Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Ceza Dairesi

Dosya2025/3860 E. 2026/262 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2024/2605 değişik iş

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.12.2005 tarihli ve 2004/... Esas, 2005/238 Karar sayılı kararıyla 10 yıl hapis cezasına hükümlü ...'nin, işbu cezasının Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 08.03.2007 tarihli ve 2007/323 Esas, 2007/1903 Karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, hükümlü müdafinin ceza zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle yapmış olduğu infazın durdurulması talebinin reddine ilişkin ... 2. İnfaz Hakimliğinin 18.11.2024 tarihli ve 2024/5881 Esas, 2024/6380 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile infazına yer olmadığına dair ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.01.2025 tarihli ve 2024/2605 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2025 tarihli ve ... sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.05.2025 tarihli ve 2025/63677 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.05.2025 tarihli ve 2025/... sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"Dosya kapsamına göre, hükümlü müdafinin ceza zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle ... 2. İnfaz Hakimliğinin 18.11.2024 tarihli kararına karşı yapmış olduğu itiraz üzerine, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.01.2025 tarihli kararı ile, hükümlü hakkındaki cezayı koşullu salıverilme oranına göre ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken süre olarak hesapladığı ve hükümlünün tutuklulukta geçirdiği süreler mahsup edilerek ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin 1580 gün (4 yıl 4 ay) olarak değerlendirmesi sonucu kalan ceza miktarının 5 yılın altında olması nedeniyle ceza zaman aşımı süresinin 10 yıl olarak belirlediği ve buna göre ilgili ilamın infaz edilmemesine karar verilmiş ise de,

5237 sayılı Kanun'un "Ceza zamanaşımı" başlıklı 68. maddesinde, "(1) Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez: ... d) Beş yıldan fazla hapis cezalarında yirmi yıl, e) Beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında on yıl ... (5) Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.'' yine anılan Kanun'un "Ceza zamanaşımının kesilmesi" başlıklı 71. maddesinde, "(1) Mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat veya bu maksatla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser. (2) Bir suçtan dolayı mahkûm olan kimse üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlediği takdirde, ceza zamanaşımı kesilir." şeklinde yer alan düzenleme gereğince,

Somut olayda, hükümlünün silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.12.2005 tarihli ve 2004/... Esas, 2005/238 Karar sayılı kararının, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 08.03.2007 tarihli ve 2007/323 Esas, 2007/1903 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesi üzerine, ceza zamanaşımı süresinin 08.03.2007 tarihinde işlemeye başlayacağı, infazın kesintisiz sürmesi ve bölünmezliği ilkesi gereğince ceza zamanaşımı süresinin hesaplanmasında infaz olunacak kararın bihakkın tahliye tarihine kadar geçecek sürenin dikkate alınması gerektiği, hükümlünün yargılama aşamasında 27.10.2000-24.02.2005 tarihlerinde tutuklulukta geçirdiği 1580 günlük sürenin 10 yıllık hapis cezasından mahsup edilmesi durumunda bakiye kalan cezanın 5 yılın üzerinde kalması nedeniyle ceza zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun'un 68/1-d maddesinde belirtilen 20 yıllık süreye tabi olduğu ve bu süreninde cezanın kesinleşme tarihi nazara alındığında 08.03.2027 tarihinde tamamlanacağı gözetilmeden, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları;

(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.

(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.

(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.

2. Konu ile ilgili 765 sayılı Kanun'un 112. maddesinin birinci fıkrasının (3) ncü bendi;

"Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki müddetlerin mürurile ortadan kalkar:

.....

(3) Beş seneden ziyade ağır hapis veyahut hapis veya müebbet sürgün cezası yirmi sene,

3. Konu ile ilgili 5237 sayılı Kanun'un 68. maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bendi ile beşinci fıkrası;

“(1) Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez;

.....

(d) Beş yıldan fazla hapis cezalarında yirmi yıl,

(e) Beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında on yıl,

.....

(5) Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.”,

şeklinde düzenlenmiştir.

4. 765 sayılı Kanunda ceza zamanaşımı sürelerinin geçmesiyle cezaların “ortadan kalkacağı” belirtilmişken; 5237 sayılı Kanun da ceza zamanaşımı sürelerinin geçmesinin, cezayı ortadan kaldırmadığı, sadece bir infaz engeli oluşturduğu görülmektedir.

5. Ceza zamanaşımı süresinin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağı, 765 sayılı Kanun'un 113. maddesinde, “Hükümlerde müruru zaman hükmün katileştiği veya infazın herhangi bir suretle inkıtaa uğradığı günden itibaren işlemeye başlar.” şeklinde hükme bağlanmış iken, 5237 sayılı Kanun'un 68. maddesinin beşinci fıkrasında, “Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.” şeklinde belirtilmiş olup, iki kanun hükümleri arasındaki temel fark, 5237 sayılı Kanun da ceza zamaaşımının kesintiye uğraması halinde göz önünde bulundurulması gereken zamanaşımı süresinin, mahkumiyete konu ceza süresinin tamamına göre değil kesintiden sonra infazı gereken cezanın süresine göre hesaplanacak olmasıdır.

6. Somut olayda; hükümlü hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan 10 yıl hapis cezası verildiği ve mahkûmiyet hükmünün 08.03.2007 tarihinde kesinleştiği, hükümlünün bu suç nedeniyle 27.10.2000-24.02.2005 tarihleri arasında gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği mahsubu gereken 1581 günlük süre, infaza konu cezasından mahsup edildiğinde, hükümlünün infazı gereken kalan ceza miktarının 5 yıldan fazla olması nedeniyle ceza zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun'un 68. maddesinin 5. fıkrası da dikkate alınarak aynı maddenin 1. fıkrasının (d) bendine göre 20 yıl olarak belirlenmesi gerekirken, şartla tahliye hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı dahi bu aşamada belli olmayan hükümlünün, infaza konu cezasından 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesine göre 1/4 oranında indirim yapılarak, infaz rejimine göre, şartla tahliye edilmesi için iyi halli olarak ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken süre esas alınarak yapılan hesaplama sonucu infazı gereken kalan ceza miktarının 1580 gün olup, bu sürenin 5 yıldan az olduğu gerekçesiyle ceza zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu kabul edilerek, ceza zamanaşımı süresinin dolduğu ve cezanın infazına yer olmadığına dair verilen karar Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.01.2025 tarihli ve 2024/... değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.01.2026 tarihinde karar verildi.

§