"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, mirasbırakan babası ...’ın dava konusu ... parsel sayılı taşınmazını ... 1. Noterliğinin 11.01.1988 tarihli vasiyetnamesi ile kendisine ve davalı ...’ye vasiyet ettiğini zannettiğini, taşınmazla alakalı işlemleri yapmak üzere tapu müdürlüğüne gittiğinde taşınmazın mirasbırakan tarafından davalı kızı Kadriye’ye satış suretiyle temlik edildiğini öğrendiğini, davalı ...’nin de sonrasında taşınmazı teyzesinin kocası olan diğer davalı ...’ye devrettiğini, tüm işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile 1/2 pay oranında adına tescilini, olmazsa bedele karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını ayrıca mirasbırakan babasına ölene dek baktığını, muvazanın söz konusu olmadığını; diğer davalı ..., iyiniyetli olduğunu, taşınmazı satış bedelinin bir kısmını banka aracılığında bir kısımını da elden ödediğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/266 E., 2012/20 K. sayılı dosyasının eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla, duruşma isteği değer yönünden reddedilip, Tetkik Hakimi ...’ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Kesin hükme esas alınan ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/266 Esas sayılı davası aynı taşınmaz bakımından mirasçı dava dışı ... tarafından davalı ... aleyhine açılmış, mahkemece temlikin gerçek satış olduğu gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar Dairece onanarak kesinleşmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 303.maddesinde:
“ (1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
(2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder.
(3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir.
(4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır.
(5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir.” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, kesin hüküm oluşturduğu kabul edilen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/266 Esas sayılı dava dosyası ile eldeki davanın tarafları aynı olmadığından kesin hükümden söz etme olanağı yoktur.
Ancak, 2009/266 Esas sayılı karar, temlikin muvazaalı olmadığı, gerçek satış olduğu yönünde güçlü delil teşkil eder. Davanın reddedilmiş olması, bu gerekçe ve sonucu itibariyle doğrudur. Davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 15.20. TL
bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 25.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.