"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU KAYDINDA DÜZELTİM
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...' nın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-K A R A R-
Dava, tapu kaydının düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 658 parsel sayılı taşınmazda dava dışı ... adına kayıtlı bir kısım payın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/318 Esas, 1997/359 Karar sayılı kararı uyarınca dava dışı ...Değerler Ticaret A.Ş adına hükmen tescil edildiği, oysa mahkeme ilamının çekişmeli 658 sayılı parseli kapsamadığı, yapılan tescil işleminin yolsuz olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, mahkeme kararının hatalı olarak sicile yansıtıldığını ileri sürerek Türk Medeni Kanununun 1025 ve 1007. maddesine dayanarak eldeki davayı açmıştır. Her ne kadar tapu iptal ve tescil isteme hakkı kayıt maliki veya onun mirasçılarına ait ise de Hazinenin Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi gereğince tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan sorumlu olduğu, eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu da kuşkusuzdur.
Bilindiği üzere,Tapu Sicil Tüzüğünün 74. maddesinde belgelere aykırı tescil ve yazımın düzeltilebilmesi için ilgililerin yazılı olurlarının alınması gerektiğine değinildikten sonra belgeye aykırı yazımın veya tescilin düzeltilmesine ilgililerden birisinin yazılı olurunun bulunmaması halinde, 26.09.2011 tarih ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre işlem yapılır. Hazinece Türk Medeni Kanununun 1007. maddesinde öngörülen sorumluluk nedeniyle açılan iptal davalarında Hazine yönünden aktif dava ehliyetinin bulunduğu Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarında kabul edilmekte ise de, Tapu Müdürlüğü yönünden değinilen maddede öngörülen koşullar dışında dava açma hakkı bulunmamaktadır.
Nitekim, somut olayda Tapu Müdürlüğü yukarıda değinilen tüzük hükümlerini gözeterek taraflara yazılı tebligatta bulunmuş, ancak tarafların yazılı muvafakatı sağlanamamış, bir sonuç alınamamıştır. O halde davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı yönündeki gerekçe yerinde değildir.
Hal böyle olunca, Tapu Müdürlüğü’nün aktif dava ehliyetinin bulunduğu gözetilerek işin esasına girilip, sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.