Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Ceza Dairesi

Dosya2026/841 E. 2026/2541 K.

"İçtihat Metni"

K A N U N Y A R A R I N A

B O Z M A

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2024/135 E., 2024/280 K.

SUÇ : Kasten yaralama

İNCELEME KONUSU

KARAR : Mahkûmiyet

KANUN YARARINA BOZMA

YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Menemen 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.05.2024 tarihli ve 2024/135 Esas, 2024/280 Karar sayılı kararı ile hükümlüler hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/2, 62. maddeleri gereğince 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hükümlü ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53... . maddeleri gereğince hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, hükümlü ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesi gereğince hak yoksunluklarına, aynı Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesine, bir yıl denetim süresi belirlenmesine ilişkin hükümlerin, istinaf edilmeksizin 28.05.2024 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştikleri belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 25.12.2025 tarihli ve 2024/35862 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.01.2026 tarihli ve KYB - 2026/1186 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.01.2026 tarihli ve KYB - 2026/1186 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"Karar tarihi itibarıyla, yürürlükte olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 193/2. maddesinde yer alan 'Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.' şeklindeki ve anılan Kanun'un 195/1. maddesinde yer alan 'Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.' şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların mahkûmiyetine konu suçtan dolayı savunmaları alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeden, savunma hakları kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1. Sanık hazır olmaksızın duruşma yapılamayacağı kuralını düzenleyen 5271 sayılı Kanun'un “Sanığın duruşmada hazır bulunmaması” başlıklı 193/1. maddesi; “Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.” hükmünü amirdir. Bu kuralın istisnaları da aynı maddenin ikinci fıkrasında; "(Değişik: 28/3/2023-7445/20 md.) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir."

194/2. maddesinde; “Sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir.”,

195/1. maddesinde; “Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.”,

200/1. maddesinde; “Sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, mahkeme, sorgu ve dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundan çıkarılmasına karar verebilir.”,

204/1. maddesinde; “Davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında sanık, duruşma salonundan çıkarılır. Mahkeme, sanığın duruşmada hazır bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu görmezse, oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Ancak, sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister. Oturuma yeniden alınmasına karar verilen sanığa, yokluğunda yapılan işlemler açıklanır.”,

252/2. maddesinde; "İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223. madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır..." şeklinde gösterilmiştir.

2. Sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi, sanık üzerinde bir yükümlülükle birlikte hak olup bu hak adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Tarafı olduğumuz ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 90. maddesinin son fıkrasına göre onaylamakla iç hukuk mevzuatına dâhil edilen Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi'nin (AİHS) “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6/3-c maddesinde, sanığın en azından kendi kendini savunma hakkı bulunduğu belirtilmekle, mahkeme huzurunda doğrudan savunmasını yapabilmesi için duruşmada hazır bulunma hakkının varlığı da zımnen kabul edilmiştir.

3. Bu kapsamda dava dosyasının değerlendirilmesinde; (1) numaralı paragrafta gösterilen istisnai durumlar oluşmadığı hâlde kovuşturma aşamasında hükümlülerin 5271 sayılı Kanun'un 147. maddesi gereği hakları hatırlatılıp savunmaları alınmadan haklarında mahkûmiyet kararı verilmesi suretiyle AİHS'in "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesine ve 5271 sayılı Kanun'un 193. maddesine aykırı davranılarak savunma haklarının kısıtlanması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Hükümlüler hakkında kasten yaralama suçundan verilen Menemen 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.05.2024 tarihli ve 2024/135 Esas, 2024/280 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.04.2026 tarihinde karar verildi.

§