Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Ceza Dairesi

Dosya2025/6120 E. 2026/2451 K.

"İçtihat Metni"

Y A R G I L A M A N I N Y E N İ L E N M E S İ T U T U K L U

D U R U Ş M A V E T A H L İ Y E T A L E P L İ

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/1110 E., 2025/1975 K

SUÇ : Kasten öldürme

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Hükümlü müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.11.2018 tarihli ve 2018/324 Esas, 2018/521 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 09.01.2019 tarihli ve 2019/103 Esas, 2019/107 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekili, hükümlü ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca yazım hatası düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3. Bu kararın hükümlü ve müdafii ile katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 15.01.2020 tarihli ve 2019/3698 Esas, 2020/109 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiştir.

4. Hükümlünün bireysel başvuruda bulunması üzerine, Anayasa Mahkemesinin 08.02.2024 tarihli ve 2020/22271 başvuru numaralı kararı ile özetle; adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edilmesi nedeniyle kararın bir örneğinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Yargılamanın yenilenmesine karar verilmek suretiyle Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.10.2024 tarihli ve 2024/220 Esas, 2024/372 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

6. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 28.04.2025 tarihli ve 2025/1110 Esas, 2025/1975 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik hükümlü ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Hükümlü ve müdafiinin temyiz istemi özetle, adil yargılanma hakkının ihlâl edildiğine, tanık S.T. dinlenmeden karar verilerek savunma hakkının kısıtlandığına, yetersiz gerekçeyle karar verildiğine, eksik incelemeye, çelişkili tanık beyanları dışında mahkumiyete yeter, somut delil bulunmadığından beraatine karar verilmesi gerektiğine, aksi kabulde haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 15.01.2020 tarihli ve 2019/3698 Esas, 2020/109 Karar sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleşen hükme yönelik yargılamanın yenilenmesi kabule şayan görülerek yapılan yargılama sonucunda, hükümlünün bireysel başvuruda bulunması üzerine, Anayasa Mahkemesi'nin 08.02.2024 tarihli ve 2020/22271 başvuru numaralı kararı ile "Mahkeme, tefrik edilen dosyanın sanıklarından B.T.nin 8.10.2016 tarihinde Başsavcılıkta verdiği, başvurucunun maktule saldırdığı yönündeki ifadesi ile diğer sanık ...nin soruşturma evresinde verdiği 7.10.2016 tarihli "Babamın arkadaşı olan ...'un da elinde sallama tabir edilen büyük bir bıçak vardı." şeklindeki ifadesine dayanarak başvurucunun maktulün direncini kırarak eyleme iştirak ettiğini kabul etmiş; atılı suçun bu suretle işlendiği sonucuna varmıştır. Gerekçeli kararda buna ek olarak yine tefrik edilen davada tanık sıfatıyla dinlenen M.T.nin başvurucunun elindeki sallamayı maktule karşı salladığını gördüğü yönündeki beyanına da delil olarak yer vermiştir. Gerekçeli karara göre söz konusu tanık beyanları dışında atılı suçun başvurucu tarafından işlendiğini gösteren herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu durumda başvurucuya sorgulama/sorgulatma imkânı verilmeyen tanıkların beyanlarının mahkûmiyet kararına götüren tek delil niteliğinde olduğu görülmüş,. Ancak Mahkemenin tanıkları başvurucunun da onlara soru sormasına imkân sağlayacak şekilde istinabe suretiyle ya da SEGBİS gibi vasıtalarla neden dinlemediğine ilişkin bir bilgi ve belgeye ulaşılamamıştır. Tanıkların tefrik edilmiş dosyada başvurucuyu suçlayıcı yönde verdikleri ifadeler ile kovuşturma evresinde başvurucu hakkında yaptıkları açıklamalar duruşmada okunmuş ise de muhakeme sürecinin hiçbir aşamasında başvurucu bu beyanlara karşı itirazlarını ileri sürme imkânı bulamamıştır. Diğer bir ifadeyle başvurucu, tanıkların beyanlarının tespiti sırasında hazır bulunmadığından ses ve görüntü nakli yoluyla da olsa onları sorgulayamamış; sorulan sorulara verdikleri cevaplar hakkında izlenim edinme fırsatı elde edememiştir. Bu yüzden tanıkların tepkileri konusunda Mahkemenin dikkatini çekememiş, böylelikle tanıkların beyanlarının doğruluğu ve güvenilirliği test edilememiştir. Mahkeme de tanıkların sorulara cevap verirken gösterecekleri tepkilerle ilgili izlenim elde edememiştir. Sonuç olarak doğruluğu ve güvenilirliği test edilmemiş tanıkların beyanları tek delil olarak hükme esas alındığı hâlde savunmanın karşılaştığı zorlukları telafi edecek karşı dengeleyici güvenceler sağlanmamıştır. Bu bağlamda tanıkların duruşmada veya SEGBİS yoluyla dinlenmemesinin bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ve kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine." karar verildiği, Mahkemece sanık huzurunda tanık beyanları alınmak suretiyle hak ihlâlinin giderilerek yargılamanın usulüne uygun şekilde yapıldığı, adil yargılanma ve savunma haklarının ihlal edilmediği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin hükümlü tarafından inceleme dışı sanık ve suça sürüklenen çocuklarla birlikte iştirak halinde gerçekleştirildiğinin saptandığı, maktulden hükümlüye yönelen haksız söz ve davranış bulunmadığından haksız tahrik hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 28.04.2025 tarihli ve 2025/1110 Esas, 2025/1975 karar sayılı kararında hükümlü ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak hükümlü müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.04.2026 tarihinde karar verildi.

§