Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Ceza Dairesi

Dosya2026/602 E. 2026/3102 K.

"İçtihat Metni"

B O Z M A Ü Z E R İ N E

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/2332 E., 2025/3098 K.

SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama

HÜKÜM : Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 18.05.2023 tarihli ve 2022/10277 Esas, 2023/3310 Karar sayılı bozma ilâmı sonrası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 17.09.2025 tarihli ve 2023/2332 Esas, 2025/3098 Karar sayılı kararı ile Dairemiz bozma ilâmına 5271 sayılı Kanun'un 307/4. maddesi uyarınca direnilmesine karar verilmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesinin son uygulamasının, ilk hükümden farklı olduğu ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 31.10.2017 tarihli ve 2017/1-290 Esas, 2017/443 Karar sayılı kararında ayrıntıları izah edildiği üzere ilk hükümde yer almayan yeni ve değişik gerekçeye dayandığı anlaşılmakla, inceleme konusu kararın direnme kararı niteliğinde olmayıp eylemli direnme (uyma) ve dolayısıyla "yeni hüküm" niteliğinde olduğu yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 04.11.2020 tarihli ve 2018/1347 Esas, 2020/2458 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280/1. maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla sanık hakkında katılana karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86/1, 86/3-(e), 87/1-(d)-son, 29/1, 62/1, 53/1 ve 58/6-7 maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin kararının katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 18.05.2023 tarihli ve 2022/10277 Esas, 2023/3310 Karar sayılı kararı ile sanığın eylemine uyan suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olduğu ve haksız tahrik koşullarının oluşmadığından bahisle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304/2-(b) maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 17.09.2025 tarihli ve 2023/2332 Esas, 2025/3098 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-(e), 87/1-(d)-son, 62/1, 53/1 ve 58/6-7 maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1. Cumhuriyet savcısının temyizi istemi özetle; suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olduğuna ilişkindir.

2. Katılan vekilinin temyiz istemi özetle; suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olduğuna, üst sınırdan ceza belirlenmesi gerektiğine ilişkindir.

3. Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; meşru savunma nedeniyle beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanığın cezasında haksız tahrik indirimi yapılması gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE

Katılanın yeğeni tanık ... ve bir kısım tanıklar ile sanık arasında yol verme mevzusundan tartışma çıktığı, daha sonra tanık ...'ın aracını sanığın kullandığı aracın önüne kırdığı ve tarafların araçlarını durdurdukları, araçlarından inen taraflar arasında başlayan tartışma sırasında kahvehane önünde oturan katılanın tarafların yanına gittiği, burada tanıklar ..., ... ve ...'in, sanık ile tartıştıkları sırada katılanın, sanığa "Yeğenim gel konuşalım" dediği, bunun üzerine sanığın tabancasını çıkartarak "Siz karışmayın" diye söylediği ve yakın mesafeden ateş ederek katılanı batın sol üst bölgeden yaraladığı, sanığın olay yerinden uzaklaşırken elindeki silahı sallayarak "Bu köyle işim bitmedi bu köyün anasını avradını sinkaf edeceğim" dediği, sanığın eylemi sonucu katılanda meydana gelen batına nafiz yaralanmanın ince barsağında iki yerden ve transvers kolonda iki yerden perforasyona neden olup mezenterin kısmen yaralanmış ve kanamalı olduğu, katılanın yaşamsal tehlike geçirecek şekilde yaralandığı olayda,

1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, hukuka uygunluk nedenlerinden biri olarak 5237 sayılı Kanun'un 25/1. maddesinde düzenlenen meşru savunmanın yargısal kararlarda ve öğretide; bir kimsenin, gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakkı hedef alan, gerçekleşen ya da gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı, saldırı ile eş zamanlı olarak hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde, kendisinden veya başkasından uzaklaştırmak mecburiyetiyle saldırıda bulunan kişiye karşı işlediği ve hukuk düzenince meşru kabul edilen fiiller olarak kabul edilmesi karşısında, sanığın olaydan sonra kaçması ve yaklaşık bir ay sonra yakalanmış olması nedeniyle karşı tarafça darp edilip edilmediğinin tespit edilemediği, tanık anlatımlarına göre sanığın vücut bütünlüğüne yönelen bir saldırının bulunmadığı, bu haliyle meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluşmadığı, katılandan sanığa yönelen haksız söz veya davranış bulunmadığı anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz nedenlerinin incelenmesinde hükümde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Suçta kullanılan silahın elverişliliği, atış mesafesinin yakın oluşu, hedef alınan vücut bölgesi ile meydana gelen zararın ağırlığı nazara alındığında sanığın eyleme bağlı olarak açığa çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2 maddeleri uyarınca mahkumiyet hükmü kurulması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklandığı üzere suç vasfında yanılgıya düşülmesi nedeniyle Cumhuriyet savcısının, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 17.09.2025 tarihli ve 2023/2332 Esas, 2025/3098 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-(b) maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

§