"İçtihat Metni"
K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
(I) MAHKEMESİ: İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/1219 Değişik İş
(II) MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/426 E., 2019/507 K.
SUÇ : Kasten yaralama
İNCELEME KONUSU
KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itirazın reddi,mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.10.2019 tarihli ve 2016/426 Esas, 2019/507 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/2, 86/3-c, 29, 62, 52/2. maddeleri uyarınca 2.240,00 TL adlî para cezası ile
cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik sanık müdafii tarafından yapılan itirazın reddine dair merci İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.11.2019 tarihli ve 2019/1219 Değişik İş sayılı kararının kesin olmakla 15.11.2019 tarihinde kesinleştiği,
2. Hükümlü ... hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 86/3-c, 29, 62, 52/2. maddeleri uyarınca 2.240,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin netice cezanın türü ve miktarı itibariyle 5271 sayılı Kanun'un 272/3-a maddesi uyarınca kesin nitelikte olmakla 15.10.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 07.07.2025 tarihli ve 2024/704 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.09.2025 tarihli ve KYB - 2025/91538 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.09.2025 tarihli ve KYB - 2025/91538 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"...Sanıklar ... ve ... haklarında 25.02.2016 tarihinde avukat olan müşteki ...'e karşı kasten basit yaralama suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/95878 soruşturma numaralı dosyasından 19.08.2016 tarihli iddianame düzenlediği ve her iki şüphelinin 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3-c ve 29/1 maddeleri uyarınca cezalandırılmalarının istendiği iddianamede, avukat olan müştekinin müvekkili olan ...in sahibi olduğu gayrimenkulün riskli yapı tespit işlemleri için olay mahallinde bulunduğu sırada şüpheliler tarafından darp edildiğinin belirtildiği ve sanıklar haklarında avukat olan müştekiye karşı gerçekleştirmiş oldukları yaralama eyleminin avukatın gerçekleştirmiş olduğu kamu görevinden dolayı olduğundan bahisle 5237 sayılı Kanun'un 86/3-c maddesi gereğince cezalarında artırım yoluna gidildiği anlaşılmış ise de;
Avukat olan müştekinin olay anında yargısal bir faaliyet nedeniyle olay mahallinde bulunmadığı ve doğal olarak bu nedenle de darp edilmediği, müştekinin sahip olduğu vekaletname ile üstlendiği görevin herhangi bir kimsenin de üstlenmesi mümkün bir vekalet görevi olduğu ve müştekinin de 11.12.2018 tarihli duruşmada şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmesi karşısında, sanıklar haklarındaki kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde kararlar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. Öğretide olağanüstü temyiz olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü kanun yolunun koşulları ve sonuçları, 5271 sayılı Kanun'un 3 09... . maddelerinde düzenlenmekle, 5271 sayılı Kanun’un, Kanun yararına bozma başlıklı 309. maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan; "(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenlemeler uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi hâlinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Bununla birlikte kanun yararına bozma yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
2. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; avukat olan mağdurun riskli yapı tespiti işlemi sırasında vekil sıfatıyla bulunduğu ve bu itibarla 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 57. maddesinde yer alan; "Görev sırasında veya yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlar hakkında, bu suçların hakimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümler uygulanır." şeklindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun'un 6/1-d maddesi uyarınca yargı görevi yapan kişi olarak tanımlanan mağdur avukata yönelik gerçekleştirilen kasten yaralama eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 86/3-c maddesi kapsamında "kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle" işlenmiş olması nedeniyle Mahkemece yapılan uygulamada isabetsizlik bulunmadığı belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.04.2026 tarihinde karar verildi.