapu iptali ve tescil taleplerinin reddine, terditli tazminat taleplerinin ise aynı gün taşınmazın intikal ve devir işlemlerini gerçekleştiren dahili davalılar ... ..., ... ve ... yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden kötü niyetli oldukları ispat edilemediğinden reddine karar verilmiş, davalı ... yönünden ise her ne kadar Hazinenin kusursuz sorumluluğu söz konusu ise de somut olayda, devir işlemleri ile intikal işleminin Mahkemece verilen veraset ilamına dayalı olarak yapıldığından ilk tapu kayıtlarının hatalı tutulduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesi ile dava reddedilmiş; karara karşı süresi içinde asli müdahiller, dahili davalılar ve taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu kök 632 parsel sayılı taşınmaz maliki muris ... kızı ...'ye ait intikale esas veraset ilamı iptal edildiğine göre hatalı veraset ilamına göre ... ... adına yapılan tescilin yolsuz olduğu, intikal işleminin yapıldığı gün taşınmazı ... ...'dan satış yoluyla temlik alan ... ve ...'nun iktisaplarının iyiniyetli olmadığı, dolayısıyla TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacakları, ancak davacıların dava dilekçesinde, tapu kayıt maliki olarak görünen kişiler (... mirasçıları) ile Hazineyi davalı olarak gösterdikleri, ara maliklerin yargılama sırasında davaya dahil edildikleri, ne var ki zorunlu dava arkadaşlığı hariç bir kimseye dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilmesi olanağı bulunmadığı gibi, davada taraf olmayan kimse veya kişi hakkında hüküm kurulamayacağı nazara alındığında, usule aykırı şekilde ve re’sen davaya dahil edilen ara malikler bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken aleyhlerine tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı, öte yandan son kayıt maliki olan ...'in taşınmazı ediniminin iyiniyetli olduğu, bunun aksinin davacı tarafça ispatlanamadığı, ... mirasçıları olan davalılar yönünden davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi olayın oluş şekli ve içeriğinden davacıların zararı ile tapuda yapılan işlem arasında uygun illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı Hazinenin de tazminattan sorumlu tutulması gerektiği, hükmedilen tazminattan davalı Hazinenin sorumlu tutulmasında da bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçeleriyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, diğerlerinin istinaf başvurularının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; dahili davalılar hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalılar hakkındaki asıl ve terditli taleplerin reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu kök 632 parsel sayılı taşınmaz (457 50... , tarla) 07.03.1961 tarihli tapulama işlemi ile "... kızı ... mirasçıları" adına kayıtlı iken Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.03.1973 tarihli ve 1973/229 Esas, 1973/146 Karar sayılı, Kartal 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.03.1991 tarihli ve 1991/151 Esas, 1991/216 Karar sayılı veraset ilamları ve ... İhtiyar Kurulundan verilen 06.11.1991 tarihli ilmuhaber ve iki tanık ile taşınmazın tamamının 07.11.1991 tarihli, 8667 yevmiye numaralı işlemle dava dışı ... ... adına intikalen tescil edildiği, aynı tarih ve yevmiye numarası ile ... ... vekili dava dışı ... ... aracılığıyla dava dışı ...'a satış yoluyla temlik edildiği, ...'in de taşınmazı aynı tarihte 8674 yevmiye numaralı satış işlemi ile dava dışı ...'na temlik ettiği, dava dışı ... ..., ... ..., ... ... ve ...'ın Tapu Müdürlüğüne ibraz ettikleri 21.11.1991 tarihli dilekçeler ile; dilekçe ekinde yer alan Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.11.1974 tarihli ve 1973/315 Esas, 1974/695 Karar sayılı veraset ilamına göre murisleri ... kızı ...'nin taşınmazın asıl maliki olduğunu ileri sürdükleri, adı geçenler tarafından açılan dava neticesinde Pendik 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.12.1991 tarih ve 1991/468 sayılı yazısına istinaden taşınmaz üzerine 12.12.1991 tarih ve 9777 yevmiye numarası ile ihtiyati tedbir şerhi tesis edildiği, 19.11.1974 tarihli veraset ilamında adı geçen mirasçılardan ...'ın 07.11.1991 tarihli, 8667 yevmiye numaralı intikal ve satış işleminde tanıklık yaptığının anlaşıldığı, Pendik 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/468 Esas sayılı dosyasında davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, ... ... vd. tarafından anılan kararın tebellüğ edildiği ve 16.11.1992 tarihli dilekçeleri ile tapu kaydında yer alan ihtiyati tedbir şerhinin terkininin talep edildiği, taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbir şerhinin 01.12.1992 tarihli ve 1784 yevmiye numaralı işlemle kaldırıldığı, taşınmazın, şerhin terkininden sonra 1786 yevmiye numaralı satış işlemi ile dava dışı ...'ya temlik edildiği, ...'in taşınmazı 09.04.1997 tarihinde dava dışı ...'na, ...'in de 18.01.2000 tarihinde ...'e devrettiği, ...'nın ölümü üzerine 25.10.2007 tarihinde taşınmazın mirasçıları olan davalılar ..., ..., ... ve ...'e intikal ettiği; eldeki davacılar ve arkadaşları tarafından 30.12.1991 tarihinde, adına intikal işlemi yapılan ... ... vd. aleyhine açılan tespit davasında Pendik 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.09.1994 tarihli ve 1991/666 Esas, 1994/518 Karar sayılı kararı ile; eldeki davaya konu 632 parsel sayılı taşınmaz ile dava dışı 15 parça taşınmazın tespit maliki "... kızı ..."nin gerçek mirasçılarının Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.11.1974 tarihli ve 1973/315 Esas, 1974/695 Karar sayılı veraset ilamında yazılı mirasçılar olduklarının, taşınmazın intikaline esas veraset ilamlarında geçen kişilerin taşınmazlarla ilgilerinin bulunmadığının tespitine karar verildiği, kararın temyiz yoluna başvurulmadan 14.11.1994 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve özellikle Bölge Adliye Mahkemesince de belirtildiği üzere dava dışı ara maliklere dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilemeyeceği anlaşıldığına göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Ancak, hemen belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297. maddesinde hükmün kapsamının hangi hususları içereceği düzenlenmiş olup aynı maddenin (c) fıkrasında ''Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerini'' içermesi gerektiği belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 298/2. maddesinde ise ''Gerekçeli karar, tefhim olunan hüküm sonucuna aykırı olamaz.'' düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan bu düzenleme ile, hüküm sonucu ile gerekçe arasında farklılık yaratılamayacağı kuralı kabul edilmiştir.

Bilindiği üzere, Mahkeme kararları gerekçesi ve hüküm fıkrası ile bir bütün olup gerekçe ile hüküm sonucu arasında açık bir çelişkinin bulunmaması asıldır. Gerekçede gösterilen nedenlerle hüküm kısmı birbirine uymuyorsa bu çelişki yaratır. Kararların farklı ve çelişkili olması mahkemelere olan güven ilkesini zedeler.

Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, davalı ... yönünden, her ne kadar Hazinenin kusursuz sorumluluğu söz konusu ise de devir işlemleri ile intikal işlemi Mahkemece verilen veraset ilamına dayalı olarak yapıldığından ilk tapu kayıtlarının hatalı tutulduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesi ile dava reddedilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince kararın gerekçesinde, olayın oluş şekli ve içeriğinden davacıların zararı ile tapuda yapılan işlem arasında uygun illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı Hazinenin de tazminattan sorumlu tutulması gerektiği, bu nedenle hükmedilen tazminattan davalı Hazinenin de sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilmesine rağmen hüküm fıkrasında, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda kararın anılan yasal düzenlemeler ve hükümlere uygun olmadığı, bir başka ifade ile davalı ... bakımından Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunmakta olduğu açıkça görülmektedir.

Açıklanan sebeplerle; tarafların sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine, temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı ... vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz edenlere iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden tereke temsilcisi vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalı Hazineden alınmasına, temyiz eden davalı ... vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davacılardan alınmasına, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§