"İçtihat Metni"
K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/1507 değişik iş
İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın reddine
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Taammüden adam öldürme suçundan ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.01.1994 tarihli ve 1993/188 Esas, 1994/14 Karar sayılı kararı ile 30 yıl ağır hapis cezasına hükümlü ...'ın, bu cezasının infazı sırasında, 4616 sayılı 23... Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun gereğince 05.11.2001 tarihinden geçerli olmak üzere şartla tahliyesine ilişkin Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.11.2001 tarihli ve 2001/270 müteferrik sayılı kararını müteakip, hükümlünün bihakkın tahliye tarihi olan 22.05.2023 tarihinden önce denetim süresi içinde 24.12.2021 tarihinde işlemiş olduğu uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan dolayı 8 yıl 4 ay hapis hapis cezasına mahkûm edildiği gerekçesiyle şartla tahliyenin geri alınması talebinin, suçun denetim süresi sona erdikten işlendiğinden bahisle reddine dair ... 2. İnfaz Hakimliğinin 08.09.2023 tarihli ve 2023/2744 Esas, 2023/5251 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.2023 tarihli ve 2023/1507 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 94660652-105-01-121-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.01.2025 tarihli ve 2025/9884 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.01.2025 tarihli ve 2025/9884 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 tarihli ve 2007/1-214-181 sayılı kararında belirtildiği üzere infaza ilişkin lehe oluşan hataların kazanılmış hakka konu olmayacağı gözetilerek yapılan incelemede,
Suç tarihinde yürürlükte bulunan koşullu salıverilme ile ilgili mevzuat incelendiğinde;
Mülga 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un "Şartla Salıverilme" başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasının "(Değişik fıkra: /11/03/1986 - 3267/1 md.) ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 25 yıllarını; müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20 yıllarını; diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkum edilmiş olanlar hükümlülük süresinin ½'ni; çekmiş olup da tüzüğe göre iyi halli hükümlü niteliğinde bulundukları takdirde, talepleri olmasa dahi şahsi şartla salıverilirler.",
Aynı Kanun'un Ek 2. maddesinin, "Hükümlülerin yarı açık veya açık cezaevlerine seçilmelerine karar verme işlemi, Adalet Bakanlığınca her yılın Ocak ayı içerisinde tespit edilerek Cumhuriyet Savcılıklarına bildirilen şartla salıverilme tarihine göre yapılır. Bakanlıkça bildirilen bu tarih aşılmamak ve kapalı kurumlarda çalışanlara öncelik tanınmak kaydıyla; 9, 10... inci maddeler gereğince tabi tutulacakları müşahadeleri sonucu yarı açık veya açık müesseselere naklolunan hükümlülerin; anılan müesseselerde kaldıkları her ay için 6 gün, 19 uncu maddenin 1, 2 ve 3 üncü fıkralarına göre tespit edilecek şartla salıverilme tarihlerinden indirilmek suretiyle şartla salıverilme işlemi yapılır." ,
765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 17. maddesinin 1. fıkrasının, "(Değişik fıkra: 07/12/1988 - 3506/1 md.) şartla salıverilmiş olan hükümlü, geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olur veya mecbur olduğu şartları yerine getirmez ise, şartla salıverilme kararı geri alınır. Bu takdirde suçun işlendiği tarihten sonraki kısım hükümlünün ceza süresine mahsup edilmeyerek aynen çektirilir ve şartla salıverilmeye esas teşkil eden hükmün infazı ile ilgili olarak bir daha şartla salıverilmeden yararlanamaz." şeklinde düzenlendiği,
Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un denetim süresi ile ilgili mevzuat incelendiğinde;
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un, "Koşullu Salıverilme" üst başlıklı 107/6. maddesinin ilk hâlinin,
"Koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin yarısı kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemez." şeklinde ve 14.04.2020 tarihinde kabul edilen 15.04.2020 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 48. maddesi ile değişik halinin ise "Koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemez." şeklinde düzenlendiği,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.06.2021 tarihli ve 2019/1-206 Esas, 2021/272 Karar sayılı kararında yer alan,. "... Dolasıyla koşullu salıverilme kurumuna ve uygulanmasına ilişkin kanun hükümlerinin uygulanması bakımından derhal uygulama ilkesi değil, lehe kanunun uygulanması ilkesi geçerli olacaktır. Ancak lehe kanun uygulamasında temel kural, eski ve yeni kanun hükümlerinin ayrı ayrı bir kül olarak değerlendirilip, hangi kanunun lehe olduğunun bir kül olarak belirlenmesidir. başka bir ifadeyle, lehe kanun uygulamasında tek bir hükmün infazında karma kanun uygulaması yapılmaz... Koşullu salıverilmede belirlenen denetim süresi de koşullu salıverilme kurumundan bağımsız düşünülemez. Bu doğrultuda denetim süreleriyle ilgili lehe kanun değerlendirilmesi yapılmalıdır. Denetim süresi, 647 sayılı CİK'da bihakkın tahliye tarihi sonuna kadar iken, CGTİHK'nın 107/6. maddesinin ilk hâlinde cezaevinde geçirilmesi gereken sürenin yarısı kadardı. 7242 sayılı Kanun ile değişik CGTİHK'nın 107/6. maddesinde ise denetim süresi infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre kadar şeklinde belirlenmiştir. Bu kapsamda denetim süresi açısından 5275 sayılı CGTİHK'nın 647 sayılı CİK'e göre, CGTİHK'nın 107/6 maddesinin ilk hâlinin de 7242 sayılı Kanun ile değişik CGTİHK'nın 107/6. maddesine göre daha lehe olduğu yorumu yapılabilecektir...." ile benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 10.12.2018 tarihli, 2018/2219 Esas, 2018/5254 Karar sayılı ilâmında yer alan, " Hükümlünün infaza konu cezasından dolayı koşullu salıverilme hakkından yararlanabilmesi bakımından infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin belirlenmesinde 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yapılan uygulamanın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılacak uygulamaya göre lehe olduğundan, somut olayda 5275 sayılı Kanun hükümlerine göre değil 765 sayılı TCK'nin 17. maddesi hükümlerine göre koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilmesi gerektiği, koşullu salıverilme ile ilgili uygulama bakımından 647 sayılı Kanun hükümleri ile 5275 sayılı Kanun hükümlerinin sadece lehe olan bölümlerinin alınıp karma uygulama yapılmasının mümkün olmadığı, hükümlerin bir bütün olarak uygulanmasının zorunlu olduğu,..." şeklindeki açıklamalara göre,
Denetim süresi açısından 5275 sayılı Kanun'un 647 sayılı Kanun'a göre, 5275 sayılı Kanun'un 107/6 maddesinin ilk hâlinin de 7242 sayılı Kanun ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 107/6. maddesine göre daha lehe olduğu, ancak infaz hukukunda hükümlünün ceza evinde geçirmesi gereken süre ile koşullu salıverildikten sonra belirlenen denetim süreleri bakımından lehine olan hükümlerin alınarak karma bir uygulama yapılmasının mümkün olmadığı,
İnfaz dosyası incelendiğinde;
Adı geçen hükümlünün, ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.01.1994 tarihli ve 1993/188 Esas, 1994/14 Karar sayılı kararıyla verilen 30 yıl ağır hapis cezasının, Midyat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 4616 sayılı Kanun gereğince 10 yıl indirilip, 647 sayılı Cezalarının İnfazı Hakkında Kanunun 19 ve ek 2. madde hükümleri dikkate alınarak 1/2 oranında ve ayda 6 gün indirim yapılmak suretiyle düzenlenen 05.01.2001 tarihli ve 2001/383 sayılı müddetnameye göre hakederek tahliye tarihinin 22.05.2023, koşullu salıverilme tarihinin ise 05.11.2001 olarak belirlendiği,
Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.11.2001 tarihli ve 2001/270 müteferrik sayılı kararı ile 4616 sayılı Kanun'un 1/2. maddesi uyarınca 05.11.2001 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere şartla tahliye edildiği,
Hükümlünün koşullu salıverildiği tarih ile bihakkın tahliye tarihi arasında (deneme süresi içerisinde) 24.12.2021 tarihinde işlediği uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.06.2022 tarihli ve 2022/40 Esas, 2022/209 Karar sayılı kararı ile 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı,
Bu haliyle, adı geçen hükümlünün 4616 sayılı Kanun uyarınca şartla tahliye edildiği, bu nedenle 647 sayılı Kanun’un hükümlünün ceza evinde geçirmesi gereken süre bakımından lehe olduğu, çapraz ve karma bir uygulama yapılamayacağından denetim süresinin de 5275 sayılı Kanun'a göre tayin edilemeyeceği ve hükümlünün koşullu salıverildikten sonra belirlenen denetim süresinin 647 sayılı Kanun'a göre belirlenmesi gerektiği, bu sürenin ise bihakkın tahliye tarihi olan 22.05.2023 tarihine kadar devam edeceği, hükümlünün 24.12.2021 tarihinde işlediği uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.06.2022 tarihli ve 2022/40 Esas, 2022/209 Karar sayılı kararıyla 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu cezanın iki katı olan 16... aylık sürenin hükümlünün bihakkın tahliye tarihini geçtiği, bu haliyle aynen infazı gereken süre açısından 7242 sayılı Kanunun 48. maddesiyle değişiklik öncesi 107/13. maddesinin hükümlü lehine olduğu değerlendirilerek şartla tahliyenin geri alınmasına, ikinci suçun işlendiği 24.12.2021 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 22.05.2023 tarihi arasındaki 513 günlük sürenin aynen infazına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları;
(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.
2. Mülga 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 19 uncu maddesinin (1) nci fıkrası;
(Değişik fıkra: /11/03/1986 - 3267/1 md.) ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 25 yıllarını; müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20 yıllarını; diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkum edilmiş olanlar hükümlülük süresinin ½'ni; çekmiş olup da tüzüğe göre iyi halli hükümlü niteliğinde bulundukları takdirde, talepleri olmasa dahi şahsi şartla salıverilirler.
3. Mülga 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun Ek Madde 2 nin konu ile ilgili bölümü;
(Ek madde: 01/06/1978 - 2148/1 md.), Hükümlülerin .... Anılan müesseselerde kaldıkları her ay için 6 gün, 19. maddenin 1, 2 ve 3. fıkralarına göre tespit edilecek şartla salıverilme tarihlerinden indirilmek suretiyle şartla salıverilme işlemi yapılır.
4. 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 17 nci maddesinin (1) nci fıkrası;
(Değişik fıkra: 07/12/1988 - 3506/1 md.) şartla salıverilmiş olan hükümlü, geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olur veya mecbur olduğu şartları yerine getirmez ise, şartla salıverilme kararı geri alınır. Bu takdirde suçun işlendiği tarihten sonraki kısım hükümlünün ceza süresine mahsup edilmeyerek aynen çektirilir ve şartla salıverilmeye esas teşkil eden hükmün infazı ile ilgili olarak bir daha şartla salıverilmeden yararlanamaz.
5. 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin konu ile ilgili bölümleri;
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkum edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.
Koşullu salıverilen hükümlünün tabi tutulacağı denetim süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin yarısı kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemez.
Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hakimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde koşullu salıverilme kararı geri alınır.
Koşullu salıverilme kararının geri alınması halinde hükümlünün;
a)Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren kalan cezasının aynen,
b) (Değişik: 25/5/2005-5351/ 8 md.) Yükümlülüklerine aykırı davranması halinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla takdir edilecek bir sürenin,
Ceza İnfaz Kurumunda çektirilmesine karar verilir. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili bir daha koşullu salıverilme kararı verilmez.
Denetim süresi yükümlülüklere uygun ve iyi halli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.
Şeklinde düzenlenmiştir.
6. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç, infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır hükmü karşısında, suç tarihi göz önünde bulundurularak koşullu salıverilmeye ilişkin uygulanacak kanun hükümlünün özgürlüğünü en az kısıtlayacak şekilde belirlenmelidir.
7. Hükümlü hakkında 20.05.1993 tarihinde işlemiş olduğu nitelikli öldürme suçundan verilen ve kesinleşen 30 yıl hapis cezasının infazı sırasında hükümlünün 4616 sayılı Kanun ile 647 sayılı Kanun’un 19 ve ek 2 nci madde hükümleri uygulanmak suretiyle Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.11.2001 tarihli ve 2001/270 müteferrik sayılı kararı ile 05.11.2001 tarihinden geçerli olmak üzere şartla tahliyesine karar verildiği, bihakkın tahliye tarihi 22.05.2023 olarak tespit edilen hükümlünün, denetim süresi içerisinde 24.12.2021 tarihinde işlemiş olduğu uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.
8. Hükümlünün infaza konu cezasından dolayı şartla tahliyeden yararlanabilmesi bakımından infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin belirlenmesinde 4616 sayılı Kanun ile 647 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan uygulamanın 5275 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılacak uygulamaya göre lehe olduğu, şartla tahliye ile ilgili uygulama bakımından 647 sayılı Kanun hükümleri ile 5275 sayılı Kanun hükümlerinin sadece lehe olan bölümlerinin alınıp karma uygulama yapılmasının mümkün olmadığı, hükümlerin bir bütün olarak uygulanmasının zorunlu olduğu, denetim süresi ile ilgili 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan 7242 sayılı Kanun'un 48 inci maddesi ile yapılan değişiklik öncesi "Koşullu salıverilen hükümlünün tabi tutulacağı denetim süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin yarısı kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemez." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında 5275 sayılı Kanun hükümlerine göre şartla tahliye süresinin belirlenmesi ve şartla tahliye kararı verilmesi durumunda denetim süresinin uygulanmasının sözkonusu olabileceği, somut olayda hükümlü hakkında şartla tahliyeden yararlanabilme süresi bakımından lehe kabul edilen 647 sayılı Kanun hükümleri uygulandığı anlaşılmakla, denetim süresinin 647 sayılı Kanun'a göre belirlenmesi ve bihakkın tahliye tarihine kadar devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu dikkate alınmalıdır.
9. Ancak somut olayda ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenip işlenmediği ve işlenmişse aynen infazına karar verilmesi gereken sürenin ne kadar olduğunun belirlenebilmesi için tasarlayarak öldürme suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 450/4, 51/1, 59. maddeleri gereğince verilen ve kesinleşen hapis cezası ile ilgili olarak öncelikle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre lehe aleyhe yasa karşılaştırılmasının yapılması gerektiği anlaşılmakla, Cumhuriyet Başsavcılığının 24.02.2006 tarihli talebi üzerine, şartla tahliye edilmiş olmakla beraber, bihakkın tahliyesi henüz gerçekleşmemiş olan hükümlülere ait hükümlerin yapılacak uyarlama yargılaması sonucu ceza miktarının ve buna dayalı olarak da infaz sürelerinin değişmesi olanaklı olduğundan, yargılama yapılarak 765 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca verilmiş ve kesinleşmiş hükmün lehe olması durumunda uyarlama talebinin reddine karar verilmesi; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe olması durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca yeniden hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde 5252 sayılı Kanunun 9. maddesinde yer alan, " 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak,.....Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir .....hükmü gözetilmeden," 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak,.....Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir .....hükmü gözetilmeden," “...uyarlamaya konu ilamdaki cezanın infazında ne gibi tereddüt olduğunun açıkça yazılmadığı, kaldı ki hükümlünün şartla tahliye olduğu yeni ceza kanununda lehe hüküm olduğu takdirde ancak bihakkın tahliye tarihinin değişebileceği bu aşamada hükümlünün bu konuda hukuki yararının bulunmadığı”, gerekçesiyle, “Cumhuriyet Savcısının bu konuda karar verilmesi talebinin reddine”, şeklinde verilen 31.03.2006 tarihli ve 1993/188 Esas, 1994/14 Karar sayılı karara karşı olağan kanun yollarının işletilmesi, hükümlünün bihakkın tahliye tarihinin yeniden belirlenmesi, belirlenen bihakkın tahliye tarihine göre denetim süresi dolmadan kasıtlı suçtan hapis cezası ile cezalandırıldığının tespit edilmesi halinde hükümlü hakkında daha önce verilen şartla tahliye kararının geri alınmasına ve aynen infaza karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, 647 sayılı Kanun ve 5275 sayılı Kanun hükümleri karma uygulanmak suretiyle ikinci suçun denetim süresi dolduktan sonra
işlendiği gerekçesiyle şartla tahliye kararının geri alınmasına yer olmadığına dair İnfaz Hakimliğince eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu verilen karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine reddine dair itiraz merciince verilen karar Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi açıklanan bu nedenle yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.11.2023 tarihli ve 2023/1507 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.04.2026 tarihinde karar verildi.