Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Ceza Dairesi

Dosya2025/5521 E. 2026/2855 K.

"İçtihat Metni"

T U T U KL U D U R U Ş M A V E T A H L İ Y E T A L E P L İ

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/1497 E., 2025/1423 K.

SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs

HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. ... (Konya) 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.02.2025 tarihli ve 2024/597 Esas, 2025/78 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında katılanı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/2, 62, 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 15.05.2025 tarihli ve 2025/1497 Esas, 2025/1423 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik lehe ve aleyhe istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, olay öncesinde sanığın tehdit eylemlerine ve husumetine konu olan derdest dosya ile birleştirme kararı verilmesinden sonra hüküm kurulması gerektiğine, üst sınıra yakın bir ceza tayini ve takdiri indirim maddesinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.

2.Sanık müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle; savunma delilleri toplanılmadan savunma hakkı kısıtlanmak sureti ile usul ve yasaya aykırı biçimde hüküm kurulduğuna, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, suçun vasfında hataya düşüldüğüne, sanığın eyleminin meşru savunma sınırlarında kaldığına, tek hekim tarafından düzenlenen yetersiz raporun hükme esas alındığına, keşif yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verildiğine, soruşturma işlemlerinin usül ve yasaya aykırı şekilde yapıldığına, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE

1.Sanık tarafından saldırı uygulayacağına dair katılana mesaj atılmış olması dolayısıyla ilk haksız hareketin sanıktan geldiği ve dosya kapsamına göre haksız tahrikteki etki tepki dengesinin sanık lehine bozulmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasında isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak olunmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan adlî raporların yeterli olduğu, adil yargılanma ve savunma hakkının ihlalinin söz konusu olmadığı, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin sanık tarafından öldürme kastıyla gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, katılanda meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak teşebbüs nedeniyle belirlenen ceza miktarında isabetsizlik bulunmadığı, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması ve haksız tahrik koşullarının oluşmadığı, sanık hakkında takdiri indirimin mahkemenin

takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

IV. KARAR

Gerekçe başlığı altında açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 15.05.2025 tarihli ve 2025/1497 Esas, 2025/1423 Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanık müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre göz önüne alındığında, sanık müdafiilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca ... (Konya) 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

K A R Ş I O Y

Olay günü sanık ...'in konuşmak için araç ile katılanların yanına gittiği, sanığın katılan ...'ı aracına aldığı, aralarında tartışma çıktığı, sanığın aracı ile ilerlediği esnada sanık ...'ın aracın şoför koltuğu cebinden silahı aldığı, katılanlar ... ve ...un sanığın elinden bu silahı almaya çalıştığı, aralarında arbede çıktığı, sanığın bu esnada silah ile katılan ...'a ateş ederek sol tibia alt kısmından yaraladığı, daha sonra sanığın eylemine devam ettiği, katılan ...'a ateş ederek sağ alt uyluğundan, ayağından ve karın alt kısmından yaraladığı, katılan ...'a ateş ederek sol uyluğundan yaraladığı olayda; sanığın öldürme değil yaralama kastıyla hareket ettiği kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır.

5237 sayılı TCK’nın 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir. Bu bağlamda,

1. Sanık ile katılanlar aralarında bir anlaşmazlık bulunsa da, taraflar arasında öldürmeye gerektirecek derecede bir husumet bulunmaması,

2. Olay yerine gelen sanık ile katılanlar arasında tartışma ve bir kavga yaşanması nedeniyle sanığın katılanlara karşı doğrudan silahını kullanarak ateş etmemesi,

3. Sanığın önce katılan ...’u diz bileği bölgesinden vurması, ardından üç el ateş ettiği katılan ...’ın iki defa uyluk kemiği bölgesinden ve göbek deliğinin iki santim altından vurması ve fiiline devam eden sanığın son olarak katılan ...’u yine uyluk bölgesinden vurmuş olması,

4. Sanığın katılanların tamamını hayati bölgelerinden vurma imkanı olmasına rağmen, yakın mesafeden hedef alarak ayaklarına ateş etmiş olması

5. Yeterli mermisi olmasına rağmen hayati bölgelerine ateş etmeyerek, mani bir hal bulunmamasına rağmen, fiiline kendiliğinden son vermiş olması,

6. Sanığın katılan ... ve ...a yönelik fillerinin yaralama kastı olarak kabul edilerek verilen mahkumiyet kararlarının kesinleşmesi,

Hususları dikkate alındığında, sanığın atışlarından birinin katılan ...’ın hayati bölgesine isabet ettiği konusunda tereddüt olmamakla birlikte, katılanların vücutlarının hayati bölgelerinden birden fazla vurma imkanı olan sanığın, hedef gözeterek katılanların ayaklarına doğru ateş etmiş olması ve katılanın batın bölgesine isabet eden tek merminin ise bacak bölgesinin 10-15 cm üstünde bulunması ve olayın panik hali ve atışların hareketli ortamda yapılması dikkate alındığında atış sırasında bu kadar sapmanın sanığın yaralama kastıyla hareket ettiği gerçeğini değiştirmeyeceği nedeniyle, sanığın dış dünyaya yansıyan davranışlarına göre suçu işlerken sahip oldukları kasta bakılmaksızın sadece kullanılan aracın öldürmeye elverişli olduğu ve verdiği zarar nazara alınarak ve bundan fiili bir karine oluşturularak, yaralama kastıyla hareket ettiği kabul edilmesi gereken sanığın fiilinin kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmesinin maddi gerçeğe ve hukuka aykırı olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.

§